aziz nesin

entry921 galeri136 video8
    101.
  1. ey aziz nesin
    bozuk bir klavye ile yazmanin sıkıntısı tahayyül edemeyenler cok
    edit yapmaktan göbeğin catlamasinin vermiş oldugu aciyi bilmeyenler daha cok
    tapilacak tek kişi vardir
    o da allahtir
    bunu unutunup
    şirk kosanlar daha cok
    bak rakimiz da bitiyor
    hadi cicekleri sulayalim
    3 ...
  2. 102.
  3. hakkında bu kadar entryyi sol framede görünce dirildi de birilerine ağzının payını güldüre güldüre yara yara verdi mi diye düşündüğüm yazar.
    3 ...
  4. 103.
  5. çok az kitabını okuduğum usta yazardır. okumamış olmak elbet bu lafı eksik bırakacaktır ama aşkım dinimdir kitabı, herhalde en iyi kitaplarından biridir. yazdığı tek bilim-kurgu öyküyü de içinde barındırır. aşık olduğu kadın için dinini değiştiren yaşlı adam hikayesi de gayet güzel ve özeldir.
    3 ...
  6. 104.
  7. 105.
  8. Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir;
    bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir
    kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan
    onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki
    ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! - işte
    o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes
    alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının
    sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine
    ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı
    koyabilir ki bir kadın. ince ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç
    damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki
    gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada
    bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin
    kalacağı bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları
    olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir
    derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, `ağlama niye ağlıyorsun
    ki, değmez onun için` derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü
    yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. içlerindeki zehirdir onları
    öldüren! Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler
    yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür
    yaraları. Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer
    sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa
    ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da
    yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda
    öğrenirler kendilerine sarılmayı... Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden
    vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama
    olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.
    Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir
    kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan...
    insanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye;
    hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında
    yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık
    kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine
    sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi;
    hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E.. o
    zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki! Etrafınızda yürekten ağlayan
    bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye
    başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki,
    sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim, ne diye sormayın artık. Çok
    ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü !

    *
    *
    *
    5 ...
  9. 106.
  10. 107.
  11. 1915, Heybeli Ada, doğumlu bu yazarımızın aramızdan ayrıldığı tarih olan 1995'e değin imza atmış olduğu eserler;

    1940'lı ve 1950'li yıllar;

    01. Parti Kurmak Parti Vurmak, Öyküler, 1946.
    02. Azizname, Taşlamalar, 1948.
    03. Monologlar, 1949.
    04. Geriye Kalan, Öyküler, 1953.
    05. Mizâh Hikâyeleri Antolojisi (4 cilt), 1955.
    06. it Kuyruğu, Öyküler, 1955.
    07. Kadın Olan Erkeğin Hatıraları, Roman, 1955.
    08. Yedek Parça, Öyküler, 1955.
    09. Düğümlü Mendil, Polisiye Roman, 1955.

    10. Fil Hamdi, Öyküler, 1956.
    11. Damda Deli Var, Öyküler, 1956.
    12. On Dakika, Şiir, 1957.
    13. Koltuk, Öyküler, 1957.
    14. Kazan Töreni, Öyküler, 1957.
    15. Gol Kralı, Roman, 1957.
    16. Toros Canavarı, Öyküler, 1957.
    17. Deliler Boşandı, Öyküler, 1957.
    18. Hangi Parti Kazanacak, Öyküler, 1957.
    19. Ölmüş Eşek, Uzun Öykü, 1957.

    20. Bir Sürgünün Anıları, Anı, 1957.
    21. Erkek Sabahat, Roman, 1957.
    22. Mahallenin Kısmeti, Öyküler, 1957.
    23. Bay Düdük, Öyküler, 1958.
    24. Havadan Sudan, Öyküler, 1958.
    25. Nazik Alet, Öyküler, 1958.
    26. Memleketin Birinde, Öyküler, 1958.
    27. Gıdı gıdı, Öyküler, 1958.
    28. Biraz Gelir misiniz, 1958.
    29. Nutuk Makinası, Köşeyazıları, 1958.

