hangi hızla vurduğunuzdan bağımsız olarak her zaman aynı acıyı veren kötü tecrübedir.
karanlık bir ortamda bir yerlere çarpmamak için yavaşça ilerlerken hafifçe sert bir köşeye vurmak bile o an serçe parmağı çıkarıp bir yere atmayı diletecek kadar acı verebilir.
Sadece vurulan bölgenin değil; vücuttaki tüm sinirlerin zonklamasına, tüm damarların aynı anda büzüşmesine sebep olan talihsizlik.
2012'nin nisan ayı...
Evde kıllatmaca modundayim. Sersem sersem internette dolanıyorum. Nisan yagmurunun ardından gelen toprak kokusunun güneşin turuncusuna karıştığı bir akşam üstünü idrak ediyoruz.
Babam salonda takılıyor. Ikimiz aynı anda evde olduğumuza göre bir pazar günüydü sanırım. Her neyse. Valide hanım da inceden temizlik ekşınlarında.
Ufak ufak kimyasal takılıyor. Çamaşır suyu, tetercan falan filan...
Birden bana seslendi yüksek sesle. Sanki bir imdat çığlığıydı. Ya da bana öyle geldi bilemiyorum. Sıkıcı gecen günüme aksiyon katmak icin de oyle hissetmiş olabilirim. Direk yerimden fırlayıp depara kalktım. Tam yıldırım hızıyla kapıdan çıkarken sol ayak serçe parmağımı kapının kasasına gömdüm ve o anın yüklediği acı ve elektrikle havada iki takla atıp bok
her insanın hayatında en az bir kere başına gelmiş olan fena halde can yakan olaydır.
ayak parmağını vurduktan sonraki ilk hareketiniz, vurduğunuz ayağı hışımla yukarı kaldırmak bir yandan da ah diye inlemektir. ikinci eylem bu olaydan sonra koltuğa oturulur ve hele bir otur soluklan yeğenim moduna geçilir, ayak dize konur sonra da başlanır küçük parmağa bakmaya. bir yandan dokunulur bir yandan üflenir.
kafamı duvarlara vursam bu kadar canımın yanmayacağını bildiğim için sürekli sakındığım şeydir.
evde terlikle gezmeye sebep olur, hele evde ayak altında dolaşan kediler varsa onlara çarpmamak için yaptığınız akrobatik hareketler sonucu bu konuda çok tecrübe sahibi olursunuz.