ayşe arman ın türban takması

entry16 galeri0
    1.
  1. soytarı gazeteciligin en basit örnegidir, bu ülkenin daha ciddi sorunları var, kendisini başörtüsü takıp üniversite sınavına girmeye, sınavı kazanabilirsede üniversiteye girmeye davet ediyorum ya da dogrudan istanbul üniversitesine gitse, üniversite kafeteryasına ulaşabilir miydi acaba?

    bunlar provakasyon ve isminden bahsettirmekten başka bir halt degil, soytarılıgın agababasıdır, sanırım gelecek sayıda genelevde basılabilir bu hoppa zihniyet.

    en son not olarak şeyttiriyorum: kayın baban haldun dormen, çıplak resimlerini gazetede görünce seni tanımış mıydı merak ettim, ilk karşılaştıgınızda yorumu neydi çıplak resimlerinle ilgili, başörtüsü takınca tanımamış malum.
    3 ...
  2. 2.
  3. ayşe arman'ın, tehlikenin farkında olmamasından ileri gelen garip olay.
    2 ...
  4. 3.
  5. gizli provokatiflik içeren, bilinçaltının merak dürtüsüyle birleşen "ben istediğim herşeyi yaparım, kimseden korkmam" menşeli " nolacaksa olsun" diye üstüne giden "yaz sıcağında bişeyler yapiim de okuyucu üteyim" tandanslı, başörtüsünün inanılmaz yakıştığı, mini eteğiyle o sütün bacaklarının tüm güzelliklerini mahalle insanına iç geçirterek sergileyen bir hafta sonu numarası, yedik mi yemedik ama bacakları hakkaten güzel bu hatunun...
    1 ...
  6. 4.
  7. bu kadar ses getirdiğine göre gazetecilik, tiraj, reyting gibi kavramlar açısından başarıdır.

    ama buram buram ön yargı koktuğundan çok ama çok samimiyetsiz olmuştur.

    halbuki böyle güzel bir fikir, hele ki bizden olmayanları anlamaya, bir nebze de olsa empati kurmaya ihtiyacımızın çok ama çok fazla olduğu günlerde daha iyi işlenebilirdi.

    zannederim ki bu son projesinde ayşe arman narsistliğinin kurbanı olmuştur.
    0 ...
  8. 5.
  9. satır arasında türban giyenleri biz rahatsız etmiyoruz ancak açık gezinince ödümüz patlıyor bazı semtlerde tezini sunan ropörtajın basına yansımış kısmı.

    bu arada ayşe arman ı sarışın kısa saçlı değil de lütfen bir an için, omuz hizası saça sahip, kumral ya da esmer, sıradan giyimli bir kadın olarak hayal edin.

    ve unutmayın hangi ülkede yaşarsanız yaşayın, kadınlığınızın altını kırmızı kalemle çizdiğiniz takdirde tırmalanmaya mahkumsunuz.
    0 ...
  10. 6.
  11. 7.
  12. en güzel yorumu rüveyda ebrar akkaya isimli imam hatip öğrencisi yapmış ,

    --spoiler--
    Başörtüsü, kişinin kendine yakışanı giymesidir. Örtüyü takınca burnu ortaya çıkmış. Bence çok yanlış bir seçim. ilk gün giydiği kıyafetler tam bir felaketti, keşke kıyafetlerini birlikte seçebilseydik.

    Ayse Arman mahalle baskısının patronu devlet baskısıyla tanışmış olsaydı, eminim House Cafe'ye, Four Seasons'a gitmek yerine bizim öğrencisi olduğumuz okullara girmeye çalışırdı veya önce birlikte bir Genco Erkal oyunu seyredip mahalle baskısıyla tanışır, ardından bizim okula girmeye çalışırdık.
    Örtüyü takınca burnu ortaya çıkmış.