    30. Kördöğüşü, Öyküler, 1959.
    31. Aferin, Öyküler, 1959.
    32. Mahmut ile Nigâr, Öyküler, 1959.
    33. Saçkıran, Roman, 1959.
    34. Bişey Yap Met, Oyun, 1959.
    35. Az Gittik Uz Gittik, Köşe yazıları, 1959
    5 ...
  12. 108.
  13. 1960'lı yıllar;

    36. Ah Biz Eşekler, Öyküler, 1960.
    37. Gözüne Gözlük, Öyküler, 1960.
    38. Hoptrinam, Öyküler, 1960.
    39. Bir Koltuk Nasıl Devrilir, Öyküler, 1961.
    40. Yüz Liraya Bir Deli, Öyküler, 1961.
    41. Zübük, Roman, 1961.
    42. Biz Adam Olmayız, Öyküler, 1962.
    43. (Yeşil Renkli) Namus Gazı, Öyküler, 1964.
    44. Sosyalizm Geliyor Savulun, Öyküler, 1965.
    45. Toros Canavarı, Oyun, 1965.
    46. Rıfat Bey Neden Kaşınıyor, Öyküler, 1965.
    47. ihtilali Nasıl Yaptık, Öyküler, 1965.
    48. Böyle Gelmiş Böyle Gitmez I – Yol, Anılar, 1966.
    49. Şimdiki Çocuklar Harika, Roman, 1967.
    50. Poliste, Anılar, 1967.
    51. Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı, Oyun, 1968.
    52. Üç Karagöz Oyunu, Oyunlar, 1969.
    53. Çiçu, Oyun, 1969.
    5 ...
  14. 109.
  15. 1970'li yıllar;

    54. Tut Elimden Rovni, Oyun, 1970.
    55. Hadi Öldürsene Canikom, Oyun, 1970.
    56. Merhaba, Köşe yazıları, 1971.
    57. insanlar Uyanıyor, Öyküler, 1972.
    58. Leyla ile Mecnun, Fuzuli'den aktarma, 1972.
    59. Cumhuriyet Döneminde Türk Mizahı, Seçki, 1973.
    60. Hayvan Deyip de Geçme, 1973.
    61. Tatlı Betüş, Roman, 1974.
    62. Bu Yurdu Bize Verenler, Çocuk öyküleri, 1975.
    63. Böyle Gelmiş Böyle Gitmez II (Yokuşun Başı), Anılar, 1976.
    64. Seyahatname (Duyduk Duymadık Demeyin), 1976.
    65. Borçlu Olduklarımız, Çocuk Öyküleri, 1976.
    66. Surname, Roman, 1976.
    67. Pırtlatan Bal, Çocuk oyunu, 1976.
    68. Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Roman, 1977.
    69. Dünya Kazan Ben Kepçe I (ırak ve Mısır), Gezi Yazıları, 1977.
    70. Tek Yol, Roman, 1978.
    71. Büyük Grev, Öyküler, 1978.
    72. Ben de Çocuktum, Anılar, 1979.
    73. Uyusana Tosunum, 1979.
    74. Beş Kısa Oyun, Oyunlar, 1979.
    4 ...
  16. 110.
  17. 1980'li yıllarda;

    75. Anıtı Dikilen Sinek, Çocuk Öyküleri, 1982.
    76. Suçlanan ve Aklanan Yazılar, Özyaşam ve Gazete Yazıları, 1982.
    77. Dünya Kazan Ben Kepçe II (Alamanya Alamanya Bizden Aptal Bulaman Ya), Gezi Yazıları, 1983.
    78. Sondan Başa, Şiirler, 1984.
    79. Benim Delilerim, Anılar, 1984.
    80. Yetmiş Yaşım Merhaba, Öyküler, 1984.
    81. Kalpazanlık Bile Yapılamıyor, Öyküler, 1984.
    82. Ah Biz Ödlek Aydınlar, Deneme, 1985.
    83. Soruşturmada (Sorulara Yanıtlar), belgesel, 1986.
    84. Seviye On Ölüme Beş Kala, Şiirler, 1986.
    85. Salkım Salkım Asılacak Adamlar, Anı, 1987.
    86. Maçinli Kız için Ev, Öyküler, ???
    87. Kendini Yakalamak, Şiirler, 1988.
    88. Korkudan Korkmak, Araştırma, 1988.
    89. insanlar Konuşa Konuşa, Söyleşiler, 1988.
    90. Nah Kalkınırız, Öyküler, 1988.
    91. Bulgaristan'da Türkler - Türkiye'de Kürtler, Anılar, yazılar, 1989.
    4 ...
  18. 111.
  19. 1990'lı yıllarda;

