bazı çobanlar(!) bu emekçi çilekeş saygı duyulan çobanların arkasına sığınıp çobanlara hakaret ediyor diyor.
oysa emek kutsaldır ve hiç bir emek-iş, insan burada aşağılanmıyor.
burada anlatılmak istenen olguyu anlayacak beyinleri veya gerçeği kabul edecek ahlak etik değerleri yok bu insanların.
öyle ya...
bu çobanlara(!) aslanım benim desek bana hayvan diyor diye kızarlar.
burada mecazi bir anlatım vardır.
az çok edebiyat dilini bilen insan (sevdiğinin saçlarını yele olarak, boynunu kuğu olarak tarif ederek sevdiğini hayvana mı benzetmiş oluyor veya turnalara; sevdiğine mesaj götürün diyen ve turnalara (flamingo kuşu) postacı müamelesi mi yapıyor?) bu tür söylem yakıştırmalar örneklemeler mecazi anlatımların bir hakaret olmadığını bilir.
evet, bu söylemin kaynağı montaigne (denemeler) olarak da alabiliriz. montaigne kendisine verilen belediye başkanlığı görevine yaklaşımına ve daha sonra verilen görevleri ret etmesinde yaklaşımını okuyup montaigne fransız halkını aşağılıyor diyebilir miyiz?
insan için bilgi dolu kafa değil, akıllı kafa gerekli diyen montaigne için bilgiye düşman diyebilir miyiz?
bu söylemi baz alıp benim oyum ile dağda ki çobanın oyu bir mi söylemini bir düşünün.
aslolan akıldır.
akılsız insanların ne mesleği ne ahlakı ne imanı ne de toplumu insanlık için yararlıdır.
üstelik bu vb düşünürlerin demokrasi yaklaşımlarını bilseniz (demokrasi, cahillerin cenneti, düşünen insanların cehennemi, azınlığın köleliği ya da üzeri rengarenk çiçeklerle örtülmüş insanlığı yutan bir bataklık vb yaklaşımları) bu insanlar için birer diktatör destekçisi, insanlığın özgür iradesine düşman biri, kölelik savunucusu, özgürlükleri yok sayan faşist dersiniz.
montaigne'nin "nasıl oluyor da en küçük işimizi dahi en ehil kişilere yaptırmak isterken, ülkeyi yönetenlerin seçimini tüm halkın eline bırakabiliyoruz" sözüyle demek istediklerinin bir benzerini katıldığı bir tv programında anlatmaya çalışırken engellenen, sözü kesilen, ardından linç edilen ve en sonunda ülkeyi terk etmek zorunda bırakılan, değeri yeni yeni anlaşılmış türk büyüğü.
yaşayan en büyük Türk filozofudur. "benim oyum dağdaki çobanın oyuyla bir mi" diyerek modern felsefe dünyasında çığır açmıştır. dön gel, anglo sakson diyarından yiğidim. değeri öldükten sonra anlaşılacaktır. cahillerin oy verme hakkını savunanlara, cahillerin oy verme hakkını eleştirerek ayarı vermiştir. üstteki yazarımızın da dediği gibi kürtçülerin cirit attığı sosyoloji bölümlerinin başına koyulsa hepsini silker atar. Zamanında gereksiz yere linç edilmiştir çünkü dediği de ona d*mokrasinin verdiği bir haktır. bugünleri ta o zamandan görmüştür. çoban yerine sağ-sol koyunu, kelimesini kullansaydı çok daha iyi olurdu... iyi yüzlü s*syal d*m*kratlara, akçomarlara ayarın allahını vermiştir. unutulmayacaksın büyük insan...
not: entari biraz ironi içerir. aristo'nun, sokrates'in görüşlerini falan biliyorum. boş boş ukalalık yapmayın.
O zamanlar çok kızmıştım ona lafı çobana gittiği için ama şu cümleyi şöyle değiştirelim “Benim oyum şehirdeki koyunlarla bir mi?” Olması gereken sözün sahibi kişi.
Demokrasi ve devlet nedir, nasıl olmalıdır tartışmasının sacayaklarından biri aysun kayacı'nın söyledikleri.
Aysun kayacı yeni bir şey söylemedi ki. Kadim filozofların üzerinde senelerce tartıştıkları bir konuyu asırlarca sonra gündeme getirdi. Aysun kayacı'yı yargılayıp infaz edenler aslında aristo'yu platon'u yargılayıp infaz ettiler.
Günümüze bakalım.
Corona salgınında karantina kurallarını ihlal ederek sokağa çıkan insanları, düğün dernek parti yat gezisi eğlence içinde insanları gördükçe...
Bu insanlara verilen Corona salgınında sağlık hizmetlerinin paraları bu sorumsuz insanlardan tahsil edilmeli ve devlet veya özel sağlık hizmetleri bu insanların virüse yakalandığında kullandığı ilaç tedavi test yatak vb ücretlerini ödememeli.
Sağlık kurumunda tedavi için öncelik bu insanlara tanınmamalı.
Virüse mi yakaladın, bekle diyerek ilk önce basit mevsimsel grip vakası olan veya yediği yemek yüzünden gaz sorunu olan, diş ağrısı yüzünden başı ağrıyan, yemeği tatlıyı fazla kaçırmış hazım sorunu çeken hastaya öncelik verip bu sorumsuz insanlar sonra tedavi etmelidir.
Toplumsal konumu, gelir ve eğitim seviyesi ne olursa olsun; sorumsuzca virüsü yayan bu çobanlar ile virüsü bulaştırdıkları insanlar bir olmamalı.
Aysun kayacı söylemine dönersek, Bir seçmenin cehaleti bir toplum için tehlikedir. Dünya'da siyaset-insanlık tarihine bakınca bu seçmenlerin çoğunluğunda seçmen kendisinin vücut bulmuş hali olan liderlere oy atar gerçeğinin sonucu nice devlet toplum yozlaşmış ve çökmüştür. Sonuç olarak ortaya çıkan tablo da...
demokrasi: diktatörlük,
sosyal devlet: avantadan geçinmek,
Kamu kaynağı: talan edilen ganimet,
Hukuk ise zorbalık aracı olan bir yapıda hiç bir toplum yapı sitem ayakta kalamaz.
Bunun için Aysun kayacı zamanının ilerisinde bir insandı.