Kelimelerin anlatmaya yetersiz kalacağı edebiyat üstadı. yetersiz kalacaktır çünkü, onun kelimelere diktiği ince nakışlar, anlamlarda yaptığı akrobasiler, süprizler barındıran kelime oyunları ve yazılarındaki akış; benim kelime ve tasvir kapasitemle açıklanamaz. gerek nesir gerekse şiirleri büyülüdür sanki. gördüklerini ve yaşadıklarını anlatmakla kalmamış, hayallerini katmış, yorumlarını aktarmış; akla gelebilecek her türlü entellektüel boyutta başyapıtlar ortaya koymuştur.
herkezin, hepimiz gibi insan olduğunu oldukça çarpıçı biçimde ortaya koymuştur. açık ve sade anlatımlarında her zaman sofistike bir tad bırakmıştır. evet itiraf ediyorum, yazılarını hep severek okudum, daha sonra keyifle tekrar okudum.
hayata bakış açısı ve duruşu olan biriydi. siyasi yaklaşımlarında onunla hem fikir olmadığım, hatta bazı dönemlerinde ileri sürdüğü pek çok düşünceyi sertçe kendimden başka gördüğüm olmuştur. bunun yanında pek çok savını, tarihi analizini ve geleceğe yönelik görüşlerini hayranlıkla izledim. hayattan ders almasını bilen, aldığı her ders ile yolunu tekrar çizebilecek kadar vakur bir yazardı. ona saygı duymamdaki en önemli etmen sanırım buydu.
büyük edebiyat üstadadına, gerçek bir vatansevere, halk adamına, insanı insan olarak kabullenmiş hümaniste, aşkların gerçeğini ve ihtirası yaşamış kişiye, sohbetine doyum olmayan şahsiyete saygılarımı sunarım...
desen ki denizin tuzu
çiğ düşmüş kadife donlu patlıcanlar
desen ki kendilerinden karga çığlıklarıyla kaçanlar
en fakiri en zengini çirkini ve orospusu
seni unutmuş olsun
sen ki üşümüş gökte o yalnız bulutsun
kıskanmadığın cömert bir maviliğin ortasında o
bildiğin yalnızlığın ellerinden tutmuşsun
desen ki unutulmuşsun
denizler kızılca kıyamet akıp geçiyor
zamana karşı geliyorsun
bir üç ve beş leylekler artık gitti
şimdi seni artık karanlıkta bir liman çekiyor
unutulduğun unutulmadığın bilinmediğin bir liman
bir üç ve beş derken şişede rom bitti
sen yaşamaya başladığın zaman
üşümüş gökte o yalnız bulut
kendini hiç yerinde hissetmiyeceksin
keyif senin
istersen talihini billur akıntılarla bir tut
ellerini göğsüne kavuştur
doğu batı kuzey güney diyerek
koştur
bir üç ve beş istersen rom kadehleri gibi
nasıl ki unutulmuşsun
devril
ve bitir maceranı
yakışıklı şair senarisr yazar denemci artık ne varsa herşeyi yazan adam.
menemende doğmuştur 15 haziranda 1925 de doğmuştu...
bir şiiri:
AĞUSTOS ÇIKMAZI
Beni koyup koyup gitme, n'olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin yorulursun
Beni koyup koyup gitme, n'olursun
Bir deniz kıyısında otur
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
işine gücüne baksana
Evlenirsin, çocuğun olur
Beni koyup koyup gitme, n'olursun
an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür
şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür
an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî süleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
attilâ ilhan ölür
son yolcunun adı attila ilhan'dı
miyoptu kısa boylu bir adamdı
dostu yoktu yalnızlığı vardı
yazı makinasıyla binmişti
bizimle konuşmaktan çekinmişti
gözlerini görseniz korkardınız
polis'ten kaçıyordu derdiniz
bir cinayet işlemişti derdiniz
halbuki kendinden kaçıyordu
izmir de Karşıyaka Cumhuriyet ilkokulu ve Karşıyaka Ortaokulu nu bitirdi. Atatürk Lisesi ndeki öğrenciliği sırasında Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesine aykırı davrandığı gerekçesiyle tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Danıştay kararıyla eğitimi sürdürme hakkını kazandı. istanbul da Işık Lisesi'nden mezun oldu.