    92. Rüyalarım Ziyan Olmasın, Öyküler, 1990.
    93. Sora Sora Cennet Bulunur, Söyleşiler, 1990.
    94. Hoşçakalın, Şiirler, 1990.
    95. Aşkım Dinimdir, Öyküler, 1991.
    96. Nasrettin Hoca Gülütleri, Çocuklar için gülütler, 1991.
    97. Hazreti Dangalak, Taşlamalar, 1992.
    98. Bir Zamanlar Memleketin Birinde, Oyun, 1992.
    99. Bir Aşk Var Bir de Ölüm, Şiirler, 1992.
    100. Başarılarımı Karılarıma Borçluyum, Oyun, 1992.
    101. Sait Hopsayıt, Oyun, 1992.
    102. Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Oyun, 1992.
    103. Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru, Belgesel, 1993.
    104. Bir Dokun Bin Dinle, Söyleşiler, 1994.
    105. Bir Tutam Aydınlık, Köşe yazıları, 1994.
    106. Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları I, Mektuplar, 1994.
    107. Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları II, Mektuplar, 1994.
    108. Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları III, Mektuplar, 1994.
    109. Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları IV, Mektuplar, 1995.
    110. Çuvala Doldurulmuş Kediler, yazılar, 1995.
    111. Sivas Acısı, 1995.

    şeklindedir.
    3 ...
  20. 112.
  21. ölümünden sonra yayınlanan eserleri;

    112. Aziz Nesin - Tahsin Saraç mektuplaşmaları, Mektuplar, 1995.
    113. Böyle Gelmiş Böyle Gitmez III (Yokuş Yukarı), Özyaşamöyküsü, 1996.
    114. Mum Hala I, Aziz Nesin'in Günlüğü, 1996.
    115. Gözünüz Aydın Efendim, Öyküler, 1997.
    116. Bir Vicdan Davası, Anı, 1998.
    117. Türkiye Şarkısı Nâzım, Yaşamöyküsü, 1998.
    118. Aziz Nesin - Meral Çelen mektuplaşmaları, Mektuplar, 1998.
    119. Birtakım Azizlikler (senaryo: Genco Erkal), 1998.
    120. Okuduğum Kitaplar I, Aziz Nesin'in okuduğu kitaplar için tuttuğu notlar, 1999.

    Yayına Hazırlananlar;

    121. Size Bir Mektup Var, öyküler.
    122. Okuduğum Kitaplar II, Aziz Nesin'in okuduğu kitaplar için tuttuğu notlar.
    123. Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim, anı
    124. Mum hala II, günce.
    125. Aptallık Dosyası.
    3 ...
  22. 113.
  23. inatla bazılarının sofu geçmişleriyle tanınan isimleri müfredata sokmasından kendine yer bulunamayan eşsiz bir kalem.
    2 ...
  24. 114.
  25. babamla fikirlerinin taban tabana zıt olmasına rağmen yine babamın getirdiği kitaplarıyla tanıdığım yazardır. "yaşar ne yaşar ne yaşamaz" okunurken kahramanın başına gelenlere karşı bir sinir krizi geçirilebilir. kendimden biliyorum. fil hamdi, deliler boşandı, sosyalizm geliyor savulun okuduğum kitapları arasındadır. genellikle toplumdaki aksak yönleri, eksikleri işler. anlatımının mizahi ve doğal olması okunma sebeplerinin arasındadır.
    3 ...
  26. 115.
  27. türk halkının yüzde altmışının aptal olduğunu söylerken yanılmış olan, aslında bu rakamın yüzde kırkyedi civarında olduğunu ne yazık ki (ya da ona ne mutlu ki) hayatta olmaması nedeniyle öğrenememiş değerli yazar.
    5 ...
  28. 116.
  29. BOSUNA

