"amerika’nın ırak’ta da yapmaya kalkıştığı şey dikkatle bakıldığı zaman yugoslavya’da yaptığı şeyin aynı, gene bölecek çünkü artık güçlü devlet, büyük devlet istemiyorlar. küçük küçük ve kendi kontrollerinde devletler istiyorlar. ırak bölünecek. ırak’ı bölmek için yapacakları teşebbüsün içerisine neleri koyuyorlar? ırak’ın bölünmesi ortadoğu’da israil’e nefes aldıracak, israil muhtemelen genişletilecek, o arada bir kürdistan kurulacak.
bu suretle israil, kürdistan, ermenistan ve gürcistan’dan oluşan bir set oluşturacaklar; bu set mustafa kemal paşa’nın istiklal savaşı’nda bahsettiği kafkas seddinin ta kendisidir.
buradaki ülkeler hindistan yolunu yani şimdiki avrasya yolunu kapatacak, çünkü avrasya yolu petrol yolu. ve böylece bunlar kendileri girecekler.
ırak’ın direnmesi ve amerika’nın ona karşı harekete geçerken de türkiye’den yararlanmak istemesi zaten nato’ya vermek istedikleri yeni şeklin ipuçlarını veriyor. aslında nato’yu artık onlar müslümanlara karşı kullanmak istiyorlar. asıl gerideki hesap bu. müslümanlarla bir takım savaşlar olabilir. öbür tarafta da işte avrupa’nın ve amerika’nın menfaatleri, batının menfaatleri."
Üstadımızın her kelamı altın misali kıymetlidir... Paylaşacağım da kıymetli eserlerinden biridir.
boybos tamam ağzı bütün diş
tevahür bir kadın bol memeli
hayli genç kız dudağı çiğnemiş
çok erkek ağzına girmiş dili
yüksekkaldırım'da fahişeymiş
şaşı mustafa'nın yalancısıyım
hüneri dört kişiyle sevişmekmiş
ikisi kadın olacak ince belli
yok canım yoksulluktan düşmemiş
yaradılışı kahpe ruhu işveli
galiba hiç kimse baş edememiş
şaşı mustafa'nın yalancısıyım
iyi slogan yazar. tek değerli şiiri mahur beste dir-bknz tanpınar. sado-mazoşizm fışkırır şiirlerinden. bir tık ötesi yusuf hayaloğlu arabeskidir. ama üzüntülü, tutkulu zamanlarda iyi gider. tarihçi olmadığı için bu alanda yazdıklarında tıpkı necip fazıl ve tarih yazan diğer şairler gibi kitapları büyük hatalar içerir.
sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız..
aşkı tasvir edişi ile döneminin şairleri arasından toz gibi sıyrılır. ulaşamamazlığın, dokunamamışlığın ve içeride bir yangın gibi büyüyen acıların lirik ustasıdır.
aynı zamanda yazın hayatı şairliği ile kalmayıp hem tarih alanında ustaca ve cesurca yazmış, hem de roman olarak hiç yazılmaya cesaret edilemeyen konuları işlemiş, dili biraz sert ve anlaşılması uğraş isteyen edebiyat adamıdır.
Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı
Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
Geceler uzar hazırlık sonbahara.
Türk edebiyatında kendi tarzını yaratabilmis Ender adamlardan biridir.
iyi sair mi kötü şair mi?
Kişiden kişiye değişir.
Zaten "iyi şiir" denen kavramın ayırdına üç-beş ya da 200-300 kitap okuyanla şiir kitaplarını hatmedenler karar verince tescillenmiyor bu mesele.
iyi şiir de iyi şair de okuduğuna nereden baktığına göre tamamen değişebilecek kavramlardır.
Türk edebiyatında "üstad" denilen adam, necip Fazıl Kısakürek...
Nakşibendilere bulaşmış olmasaydı bi anda bu kadar sıçrar mıydı?
Türk edebiyatında Türkçeyi en iyi kullanan 3-5 isimden biri Ahmed Arif sosyalizmin sularında bu kadar derine dalmasaydi sindirilir miydi bu denli?
Hayır elbette.
Demek ki aslında iyi şair/yazar olmak biraz şansı, meziyeti ve zekayı da gerektirir.
Attila ilhan adını Türk edebiyatının sayfalarında üst sıralara yazdırdıysa bu kesinlikle sairliginin, yazarlığının, senaristliğinin yani sıra zekasının da ürünüdür.
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim için kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.
“Çürüksüz ve cam gibi berrak bir kış günü
sımsıkı etini dişlemek sıhhatli, beyaz bir elmanın.
Ey benim sevgilim, karlı bir çam ormanında nefes almanın
bahtiyarlığına benzer seni sevmek…”
16 yaşında masum bir çocuğun, mektubunu süslemek için yazdığı satırlar bunlar...
Peki bu olay sonucunda ne oldu?
Bu masum çocuk için hapis cezası verildi.
Peki hapis cezası istenmesinin gerekçesi neydi?
Mektubunu süslemek için yazdığı Satırların, nazım hikmet'e ait oluşuydu.
Neyse.
Bir şair.
Yaşadığı şeyleri hak etmeyen, bir şair.