Bana dedi ki rüyaymıs uyandım mutlu değildim falan filan.Anlayamadığım şey şu ki nasıl bu kadar iyi rol yapabildin o zaman mutluydun mutluyduk bunu hep söylüyodun da noldu ki sonra.Niye o zaman geldin bana niye içimi açmama sana sarılmama izin verdin.Şimdi istediğim sana on bin kat fazlası yapılsın.Bi de arkadaşlar siz siz olun kimsenin duygularıyla oynamayın ayıptır,günahtır.
ARADAN ASIRLAR BiLE GEÇSE BAZEN AKLINIZA GELDiĞiNDE iÇiNiZi SIZLATIR. ESKiLERi HATIRLAMAK AYRILIK YÜKÜNÜ YENiDEN YÜKLER OMUZLARA. HASILI iNSANIN ANASINI AĞLATIR.
hergun çıktıgım kısa koşularda,aklıma gelir nasılda bu hale getirildiğim.ve gunun en uzun en kısa bu yolunda tedirginliğim bana artık unutmalısın çağrısında bulunur.hergun korkarak geçtiğim bahcesınde kopek olan evın onunden, uzerınden atlayarak geçtiğim gunler once ölmüş solucandan,ve ormanın uğultusu...insanların bana yargılar hissiyatları,bakışları...susuyorum...anlatacak çok seyım var.susuyorum...traji ihtiyar politikalardan midem bulanıyor.eniyisini bilmek için can atan insanlar gördüm,eniyi olmak için.neden bukadar ihtiyaç duyar insan alkışlara.evet tamam siz kazandınız herşey sizin...kurt d. cobainin de dediği gibi onlar gibi olamam ama taklit edebilirim.evet haklıydı belki ama haksızlığıydı taklit edilesi gibi değillerdi bile.midemi bulandırıyorlar. "neyin peşindesiniz lann!" desem kalp kırarmıydım? içim bir halk pazarı,aklımda yalanlara sarılmıs 6 koca yıl ve ben içerisinde koca bir hiç büyüklüğünde mutluluklarım.nasıl olurda ben bunu farkedemem nasıl olurda onu tanıyamadım...şimdi herkese sadece salyangoz yemeği nasıl yapılır onu anlatmak istiyorum.ve kısa koşumun sonunda topladıgım papatyalardan yaptıgım tacı kucuk bir kıza verdim,bunun önemsiz oldugunu söyledi,güldüm bende ona belki birgün tanrıya bunu yapmasını isteyeceğin kişi için dua edeceksin dedim. oda güldü işte tanrının en buyuk vicdan hediyesiydi saflık,çocukların kalbinde saklı...ve mutlu...
BU GECE DE BEN SENSÌZ KÖşEMDE ÍÇÍYORUM,
DÍNLEDÍKÇE şARKIMIZI KENDÍNDEN GEÇÍYORUM,
BAKMA ÇÖKEN KARANLIGA KARA BENÌM BAHTIMDIR,
BAKMA SÓNEN UFUKLARA, SÓNEN BENÍM HAYATIMDIR...
Böyle bir acı çekmeyen ve cekmemis biri olarak, ayrilan insanin halinden anlamam acik ve net. Anlamakta istemem cunku boyle seyler can sikar, yasamamis olman empati yetenegine de katki sağlamaz. Malesef ki bu aci çekende durmali yaymamali negatifligini. Unutana kadar da kimseyle cikmamali ciddi dusunemezler bunlar hep beynin belli bir lobu doludur gecmisle.
Gereksiz anilar sinsilesi iste bunlar.
Evlerin önünden geçtim dün gece
Seni son defa görmek istedim
Ayrılıp gitmeden sen buralardan
Sesini son defa duymak istedim
Kapılar kapalıydı perdeler örtük
Odalar karanlıktı ışıklar sönük
Çaresiz ayrıldım boynum bükük
Ölmek istedim kaderime küsüp
Gözümde canlandı o düğündeki anılar
O saatlere dönmek istedim
Ben seni son defa görmeyince
Orada canıma kıymak istedim.