    Mızmızlanmasının tek nedeni bu sanırım. Fakat kefen burnu da örter Ayşe abla. *--spoiler--

    diğer yorumlar için

    http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=1496
    1 ...
  13. 8.
  14. ayşe arman, tesettüre bürünerek ve kimliğini gizleyerek konakladığı asya hotel’in sahibi adem avcı, ünlü gazeteciyi etik davranmamak, kapkaç gazetecilik yapmak ve anadolu kültürünü türkiye gerçeğini bilmemekle' eleştirdi.

    ayşe hanımın tesettüre bürünüp, kahraman gazeteci edasıyla, kimliğini gizleyerek, habere gizemlilik katarak otelimize girmesine gerek yoktu. biz kendisini bir muhbir değil muhabir gibi ağırlar. istediği yerde istediği şekilde çalışma yapmasını sağlardık. müşteri kimliğiyle gelip, kap-kaç gazetecilik yapmaya hiç gerek yoktu.

    ayşe hanımın bu yazı dizisini okuduğunuzda orada aslında türkiye yoktur. anadolu gerçeği yoktur. herkes bilir ki.. anadolu’da bir gelin, yada genç kız aile büyüklerinin yanında soyunmak şöyle dursun, koltuğa uzanmaz. bu bir terbiyedir, kültür ve yaşam biçimidir. siz o gelini, genç kızı onlarca erkeğin gözleri önünde rahat biçimde denize sokamıyorsunuz, ayrı bir bölümde kendini rahat ve güvende his eder.

    bizim otellerimizdeki yaklaşım bu köklü gelenekten, inançtan geliyor. hem kadınların sosyalleşmesini isteyeceksiniz hem de alternatif tatil tarzına karşı çıkacaksını, bu nasıl bir anlayış ve dayatma bilemiyorum.

    dünya’nın hiçbir ülkesinde tek tip tatil yoktur. bu toplumu ‘’tek tipleştirmektir’’ bu ülkedeki bütün kadınların, ayşe hanım gibi giyinmesini, onun gibi yaşamasını, onun gibi düşünmesini, onun gibi tatil yapmasını beklemek, bunu dayatmak ‘ toplumda ayrımcılık ve ötekileştirmektir’

    tatil, bir insanın ruhen ve bedenen dinlenme, eğlenme ve kendini daha güvende his etme olayıdır. sergi sanatı hiç değildir.

    insanımız gösterişten uzak yaşamayı seviyor. kendi özelleri vardır.kendi inançları vardır.bizim gibi tatil beldeleri bu inanç biçimine göre dizayn edilmiştir. en üst düzeyde bürokratlarımız arasında da, bu tarz tatil biçimini tercih eden bundan mutlu olanlarımız vardır.

    biraz politik konuşmuş olacağım ama, diyorum ki acaba, birileri yeni gündem oluşturma çabası içindemi, mesela bir dönem türkiye falanca ülke oluyor kampanyası aynı yayın grubu tarafından başlatıldı. namaz kılan liseli çocukların senaryo fotoğrafları manşetleri süsledi. sonra senaryoların yazarları teşrife edildi.

    bir tarafın yaşam biçimini değer yargılarını, inançlarını geleneklerini eleştirebilirsimiz, ancak kullanacağız dil o kesimi aşağılamamalı.. haşeme giymek size doğal olarak itici gelebilir. ama onu giyenleri itici hale getirmek farklı şeyler.

    cafesiyaset com
    1 ...
  15. 9.
  16. 10.
  17. 11.
  18. ayşe arman'ın sözlük yazarlarına sormadan, izin almadan türban takması olayı. insan bi sorardı, belki izin vermeyecektik?
    0 ...
  19. 12.
  20. empati kurmak istemesi diye nitelendirebiliriz.
    0 ...
  21. 13.
  22. bende cok degisik hisler uyandirmis bir haberdi bu...kayinpederinin onu türnbanliyken tanimamasi ise ayrica cok enterasandi. valla ben aletimi kestirip "kadin" olsam bile sesim cok acayip degismedikce sanirsam beni herkes tanir. kayinpederi demek ki hanimi pek de öyle özümsememis. o ise cok hayret etmistim.

    bunun disinda "kimse bize bakmiyordu" seklinde bir yorum vardi, o da enterasandi, bu bir baglamda o sahsin dikkat cekmek icin türban takmadigi anlamina gelir. din, insanin nefsini terbiye etmesiyle ilgili birseydir. belki kimsenin ona bakmamasi nefsini incitse de gene de nefsi terbiye etmek amaclidir. oruc tutmak gibi yani.

