üniversitede öğrenci olduğum zamanlarda hakedilmiş lakaptır ve bizzat lokanta sahibi tarafından takılmıştır. şimdi düşünün; öğrencisiniz ve açsınız. en ucuz şekilde karın doyurma telaşındasınız. önce hedefe konulan lokantaya gidilir, kalabalık olunması uygundur. lokantacıdan çorba istenir. çorbalar gelmeden ekmek sepetindeki ekmekler üçer beşer yenmeye başlanmıştır zaten. kaşıklar gelir ama gereksizdir,çünkü kaşık kullanılmayacaktır. bir kase çorbaya ekmek banılarak tüketilebildiği kadar ekmek tüketilir. lokantacıdan ekmek takviyesi istenir. adam ikinciden sonra ekmek vermez çünkü verilen ekmek bile parayı kurtarmayacak durumdadır. bu durumda en yakın masalarda hazır bulundurulan sepetlere hücum edilir ve bir güzel karın doyurulur. lokanta işaretlenir ve aynı mekana bir daha gidilmez.
her köşe başı çorbacısında görebileceğiniz öğrenci tayfasıdır. her öğrencinin zaman zaman büründüğü formdur. para oraya buraya yatırılmıştır ve bir gün acıkılabileceği akıldan çıkarılmıştır. böyle zamanların ilacı az çorba çok ekmektir, gelir ve sizi açlığın o soğuk ve derin kuyusundan çıkartır. size derman olur.
buradan çorbacı ağabeylerimize, köşe başındaki seyyar köftecilerimize selam ederim. ey mübarek insanlar, öğrenci dostları selam olsun sizlere.
öğrenci kısmısının yokluğa karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarından birisini uygulayan öğrencidir. diğer yöntemler arasında su ısıtıcısında makarna haşlama, tost makinasına yumurta kırma, kış günü üşümemek için bir odada toplanıp kolonya yakma, öğle yemeğinde okul yemekhanesinden akşam için ekmek yürütme, evde bulunan bir miktar un ve kenarda köşede kalmış bazı malzemeleri karıştırıp kızartarak ''çöreğimsi'' bir şeyler yapma gibi yöntemler sayılabilir.
yadırganmaması gereken, zor şartlarda okumaya hatta yaşamaya çalışan bir insandır. istisnalar olabilir tabii ki ancak neredeyse aileden hiç destek almadan okumaya çalışan nice insan var. allah kimseyi bu duruma düşürmesin, düşenin de yardımcısı olsun.