Bu çıplak geceler yok mu
Bu plak böyle ağlamıyor mu
Camları kırmak işten değil
Delirecek miyim neyim
Kirpiklerimden mısra dökülüyor
Kenya'da simsiyah yalnızım
Yoksul bir şilepte gemiciyim
Malezya'da yük bekliyorum
Önümden çekilirsen istanbul görünecek
Nerede olduğumu bileceğim
iki elin kızıl kanda olsa
sökülüp
salkım salkım leylekler gelirse
ilkbahar olur
kül mavinin yanına kirli sarı gelirse
sonbahar
sen benim yanıma gelirsen
kıyamet olur
bir damla göz yaşı okyanus boşluklarını doldurur
senin gözyaşların beş kıtayı eritirler
hünerli ellerin yeni bir dünya yaratırlar
gözleriminden milyonlarca yıldız çoğaltırsın
milyonlarca defa bakabilmem için
geceleri sana bir saniyede
parmaklarımdan istifhamlar çoğaltırsın
her ağacın dalına bir istifham asarsın
ölüme mahküm eder beni asarsın
ben tutar seni asarım
karanlıkta kalmış çocuklara döneriz
artık ben diye birşey kalmamıştır
sen diye birşey yoktur
hiç gelmemişe döneriz
korkarız
gözlerine baktığım zaman
sonsuzluğu görebilmeliyim
parmaklarım dudaklarında dolaşırken
sonsuzluğa dokunmalı
konuştuğun zaman
sonsuzluğun sesini dinlemeliyim
bir istifham gibi eğilip
seni bir istifham gibi öpmeliyim
elimden ne gelirse yapmalıyım
bir tevrat bir incil bırakmalıyım
beni bir dağ başına koymalılar
başıma bir dağ koymalılar
anama avradıma sövmeliler
sen duymalısın
iki elin kızıl kanda olsa
gelmelisin
"bugün dünyanın hangi bilgisayarina kurtuluş savaşı verilerini girseniz, simulasyonda türkiye yüzde yüz mağlup çıkacaktır. türkiye ve türk milleti işte böyle irrasyonel bir tarihe ve karaktere sahipti." derken kurtuluş savaşı ruhunu ne de güzel aktarmış, vatan aşığı.. *
Şiirlerini dikkatle okuduğunuzda soyut sevgiliye yazar şiirlerini..
belki haziran'da mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir sileb sızıyor ıssız gözlerinden
belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki korsun kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzğar saçlarını götürüyor. ( dizelerindende anlaşıldığı gibi)
sevmek insanın yüreği kadar küçükse
büyüğünü taşıyamazsın
yalnızlığı da dene oldu olacak
nasıl yankılanır derinden derine
iyi midir kötü mü çıkaramazsın...
herkesin şairlik yapamayacağının kanıtıdır bu adam. günümüzde çoğu insan şiir yazıyor hangisi bu adam kadar hissettiriyor? attila ilhan şiirleri okurken ruhumda öyle tuhaf hisler, başka başka duygular oluyor ki. ay nasıl yazmış yahu bunu diyorum her zaman. okuyorum, düşünüyorum, hissediyorum, duygulanıyorum, ağlıyorum. öyle herkes yapamaz. bu sözler herkesin ağzından çıkmaz. 'ağaçlar sonbahara hazırlanıyor. bu şehir o eski istanbul mudur?' şu dizelerle ne çok şey anlatıyor, ne çok şey hissettiriyor. şiirlerinle, içimiz hoş, kalbimiz hüzünlü be üsTâD!
''belki gelmem gelemem'' şiirinde ki: ''bana ait ne varsa seni korkutuyor sana ait ne varsa hiç biri benim değil'', ''ben senin olmadığını arıyorum'', ''yanımda olmadın mı seni daha bir çok seviyorum.'' dizeleriyle ilişkilerin özetini çıkarmış, hayran olunası bir çok şiirin yaratıcısı,koca şair.
Zeynep beni bekle , gece ağaçlarına
yağmur çiseliyorum ,cam tozu su beyazı
yalnızlığını mutlaka değiştireceğim
bir yaprak halinde süzülüp saçlarına
eski teşrin'lerden , kederli kırmızı
zeynep beni bekle mutlaka döneceğim
söyle kim önleyebilir buluşmamızı
ilk okuduğum ''Zeynep beni bekle '' şiiriyle çok beğendim bir şairdir kendi kendine şiir yazmaya çalışıp saçmalayanların örnek alması gereken büyük bir yazar örneğidir.