    ...bilemiyorum...

    ..ama yaptigi gene de saygi duyulacak bir harekettir. türban takanlara dogru bir adim atmis olmus. yalniz olaya "provokasyon" tadi vermesi hos olmamis. bence...
    0 ...
  23. 14.
  24. Ayşe Arman "vur" emrini kimden aldı?

    Ayşe Arman islami muhitlerde yani "karşı mahalle"de o mahallenin yaşam tarzına ait bir insan gibi dolaşıyor, yaşıyor ve izlenimlerini yazıyor birkaç gündür.. Epey de yankı yaratıyor bu izlenimler, birçok kişi de bu konuda yazdı.. "islami mahalle"den "laik mahalle"ye transfer olan Ahmet Hakan da eski mahallesinin cinsiyetçiliğini, islamcıların sistemin kendisi haline gelmesini halen "karşı mahalle" mensubu olan ismail Kılıçarslan'ı şahit göstererek tartışmaya açtı..

    Bence de bu tartışma çok gerekli. Ancak şu "laik mahalle"deki davranışları, alışkanlıkları ve tutumları da işin içine katıp, karşılıklı dürüstçe bu müzakereyi yapabilmemiz kaydıyla. Ben de bugün Türkiye'nin laik kesimini röntgen masasına yatırarak şu tartışmaya bir katkıda bulunayım...

    Her şeyden önce şunu belirteyim. Laik kesimin bir temsilcisi olarak "karşı mahalle"yi keşfe çıkan Ayşe Arman, kendisini Türkiye'nin "laik mahalle"sinin muteber bir mensubu saymamalı. Cumhuriyet mitinglerine katılan o pek laik teyzelerimizin ve amcalarımızın çoğuna "Kızınızın yaşam tarzı Ayşe Arman gibi olsun ister misiniz" diye sorduğunuzda "Aman Allah korusun" cevabını alırsınız bu bir. Hele "Gelininiz Ayşe Arman gibi olsun mu?" dediğinizde "Türkiye laiktir, laik kalacak" diyen o insanların bir anda elini kulağına götürüp kuvvetle vurmak için tahta aradığını görürsünüz bu da iki. Standart laik-çağdaş Türk aileleri Arman modeli kadınların yüzüne gülerler ama aile hayatlarına öyle bir kadının girme ihtimalinden, Türkiye'nin iran olması ihtimali kadar korkarlar! Bu Türk laik kesiminin çoğunluğuna dair çok temel bir derstir. Dindar bir kadın yazar arkadaşım Ayşe Arman'ı Laik Türk kadını örneği" olarak ele aldığı bir yazıdan sonra, kendisine Kemalist diyen kadınlardan gelen bir dolu mektubu aktarmıştı bana. O mektuplardan birinde "Sen bizleri o kadın gibi mi zannediyorsun, Çağdaş Türk kadını o. değildir. Edepli, adaplıdır. Senin gibi dinciler bizi böyle göstermek istiyorsunuz" diye tepki dolu satırlar vardı. Ayşe Arman "laik mahalle"nin bu ikiyüzlülüğüyle yüzleşeceği bir yazı dizisine de girişsin bence. Belirtmeye bile gerek yok ki bu noktada ben o riya ve sahtekârlıkla dolu tayyör tipi "Çağdaş Türk kadını" tarafında değil, ne yaşıyorsa dürüstçe yaşayan Arman modeli kadınların yanındayım. Arman "başarı" kazandığı ve sahici seküler bir aileye gelin gittiği için sorun yaşamıyor ama tam anlamıyla seküler bir yaşam tarzına sahip kadınlar bu ülkenin sabah akşam laiklik, çağdaşlık, Atatürk diyen mahallesinde alçakça bir ikiyüzlülükle karşılanıyor. Bu riyakârlık sebebiyle dramlar yaşayan ne Armanvari kadınlar var. Özellikle sanat dünyasından kadınlara yönelik Türk laik kesiminin çoğunluğunun tavrı, bu dünyanın topunun birden o yazar arkadaşa mektupta yazıldığı gibi o olduğu yönündedir. Sinemacı, tiyatrocu, şarkıcı vs. hiç fark etmez. O tarz kadınlarla bu laik ailelerin oğlanları gezer, tozar, eğlenir ama iş evliliğe gelince meydanlarda "Başörtüsü Çankaya'ya çıkmayacak!" diye haykıran bu kitle "Bu kadın ailemize girmeyecek!" diye haykırmaya başlar. Türkiye'nin "laik mahallesi"nde ana fotoğraf bu şekildedir. Hiç kimse kendini kandırmasın.

