görüntü kalitesi ile büyülemiş, ancak klasik amerikan karşıtlığı senaryosu ile sınıfta kalan 3 boyutlu sinama filmi.
filmin 20. dakikasında amerikalılar ile ile na'vilerin savaşacağını, filmin 40. dakikasında savaşı na'vilerin kazanacağını anlıyorsunuz.
filmin maliyeti 300 milyon dolar, pazarlaması 150 milyon dolar tutmuş. şuan 2 milyar dolar hasılatı varmış.*
görsellik dışında pek de bi numarası olmayan, sıkıcı bir senaryoya sahip film.neymiş efendim kapalizme gödermeymiş.sanki daha önce hiç denenmedi.alt yazılarının uzun süre okunduğunda göz yorması da cabası.
(bkz: pocahontas)
3 saatimi benden çalan film ulan evde oturur two and a half men izlerdim en azından gülerdim. bi de doğayı zerre siklemeyen türk halkının doğaya hayran olmuştur nasıl bir tezatlıksa
9 dalda oscar'a aday olan film.
izlemiştim geçenlerde beğenmiştim. bi şeyler de karalamıştım. gel zaman, git zaman yine düşündüm de...
bu film porno gibi. bildiğin porno gibi işte. görüntü var, hikaye yok.
korsan olarak izlemiştim 1.5 boyutlusunu gerçekten iyi film yapmış adamlar. ilk başta moronların yüzleri tuhaf geliyor insana ama zaman geçtikçe alışılıp benimseniyor. güzel fena değil film.
filmde denildiği gibi daha önce bir çok filmde farklı şekillerde işlenmiş bir konusu var fakat bu filmi özel ve farklı kılan yanı 3Dli izlenmesidir.sinemadan çıktığınız anda bile aklınızdaki her şey gidiyor sadece filmi düşünüyorsunuz öylede beyin kemiren bir film bu yüzden bile 2.kez izlemeyi düşündürtüyor...
Bazı şeylerin etkili anlatılmasıyla, insanoğlunun kendi ırkına bile ihanet edebileceğini gösteren filmdir. Hatta filmde gösterilenler sayesinde, izleyiciler bile durumu destekler hale gelmekte ve insanlığı lanetlemektedir. Bununla birlikte, kızılderili esintileri de net bir şekilde görülebilmektedir.
avatar, sonradan gelen amerikalı arkadaşın ortamda sivrilip bir numara olması klişesiyle bezeli bir yapıt. amerikan filmlerinde çok sık önümüze sürülen bir durum bu. esas oğlan gelir bir takım icraatlerde bulunur, cesaret gösterileri sergiler ve ortamdaki herkesin kalbini kazanır. bu tür filmlerde ''seçilmiş kişi, özel kişi'' geyiği bulunmaktadır. güzel ve gaz verici müzikler eşliğinde seyirci duruma ısındırılır. devrilme, patlama sahneleriyle durum perçinlenir. ve olayların peşinden hemen sonra gelen öpüşme sahnesi başlar. aşağı yukaru bu tür filmlerin şablonu neredeyse aynıdır.
bu olayları aynı şekilde avatar filminde de görmekteyiz. ömrü boyunca dünyada yaşayan jake sully, sen kalkıp 2 ayda navi gezegeninin yani pandora nın en taşşaklı elemanı ol. bunlar inandırıcı olmayan gerçeği yansıtmayan betimlemeler, fakat sinema pazarında popüler kültür olarak oldukça tutulan bir şablon.
ayrıca gezegendeki diğer klanlar bana hiç inandırıcı gelmedi. age of empires havası vardı o sahnelerde. binlerce ışık yılı uzakta olan bir gezegendeki yerel halklar neden dünyadaki kabilelere bu kadar benziyor anlamak mümkün değil gerçekten.
filmin en coşku dolu anına değinecek olursak; kesinlikle jake sully nin toruk a sahip olduktan sonra onu kutsal ağaç eyva nın olduğu yere karizmatik bir şekilde indirmesiydi.
oscar alırsa eğer ayıp olur.
reklamın gücü yine ortaya çıkmıştır. abartıldığı kadar değildir. hiç bir şey yoktur demiyorum fakat recep ivedik daha çok zevk verir. ne yahu bu kasım kasım kasılmalar. şöyle yaptık böyle yaptık. tozu dumana kattılar. yok abi konusuyla kurgusuyla efektleriyle cezbetmedi. yani şu uçan buzdağları örneğin, 3-5 yıl öncesinin grafik uygulamaları. çoktan tüketildi. abartılacak hiç bir şey yok.
'güzel film' olmak adına hiç bir şey içermeyen film.böyle bir filmin ve yönetmenin ödül almış olması benim açımdan oscar'ın değerinin sorgulanmasına yol açtı.filmde bahsi geçen gezegen ve film karelerinin(gezegenin fikizi özellikleri ağaçlar toprak şekilleri vs.) daha önceden yazılıp çizilmiş olması ödülün haksız olduğunu açıkça görmemizi sağlıyor.ayrıca kim ne düşünürse düşünsün film özel efektlerine göre değerlendirilemez.
(bkz: efekt=para)
konuya nasıl oluyorda bu kadar sığ yaklaşılabiliyor anlamıyorum. amerikanın az da olsa çuvaldızı kendine batırdığı filmlerden biridir. kapitalist olduğu kanısına nereden varıldı bilemiyorum fakat amerikanın kızılderilere uyguladığı politikayla paralel olmakla beraber kapitalist düzende alt sınıflara uygulanan bütün zorbalıkların yansımaları temsili olarak filmde yer alıyor.
anti emperyalist bir mücadelede olması gereken bütün eylemler avatarlar tarafından göz önüne seriliyor.
bu içeriklerin ötesinde özellikle 3d izlendiğinde insanı hakikaten etkileyen bir ihtişama sahip.
ölmeden önce izlenmesi gereken filmlerden biridir.
lan ne güzel dünya ekmek derdi yok benzin derdi yok. hayvana biniyosun uçuyosun. her yerde usb bağlantı noktaları var. bide bunun ateş, su, toprak ve hava büken çizgi filmi var.
(bkz: Avatar The Last Airbender)