"Güz sabahı buğusunda bir salkım üzüm mü avuçlarımdaki ne?
Ayışığı yansıyor yüzüne.
Ben böyle bulutsu yüzü, ben böyle ışıksı yüzü
bir on yedi yaşındakinde gördüm,
bir de şimdi düşümde." *
dizelerinde, elini attığı her işte olduğu gibi şairlikte de ustalığını göstermiş yazar.
ya zamanından cok erken gelirim
dünyaya geldiğim gibi
ya zamanından cok gec
seni bu yasta sevdigim gibi
mutluluga hep gec kalırım
hep erken giderim mutsuzluga
ya her sey bitmiştir coktan
ya hicbir sey baslamamıs
öyle bi zamanına geldim ki yasamın
ölüme erken sevgiye gec
yine gecikmişim bagısla sevgilim
sevgiye on kala ölüme bes...
Aziz Nesin'den "Kimin Var Ki Senin" harika bir şiiri.
Kimi bekliyorsun hala,
Evinden kitaplarından uzakta mısın
Arada bir telefon et kendine
Kendine mektuplar yaz yanıt beklemeden
Kartlar gönder kendine her gittiğin uzaklardan
Sevgilim diye başlayıp öperim diye biten
Senin senden başka kimin var ki arasın
inince trenden ya da uçaktan yalnızlığın
Sevinçle karşıla yanlızlığını garlarda hava alanlarında
Ayrılışlarda da sarılıp öpüş yanlızlığınla
Ugurla kendi kendini dönüşsüz yolculuklara
Bekle kendini uzak yolculuklardan dönersin diye
Senin senden başka kimin var ki beklesin
içki masalarında bir başına mısın
Kendinleysen yetmelisin kendine
Çoğaltıp yanlızlığını konuş bir çok kendinle
Kaldır içki bardağını kendi şerefine
Ağlaşarak gülüşerek tartışarak kendile
Senin senden başka kimin var ki bulasın
Düşmanlarının saldırılarından yuvarlandıkça yerlere
Tutup kendi saçlarından kaldır kendini
Seni sana bildirecek kimsen yok başka kendinden
Ölünce senin bile haberin olmayacak öldüğünden
Haber ver kendine ki öldüğünü bilesin
Kimin var ki senin sana öldüğünü söylesin
Kendi kendinin hem konuğu hem ev sahibisin
Zamanın varken ağırla kendini sarılıp öperek
Biliyorsun nasıl olsa yakın o gelecek
Kimileri diyecek
Daha şimdiden sev kendini sev kendini SEVVVV
Kimin var ki senin seni senden başka sevecek..
bazıları kuran ı ezbere okuyan değil ezbere bilendir. parasız kaldığı yıllarda eski türkçe ve kuran dersleri de vermiştir. ve ayrıca hayatı boyunca hiç insan yakmamıştır.
"
nasıl bittiyse bundan öncekiler
buda biter
bite bite ben de biterim
olur biter
"
gerçek adı mehmet nusret. isimini ve soyadını kendi seçer. babasının adını alır. aziz olur. soyadı olarak nesin'i uygun görür kendine. niye? insanlar ona seslendiğinde kim olduğunu, ne olduğunu düşünsün diye.
bu ülkedeki insanların %60'ının aptal olduğunu idda eden ama günümüz koşullarında yanıldığı aşikar olan yazarımız.kim bilir aptallık belkide bulaşıcıdır ve bulaşmıştır %80'leri bulmuştur şimdi!
yazdığı romanları kullanılmış kağıtların arkasına yazacak kadar çevreci, konuşurken tükürüklerini saçmayacak şekilde konuşabilen, madımakta beni korkarak ölmüş şekilde akıllarına getirmesinler diye yatakta ölmek isteyen madımak gazisi.
soyadı kanunu çıktığında insanların yılmaz , güçlü , kuvvetli , çevik gibi soy isimlerini ve türevlerini seçtikleri için bu önlenemez egoizme hitaben 'nesin' soy ismini tercih etmiştir. bu örnek bile çok zeki bir insan olduğu gerçeğini ispatlamaktadır. bu konuyla alakalı bir çok şehir efsanesi dönmekte ancak en anlaşılır ve mütabık kalınanı budur.
türk mizah edebiyatının unutulmaz yazarı aziz nesin,yurt dışında ödüller almış yurdumuzda ise cezaevlerinde yatmış. iyi bir gözlemci, türk insanını çok iyi tanıyan eserlerinde, halkın yaşamındaki çarpıklıkları göstermesiyle bazı kesimler tarafından sevilmeyen, kurduğu vakıfla, yurt ve millet sevgisini kanıtlamıştır. kırk yıl evvel yazdığı öyküler bu gün dahi güncelliğini korumakta zevkle okunmaktadır.
soz verdigimiz yerde bulustuk
soz verdigimiz zamanda degil.
ben yirmi yil erken gelip bekledim
sen yirmi yil gec
ben seni beklemekten yasliyim
sense beklettigin icin genc
'1934 yılında soyadı kanunu çıktı, her türk kendine bir soyadı alacaktı.
Herkes kendi soyadını kendisi seçtiği için insanların bütün gizli aşağılık
duyguları ortaya çıktı.Dünyanın en cimrileri 'eli açık', dünyanın en
korkakları
'yürekli', dünyanın en tembelleri 'çalışkan' gibi soyadları aldılar.Bir
mektup
yazabilecek zamanda ancak imzasını atabilen bir öğretmenimiz kendisine
'çevikel' soyadının almıştı.Irkçılığın yayıldığı günler olduğundan,
özellikle
Türklüğü karışık olanlar ırkçılığı anlatan soyadlarını kapışıyorlardı. Her
türlü
yağmada hep sona kaldığım için güzel soyadı yağmasında da sona kaldım.
Bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime 'nesin'
soyadını aldım.Herkes 'nesin' diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime
geleyim istedim.'