    Sen yoksun...
    Bosuna yagiyor yagmur...
    Birlikte islanmayacagiz ki.....
    Bosuna bu nehir......
    cirpinip pirpirlanmasi.....
    Kiyisinda oturup goremeyecegiz ki...
    Uzar uzar gider..
    Bosuna yorulur yollar..
    Birlikte yürüyemeyecegiz ki..
    ozlemlerde ayriliklar da bosuna
    oyle uzaklardayiz..
    Birlikte aglayamayacagiz ki
    Seviyorum seni bosuna..
    Bosuna yasiyorum
    Yasamı bolusemeyecegiz ki ...

    dizelerini yazan rahmetli usta yazar ve sairimiz...
    2 ...
  30. 117.
  31. 118.
  32. 119.
  33. sivas katliamı'nda canına kastedilmesine karşın, yaşanan bu vahşetin sorumlusu olarak nasıl görülebildiğine anlam veremediğim, modern türk edebiyatı'nın önde gelen kalemlerinden, üstad.

    not: bu "katliam"ı "olay" diyip de geçiştirenleri, geçiştirmeye çalışanları affedemiyorum. unutmadık unutmayacağız.
    5 ...
  34. 120.
  35. sivas katliamında önce dışarı çıkıp bir guruh yaratmış ,daha sonra otele yöneltmiş,en sonunda kibriti çakmış, sonra kimse benden şüphelenmesin deyip içeri geçip bu sefer itfaiye merdiveninde kamera önünde tekme yiyip şov yapmış; yakılası zat.
    4 ...
  36. 121.
  37. Özlediğim hırçın Aziz Nesin

    Aziz Nesin'i tanıdığımda takvimler 1945'i gösteriyordu. Liseyi bitirmeme daha bir yıl vardı. Hafta sonlarında yazdığım ufak tefek yazıları ismayil Hakkı Baltacıoğlu'nun Yeni Adam dergisine götürürdüm. Derginin günlük yöneticisi Mahmut Yurter'di. Haftada bir de olsa, Babıali'de 2 odalı bir dergi yönetimevine gidip gelmenin paha biçilmez bir mutluluğu vardı içimde. Hele yazımın yayınlandığı haftalarda...

    Yeni Adam'ın Baltacıoğlu'ndan başka 3 sürekli yazarı daha vardı: Resai Eriş, Enver Naci Gökşen, Suphi Nuri ileri...

    Resai Eriş, içi zeka bobinli paradoksal eleştiriler yapardı, örneğin Orhan Seyfi'nin Gazi'nin ölümünde yazdığı mersiyedeki: "Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkça" dizesinin fizik yasalarına aykırı düştüğünü yazardı.

    Bir hafta sonunda Aziz Nesin'e rastlamıştım Yeni Adam'da. Küçücük boylu ve aşırı ciddiydi. Bana Cemal Nadir'in Üsküdar Halkevindeki konferansına gitmeyi önermişti. Birlikte Köprü'ye yürümüş ve Üsküdar vapuruna binmiştik. ilk kez gidiyordum bir konferans dinlemeye...

    * * *

    Aziz'le geçinmek kolay değildi. Sanırım benimle de geçinmek kolay değildi. Arz yuvarlağı coğrafyasına benzeyen yüksek doruklar ve derin uçurumlarla dolu yarım yüzyıllık bir dostluk süresince bilmiyorum kaç kez küsüşüp, kaç kez barıştık..

    Benim klasik bir eğitimden geçmiş olmam, ailem ve çevre ilişkilerim Aziz'in gözünde solculuk açısından eksi yönlerimdi. Ayrıca nerdeyse tüm başka yazarlar gibi, ben de kötü bir yazardım. Bunları bazen yazardı da..

    Ve derken sorgulanmak için arandığı bir sırada pat diye Ankara'ya gelir bizim eve sererdi postu. Kerime'ciğin kırk yılda bir kuaföre gitmesini de, bir burjuva yozlaşması olarak eleştirirdi.

    Sert tartışmalar çıkardı aramızda. Ama birbirimizden de kopamazdık. Olmadık bir günde telefonu açar, ya hayatı üstüne çekilecek bir belgeselde anlatıcı olmamı ister, ya sol bir mitinge birlikte katılmamızı önerirdi.

