azerbaycan türkçesindeki tabir ile "garğış" da denmektedir. evde annem tarafından bana denenleri örnek verecek olursam
-adın batsın, adın adlara goyulsun. (adın unutulsun ve diğer adlar içinde kaybolsun)
-ömrün gödek olsun. ( ömrün kısa olsun)
-kül senin başına. ( allah belanı versin)
-öl o başı saklama. (derhal öl daha fazla yaşama )
-yaman güne galasan (kötü günler gelsin başına)
-sağ salamat olmayasan.( hastalıklar dertler peşini bırakmasın )
-allah gohunu kessin. ( allah canını alsın)
-andıra galsın. (lanet olsun)
-garnına azar dolsun üreğine de bir yeke verem. (karnına ve kalbine büyük yaralar açılsın )( direk öldürse o daha iyi yani fanteziye gel )
-iki gözün bir avcuna tökülsün.
şimdilik hatırlayabildiklerim bunlar, bu arada ben bu yediğim beddualarla fazla yaşayamam.
Eski Türkçe'de beddua kelimesinin karşılığı "karkış"tır.
duaya ise "alkış" denilmektedir. yarımayasun yarçımayasun. (gün yüzü görmeyesin.) dede korkut hikayelerinde sıkça kullanılan bir karkış örneğidir.
eniştemin usta olduğu alan.
- yuvası geçmişin oğlu (türkçeye çevirisi yok gibi, en yakını soyu tükenmiş lafına denk gelir). bu bedduanın bir türevi olarak da "ocağı geçmişin oğlu" da kullanılabilir.
- zehermarın yekesi (anlamını hala araştırıyorum).