(bkz: küçük ibo)
Paramız olsaydı uzun boylu ve yakışıklı olsaydık yada yada üstü açık bi arabamız olsaydı bizi bırakıp gitmezlerdi. Ayık olmak gerekir zira başkalarının altında inleyen biri için acı çekmeye değmez.
zamanla illa ki hafifler, solgunlaşır, azalır. fakat o acının içindeyken bunun olacağına hiç inanmazsın. acılar hep böyledir galiba; milyon tane insan belli bir tipini yaşamıştır, bizzat test etmiştir ve 'geçiyor, geçecek, hiç geçmeyecek sandım ama geçiyormuş' demiştir ama senin acın hiç geçmeyecekmiş gibi gelir sana. kimsenin tecrübesi kimseye yaramıyor aslında böyle konularda, illa herkes kendi tecrübesini - hatta tecrübelerini yaşayacak; öyle anlayacak.
bi ayrılamama acısı değildir. bilirsin olacağı yok, geri dönüşü de yok o günlerin. ama inat edersin olacak dersin. ama yavaş yavaş hazırlarsın kendini önce onu düşünmemeye çalışırsın, yavaş yavaş eşyalarını gözünün önünden kaybedersin son kez mutlu fotoğraflara bakar ve atarsın. zor işler.
insanın canını öyle bir yakar ki cehennem kalbinize kurulmuş zannedersiniz. Her gördüğünüzde hatta fotoğrafında içinizde olanları anlatmaya kelimeler karşılık vermez.
kişinin gurur ve pişmanlık duyguları arasında yaşadığı duygu yoğunluğudur.
gurur.. evet bu 5 harflik bir kelimeden daha fazlası aslında. kişinin kendine gösterdiği saygıdır gurur. ve kişi kendine gösteremezse saygıyı karşısındakine de saygılı olamaz zannımca.
pişmanlık.. bir diğer unsur. keşkeler kaplar içini. yaptıgın bazen de hatta yapmadıgın her şey için keşke demeye başlarsın. keşke onu yapmasaydım, keşke şunu söyleseydim, bunu demeseydim de böyle olmasaydı. ama bilirsiniz ki bazen birşeyler bitmesi gerektiği için bitmiştir. siz bir tarafınızı yırtsanızda o ilişki zaten bitecektir.
ben. daha 19 yaşında hayatında ilk kez aşık olmuş bir genç kız. aşka inanmis, inandirilmis biriyim su an. hayatim boyunca hic boyle bir aci yasamamistim acikcasi. nefes alirken bile daraliyorum. nereye baksam onu ariyor gozlerim.
bir taraftan bu kadar genc yasimda boyle buyuk bir ask yasamis olmanin boyle bir tecrube edinmis olmanin mutlulugu var ustumde. buyuklerimin "geçer, unutursun" laflarina imreniyorum. yasamislar miydi benim su an yasadigimi. onlarin da nefesleri boyle daralmis miydi? merak etmisler miydi en cok sevdigi adami? ya da ozleyipte gururlarini kirip arayamamislar miydi?
en cok merak ettigimde su aslinda.
şimdi olsa yani simdiki akillari olsa ararlar miydi gururlarini kirip? yoksa nerde bir aşık görseler "unutursun" diyip gecmeyi mi tercih ederlerdi?
bundan on sene sonra bende mi unutursun gecer diyenlerden olucam bilmiyorum ama ben sevdigim adamın hayatindan ciktim. o gun dunya ustume yikildi adeta. hep sevdim onu. ilk gordugumden beri. ve sevicem de. "unutmadım" diyen biri olucam.
bugün tanık olunduğu üzere, hiç ummadık bir anda, ağlayacağını hiç sanmadığım bir insanı salya sümük ağlatan dert yığını.
on senedir tanışıklığım olan bir ahbabım ile ofisimde sefa yapıp bossa nova dinlerken, "koreliler de pek güzel bossa nova söylüyorlar." deyip bir cd yerleştirmemin ardında arkadaşımın ilk başta "ne güzelmiş kızın sesi." demesi, bir kırk saniye sonra ise yanık bi "offf!" patlatarak acılarının depreşmesiyle gözlerinden sicim gibi yaşların inmesi... gerçekten sevilmişse unutulmaz, acısına derman bulunmaz bir şeymiş ayrılık acısı, allah yazdıysa bozsun... düşmanımın başına vermesin.