    * * *

    Aziz'e göre solcu olup olmamak, namuslu olup olmamakla kancalıydı. Hani nerdeyse herkes namuslu olsa, solcu olmayan kimse kalmayacaktı dünyada..

    Ben ise "sol"un "değişimcilik" olduğunu anlatmaya çalışırdım. Ve değişimin de bir Kozmos yasası olduğunu... Kol gücünü enerji kaynağı olarak kullananların, durumlarından hoşnut oldukları için "statükonun değişmesinden" yana elbet çıkmayacaklarını ve kol gücünün yerini alacak yeni enerji kaynakları bulma amacıyla "kar rantabilitesini" bozmayacaklarını söylerdim.

    * * *

    işçi sınıfının, durağanlıktan yana olan burjuva sınıfına karşı hareketlenmesi, "değişimin" sürekliliğini sağlamak için gerekli bir Kozmos dialektiğiydi... Ve bu sınıf çatışmasının, göreceli ve metafizik bir kavram olan "etik" ile hiçbir ilişkisi yoktu.

    Marx'ın, ütopyacı Fransız sosyalistlerine karşı, Kozmos dialektiğine uygun olarak Arz yuvarlağı üstündeki insan toplumlarının da ister istemez değişmek zorunda olduğunu saptaması ve bu "önlenemez değişim" saptamasına "bilimsel sosyalizm" damgasını vurması bundandı..

    Yoksa sorun sadece işçi sınıfından yana olmak ve onların yoksulluğunu ön plana çıkaran bir edebiyatı sol edebiyat saymaktan ibaret değildi. Yeni enerji kaynakları, kol gücünün yerini aldığında "monist" bir değişimcilik olan "sol" kavramı, iflas mı etmiş olacaktı?

    * * *

    Marx, kol gücünü enerji kaynağı olarak kullanma gereksinmesinden doğan "insanın insanı sömürme" dönemi ile ondan sonraki dönemi "Antagonist dönem", "non-antagonist dönem" diye ikiye ayırmıştı; yani "uzlaşmasız çelişi dönemi", "uzlaşmalı çelişi dönemi"...

    Kozmos'la birlikte Arz yuvarlağını da kapsayan sürekli değişimin bilincinde olmak ve bu nedenle de "statükoculuğu" kıracak potansiyel güçlerle bütünleşmek, "monizm"in sadece bizim kuşağımıza rastlamış politik bir karesiydi. Monizm'i salt bu politik karenin içine hapsetmenin ve bu kareyi aşılamaz sanmanın Marksizm'le uzaktan yakından bir ilişkisi yoktu.

    * * *

    Aziz bu tür derinleşmelere pek kulak asmazdı. Hoş, benim kuşağımın ateşli solcuları da Markx'dan çok Lenin'le ilgiliydiler. Yani "Bilimsel sosyalizm"in, işçi sınıfının "statükoyu" yıkması için gerekli sınıfsal kavgasıyla...

    Yeni enerji kaynaklarıyla eski statüko bozulduğunda, "değişimciliğin, yani solun" işlevi ne olacak sorusuna, Avrupa'nın "Yeni Sol'u" yeni yeni yanıt aramaya başladı.

    * * *

    Aziz'i özlüyorum. Bir gün tekrar buluştuğumuzda, bir yandan ortak kahkahalar, bir yandan dediğim dedik inatlaşmalarıyla, küse barışa dolaşır gideriz gibime gelir sonsuzlukta...

    çetin altan
    2 ...
  38. 122.
  39. "Türk halkının yüzde 60'ı aptaldır" önermesine sahip yazar. acaba bu yüzde 60'lık kesime kendi de dahil miydi hep merak etmişimdir. keşke yaşıyor olsaydı da sorabilseydim.
    1 ...
  40. 123.
  41. Yazdığı eserler kaliteli olabilir. Bence sosyalizmi yalnış anlamış biridir. Yaşam boyunca pişman olmuşsada bunu açıklayamamış kendine yedirememiştir. Sonu da pek hayırlı değildir zaten. Yazdıkları hariç gerisi gereksiz birisidir.
    0 ...
  42. 124.
  43. &NR=1
    0 ...
  44. 125.
© 2025 uludağ sözlük