duyguların bedenizmizdeki çeşmeden akmasıdır. ama bu çeşme kalbimiz dışında kimseyi dinlemez. akmak isterse durduramazsınız onu. kalbinizin ta derinlerinden gelen duygu damlaları sizi terkeder.içiniz boşalır. hem siz rahatlarsınız,hem de duygularınız artık özgürdür..
bazen yapmak istediklerimizi gerçekleştiremediğimizde,bazen istemesekte katlandığımız durumlarda,hüzünlü bir şarkı dinlerken bazen...kaybedilenin gelmeyeceğini bile bile onunla yaşlandığımızda, nefretin yerini alan hüzün anında, pişmanlıklarda,içinden çıkamayacağımız karmaşaların içinde kaybolduğumuzda ortaya çıkan duygu boşalması...
uzaklara dalmış düşünürken birden burnunuzun yanından akıp giden bir damla gözyaşı... insanın içindeki nefreti dışarıya vurması halinde kelimelerin anlamsız kaldığı an.
dünyanın en rahatlatıcı eylemidir. içinizde biriken a$k, okul, para vb. sorunlar artık malum yerinize kadar gelmi$ir. sonunda patlarsınız, ba$larsınız ağlamaya. belki duvarları yumruklarsınız. o kriz geçtikten sonra bir sigara yakarsınız ve kendinizi ne zamandır hissetmediğiniz huzurun kollarına bırakırsınız.
Yalnızca kendimizi kötü hissettiğimizde değil, çok heyecanlı ya da çok mutlu olduğumuzda da ağlayabiliyoruz. Herhangi bir duyguyu yüksek yoğunlukta yaşadığımızda ağlamamız çevremizdekilere, davranışlarının sonuçlarının ne olabileceği konusunda uyarı veriyor. Canımız yandığında ağlamamız ise, birilerinin fiziksel yardımına acil ihtiyaç duyduğumuz anlamına geliyor.
tam herşey yolundayken ve yıllar geçmişken aradan, bir yerden, eski sayfalardan çıkıp gelmek zorunda mıydın sanki. hiçbir şey olmamış gibi davranırken tekrar canımı acıtmak zorunda mıydın? sensizliğe bu kadar alışmışken, tam da kendi ayaklarım üzerinde durabilmeyi öğrenmişken bana bunları söylemek zorunda mıydın? küçük bir kızdım seni tanıdığımda, sayende olgunlaştım ve şimdi beni tanıyamıyorsun. üstüme yüklediğin o ağır yüklerin altında ezilen ruhumu artık tanıyamıyorsun. daha 16 yaşındaki bir kıza ölümün soğuk yüzünü göstermiştin. yaşatmamıştın belki ama uçurumun kıyısında yaşamak nedir senin sayende öğrendim. gün be gün ölümü beklemek, ya da dua etmek. duaların nasıl kabul olduğunu öğrendim. bir başkasının iyiliğini istiyorsan kendi iyiliğinden fedakarlık yapmalıymışsın. "yasasin" dedim allah'a. o yaşın yeter ki. ben onu bir daha göremeyecek olsam da.. yasasin.. ilk defa bir duam kabul oldu. belki en acı vericisiydi benim için bu, ama bir yerlerde yaşadığını biliyorum en azından ve sen kendini en olmadık zamanlarda tekrar hatırlatarak bunu her zaman bilmemi sağlayacaksın.
ve yine ağlıyorum. klavyemde gözyaşları, yanımda sen yoksun yine, ama bütün dualarım seninle...
sevdiğiniz biri bu eylemde bulunursa belki ondan çok sizin canınız acıyacaktır. siz onun yerine ağlamak isteyeceksinizdir. elinizden bişey gelmediğini hissederseniz onun kadar üzüleceksiniz. onu ağlatanı bulup öldürmek isteyeceksiniz. elinizde sadece teselli etmek kalınca ise ağlamak nedir öğrenmiş olucaksınız.
bazen durup dururken sadece düşünerek yapılabilecek bir eylemdir. kendiliğinden olur aslında...ağlayayım mı ağlamayayım mı diye düşünemez insan...içinden geldiğince yaşamak, bazen yaşadığının farkında olamamaktır. **
yaşadığımız şeylerin duygularımız ve kafamızda yarattıklarımızla birlikte göz yaşına dönüşmesi durumudur. örnek vermek gerekirse; bizi ağlatan duygusal bir şarkı değildir, duysal şarkı bir araçtır, bizi asıl ağlatan şarkıyı dinlediğimizde zihnimizde beliren anılarımız ve beraberindeki çaresizlik hissidir.