    Hürriyet gazetesine öneriyorum. Adil Gür, laik cumhuriyetin en büyük koruyucusu olan generaller, albaylar, yargıçlar ve savcılar arasında bir anket çalışması yapsın. Türk generalleri ve albayları kızlarının evlenmeden önce bekâretinin bozulması konusunda ne düşünüyor? "Kızım evlenmeden asla kimseyle o-la-maz!" diyen laik ve çağdaş generallerin, savcıların, yargıçların oranı neymiş? Türkiye'nin çağdaş yaşam tarzının koruyucuları oğullarının eşcinsel, kızlarının lezbiyen olması ihtimalinde ne yaparlarmış öğrenelim bakalım. Laik medyanın linç etmek istediği Ali Bulaç'tan ne kadar farklı düşünüyorlar bu konuda? Öğrenelim.. Bu anket cinselliğe, bedene ve namusa dair birçok soruyla da ayrıntılandırılmalı bence..

    Benim bu anket önerim laik kesimin kalantorlarını epey bir işkillendirecektir.. Çünkü sonucun üç aşağı beş yukarı nasıl çıkacağını hepimiz biliyoruz.. Türkiye'de "Çağdaş Yaşam Tarzı" diye tekrarlanıp duran şeyin içinin çoğunlukla riyakârlık ve eyyamcılıkla dolu olduğunu çok iyi biliyoruz. Türkiye'de standart bir laik erkek ya da kadın hâlâ namus kavramını beden üzerinden tanımlamaktadır. Elbette yeni kuşaklarla birlikte bu durum hızla azalıyor. Üstelik her iki mahallede de ortak biçimde azalıyor. Türkiye'nin muhafazakârlaştığı falan yok, her iki kesim de kendi içinde sekülerleşiyor.. Fakat özellikle çok yaygara çıkartan eski kuşak bu meselede hem kel hem fodul durumda. "Laik mahalle"nin özellikle devletlu kalantorları bir yandan dindarların sosyal ve ekonomik hayatta daha fazla öne çıkmasından, haklarını talep etmesinden rahatsız, bir yandan da daha genç laik kuşakların sahici anlamda laikleşmesinden rahatsız. ilk süreç onlara göre "irtica", ikinci süreç ise "dejenerasyon". Ayşe Arman da onlar için "dejenere kadın" modelinin en uç örneği, Yüzüne gülünecek ama arkasından fişteklenecek kadın tipi. Arman gibi hayat tarzına sahip kadınlar esas "bizim mahalle"deki bu ikiyüzlü laik-insan tipine karşı dikkatli olmalı.. Dindarlar zaten "karşı mahalle".

    "Laik mahalle"ye dair gözlemlere devam edeceğim..
    Rasim Ozan Kütahyalı

    edit:sayi avı
    1 ...
  25. 15.
  26. -ayşe arman türban takmış gördünmü.hiç güzel olmamış be yakışmamış
    -takmadığındada bi boka benzemiyordu zaten
    0 ...
  27. 16.
  28. gün itibariyle eline alarak sosyal deneylerine devam etmektedir. durduramıyoruz efendim..
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük