ayrılık acısı

entry167 galeri4
    42.
  1. Söylenecek çok söz varken, susmak zorunda bırakan acı.
    3 ...
  2. 41.
  3. paranormal activity'nin an itibari ile yaşadığı durumdur.yazar,kendisini sözlüğün bilgi dolu kollarına emanet etmiştir.

    (bkz: nefes alamamak)
    0 ...
  4. 40.
  5. midedeki yanma hissi ile başlar.aklınıza ona ait anılardan başka hiçbirşey gelmez.en hisli şarkılar döner durur playlistte. sigara üstüne sigara yakılır. bir yerden sonra film kopar zaten.
    1 ...
  6. 39.
  7. bu ne boktan bir duygudur bilemedim.

    demekki o kadar boktan bir duygu ki, hakkında yazılamayacak kadar boktan yani.

    ama sözlük bende bok gibiyim inancın olsun.

    ayrılık acısı dedikleri şey, sanırım kalbe kanın gitmemesinden ibaret.

    kanım çekiliyor hissediyorum, barmak uçlarımda bir uyuşma..

    sanırım ölüyorum, ne oluyor bilmiyorum..

    ama hayatın son demlerinin, vücuda yansıması..

    ayrılık acısı, zor'dur..

    yalnızlık ise ondan daha da zor.
    1 ...
  8. 38.
  9. olur olmaz anlarda gözlerin dolar. boğazında bi şey düğümlenir. yutkunamazsın. yüreğinde ayrılığın ağırlığını hissedersin. acının yüreğinde somutlaştığını hissedersin. o kadar çok şey onu anımsatır ki, onu anımsatan bu anlarda gözlerin onu arar. beraber dolaştığınız yerler, gittiğiniz sinemalar, dinlediğiniz müzikler... bir arkadaşınızın cep telefon melodisi onunki ile aynı ise, her telefon çalışında yüreğiniz ağzınıza gelir. yollarda dolaşırken hem gözünüz onu arar hem de onunla karşılaşmak istemezsiniz. her cep telefonunuz çaldığında ya da bir mesaj aldığınızda, acaba o mu arıyor ya da mesaj ondan mı geldi diye düşünmeden, heyecanlanmadan edemezsiniz. onu tamamen unutup, hayatınızdan çıkartabilmek için, cep numarasını, iş telefonlarını silersiniz, msn kaydını silersiniz, mail adreslerini silersiniz. ama kendinizden bile saklayarak bir kenara gene de not etmeden yapamazsınız. onun haberi yoktur ama size verdiği kanadı kırık meleği hala boynunuzda taşıyor, her sabah bir umutla uyandığınızda meleğinizi öperek, onu uyandırıyorsunuzdur. olur olmaz anlarda aklınıza geldiğinde, o an ne yaptığını düşünüyor, mutlu olup olmadığını, hayatında başka biri olup olmadığını ve onun da sizi düşünüp düşünmediğini merak edersiniz. siz hala bu kadar onunla yatıp kalkarken, hala bu kadar onsuzken bile onunla yaşarken, onun ne kadar sizinle benzer duygular içinde olup olmadığını düşünürsünüz. bütün bunlar sizi üzer, gözleriniz dolar ve gene boğazınız düğüm düğüm olur. hıçkıra hıçkıra ağlayıp rahatlamak istersiniz ama bu da öyle kolay olmaz. hayat artık anlamını kaybetmiş, sizin için yaşamak anlamsızlıkla eş değer olmuştur. ne sinema, ne arkadaş sohbetleri ne de başka bir şeyden zerre keyif almazsınız. depresyon, bi süreliğine en yakın arkadaşınız olarak sizin misafirinizdir. kırık kalbinizi onarmaya çalışırsınız. ama bu o kadar kolay değildir. sizi seven herkesten bir takım tavsiyeler, öneriler gelir. sizi neşelendirmek, bitkisel hayattan çıkartmak için çaba gösterirler. ama tüm bunlar işleri daha da zorlaştırmaktan öte bir işe yaramaz. biraz yalnızlık biraz gözyaşı, biraz da zamana bırakmak... işleri yoluna koyacak, ruhunuzu acılardan arındırmaya yardımcı olacaktır. en önemli tesellilerinizden biri de, ayrılıktan sonra, ortada affedebilinecek bir sebep varsa ve birbirinizi gerçekten seviyorsanız, bir suçlu aramaksızın, haklı haksız düşünmeksizin, meleğinizi tekrar kazanabilmek için, gururunuzu, onurunuzu ve diğer değerlerinizi ayaklar altına hiç düşünmeden alarak, onu ikna etmeye çalışmanızdır. haklı olduğunuzu bilmenize rağmen bunu yapabilmek, ona verdiğiniz değeri ve sevginin en önemli göstergesidir. ararsınız, konuşursunuz, onu görmek, yüzyüze konuşmak istedğinizi söylersiniz. yüzlerce (evet, abartmıyorum!) kez özür dilersiniz (haklı bile olsanız). seviyorsanız, buna değer olduğunu düşünüyorsanız, onu sevdiğinizi haykırırsınız, onu tekrar kazanmak için, onu kaybetmemek için yalvarırsınız. bir daha... bir daha... bir daha... ona eğer hayatınızdan çıkarsa, bir daha hiç görüşmeyeceğinizi, bunu isteseniz de onunla arkadaş kalmayı başaramayacağınızı anlatırsınız, anlatmaya çalışırsınız. defalarca bunun son konuşma olduğunu söyler ama gene de onu aramadan edemez, bir kez daha konuşmadan yapamazsınız. 'artık bu konuşmalardan sıkıldığını, neden onu anlamadığınızı, ilişkinin bitmiş olduğunu neden kabul etmek istemediğini' size söylediğinde, beyninizden kaynar sular dökülür ama bunu da kaldırırsınız. en nihayetinde, artık günler sonra, yorulursunuz, ruhen ve bedenen bitkin düşersiniz. onun için, kendiniz için, sizin için elinizden geleni yaptığınızı düşünür ve artık tükendiğinizi hissedersiniz. bu kez gerçekten son kez bir konuşma yapıp, artık bunu ona direk söylemeden ama ima yollu (artık daha fazla seni rahatsız etmeyeceğim gibi) ifade edersiniz. msn'ini, cebini vb. her türlü kaydını sileceğinizi söyler, elinizden gelen her şeyi yaptığınızı ve artık sadece onun araması ile bir şeyler olabileceğini söyleyip... kapatırsınız.
    2 ...
  10. 37.
  11. insanı can evinden vuran, avaz avaz ağlatan his.
    0 ...
  12. 36.
  13. 'ne yani n'olmuş? yalnızda yaşıyabilirim!' diye başladığınız bir günde, adımınızı attığınız her anda, yüreğinizin ayakkabının altında ezilen bir şey olduğunu farkedişinizidir. içinizin daha fazla duyguyla dolmasıdır, acının aşkı yenip üstüne bayrak diktiği zamanda olan duygudur.
    şarkıların size yeni bir ütopya yaratmasına, anılarınızın beyninizde tiyatro yapmasına izin vermektir.
    ne acıdırki beyininizi ve kalbinizi savaştırır. sizi dengesiz yapar... bunların hepsinin nedenidir ayrılık acısı..
    1 ...
  14. 35.
  15. nazım hikmet şöyle der,

    "bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. iyi halin cezanda indirim sağlamaz. sen, "ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "peki o ne yaptı" deme. herkes kendinden sorumludur aşkta. sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? hayatı ıskalama lüksün yok senin. onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.yine içeceksin rakını balığın yanında. üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.... sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. elbet bitecek güneşe hasret günler. ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini..."

    (bkz: acılara tutunmak)
    54 ...
  16. 34.
  17. 33.
  18. atlatması en zor acılardan biri. ama tabi ki bunun da bir çaresi var. bir süre siyasetle ilgilenin anacığım, okuduğunuz, dinlediğiniz, seyrettiğiniz her şey siyasetle , politikacılarla ilgili olsun. çünkü aşkın, sevginin en uzak olduğu yer siyasettir bu ülkede.
    1 ...
  19. 32.
  20. 31.
  21. insanın saç diplerinden tırnak uçlarına kadar karıncalanma hissi yaratan bir daha asla tamamlanamayacağını, ömrünün geri kalanını hep bir yarım yaşayacağı hissini veren drumudur.
    0 ...
  22. 30.
  23. alısılması zor olan, yalnızken daha cok anlasılandır.
    2 ...
  24. 29.
  25. 28.
  26. Sigara gibidir, icine cekerken mutlu olursun, yokken arar, içine çekmeden duramassın. Bıraktıgın zaman ise acisi cigerden cıkar, ciğerin yanarda aman diyemessin.

    aşk en büyük alışkanlıktır, sevmiyorum sanırda biterse bitsin edaların bitene kadardır, sonrası zulüm. ayrılık olmadan aşk olmaz derler ya, her ayrılıkta biraz daha büyürsün, hani cocukken vız gelen şeyler buyudukçe daha buyuk yukler bindirir ya omuzlara; işte her ayrılıkta oyle büyütür de insanı, daha da zor olur işte.

    aman bee ne diyorum ben!!
    1 ...
  27. 27.
  28. zamanı alkolle marine etmektir...
    0 ...
  29. 26.
  30. Hem duygudur, hem ruh halidir. Zordur ama her aci gibi güc verir. Kötü de degildir.
    0 ...
  31. 25.
  32. yediği baldan bile tat alamıyorsa insan, ayrılık acısı çekiyordur.
    8 ...
  33. 24.
  34. En zorudur ölümün yaşarken ki halini. Sevgi nöbetleri ,kıskançlık krizleri , ağlama saatleri. Anlamaz hiçkimse sanki yaşamamışlar gibi hiçbir ilaç hiçbir alkol hiçbir uyku fayda etmez. yakasını bırakmaz insanın uykularda , ruyalarda hep gidenle yaşanır. Zor bir kelime değildir okunurken birde yaşanılan haliyle düşünüldüğünde. Herşeye yeniden başlanmak istenir. Her başlangıç yarım bırakılır. Gitmek ister insan çok uzaklara onu hiç görmediği yerlere ama ayakları hep anılara gider hep birlikte zaman geçirdikleri yerlere. Sıklaşır ağlama saatleri belki de günleri.
    Sonra zaman geçer çokça bir zaman sonra gülmeye başlar insan içten olmasa da güler. Zamanlardan sonra unutulmasa da hani kalpte yara derler ya o kabuk bağlar. Hergün daha az düşünülür hergün biraz daha az birgün hiç düşünülmediği fark edilir. Evet unuttum dşye bayramlar yapıldığı andır. Tam o sırada küçük küçücük bir yazı bulunur geçmişten kalan unutulan . Yara delice kanamaya başlar hiçbir ilaç hiçbir gazlı bez fayda etmez işte böyledir bu acı.

    (bkz: severek ayrıldık nefretle barışcaz)
    1 ...
  35. 23.
  36. iki kaşın arasında her daim bir ağırlık, boğazda takılı bir hıçkırık...
    * * *
    3 ...
  37. 22.
  38. bilirsin geriye dönüşü yoktur. büyüsü kaçmıştır bütün güzelliklerin,fakat her sabah yüreğinin sızısıyla uyanırsın.yürek mantık dinlemez. gerçekleri görmek istemez.sanırsın ki sızın zamanla azalır. senin parçan olmuştur o sızı, ölene dek içinde taşıyacağın.
    6 ...
  39. 21.
  40. beyinde baslayan sonunda mideyi vurmasıyla biten ince sızı.
    3 ...
  41. 20.
  42. insan hayatını alt üst eden acıdır. Hele ki zorunlu bir ayrılık söz konusuysa kafanızı dağlara taşlara vurmak isterseniz, kafanızda sürekli ya tamam birkaç gün sonra geçer zırvaları dolaşsa da geçmiyor işte, geçmiyor, yalvarıyorum allahım al içimden şu acıyı duygusuz bir varlık olayım gerekirse insanlıktan çıkayım dedirtir. ***
    4 ...
  43. 19.
  44. içinde umutsuzluk barındıran geceler, mutsuz uyanışlarla dolu sabahlara vesile olur. ağır gelir bazen beden taşıyana,hayallerdeki yaratıcılığı kısıtlar. yaşayan, geçmişte kurduğu hayallerini düşleyerek tekrar eder kendisini.

    kimi paylaşmak ister derdini anlatır, kimi susar öylece. kafasında birçok soru yanıt bulmayı bekler. yanıtını bulsa geçecek sanar belki.

    cümleleri kim kurdu, ilişkide noktayı kim koydu pek mühim değildir aslında. alışkanlıkta varsa eğer, vazgeçmek için sancılı günlere direnecektir olabildiğince.

    'zaman en iyi ilaçtır' sözünde teselli arar, onu oldu ya görse bir yerde yarası gene kanayacaktır lakin zaman en iyi ilaçtır, yara kapanacaktır..
    4 ...
  45. 18.
  46. en derinden acıtandır.
    kelimelerin söyleneceklerin yerini gözyaşları alır.
    yastıklar ıslanır her gece.
    boğazda bir düğüm gitmez uzun bir süre.
    kurulan hayallerin artık yapılamayacağı gelir akla.
    yapılanlar düşünülür; hep iyi anlar geçer gözlerin önünden film şeridi gibi.
    dinlenen şarkılarla insan kendini daha da acıtmak ister.
    içinde bulunulan kocaman boşluğa rağmen yalnızlığına yalnızlık, acısına acı katmak ister.
    bitti kelimesinin anlamını düşünür.
    aslında ne kadar kısa bir kelimedir. 2 hece bu kadar mı acıtır der durur.
    döner, ağlar, durur.
    eskisi gibi gülemediğini farkettiği anda ayrılık acısının dibine vurmuştur.
    6 ...
© 2025 uludağ sözlük