Ateş ve Su, o eski internet kafelerin tarayıcı tabanlı kahramanlarından biriydi. Çoğu kişi bu oyunu ya bir kardeşiyle ya da en yakın arkadaşıyla oynadı. Çünkü tek başına bu labirentten çıkmak imkansızdı. Herkesin görevi belliydi: Ateş lavlara basarak yol açar, Su ise göletlerden geçerdi. Ama yanlış hamleler kaçınılmazdı. Oyunun en unutulmaz anları? Yanlışlıkla arkadaşını ölüme sürüklemek ve "Kanka ya pardon, dur bi daha başlıyoruz!" cümlesiyle oyuna sil baştan girmekti. Tüm serinin oyunları tek sayfada buyrunuz https://www.fixoyun.net/oyunlar/ates-ve-su-oyunlari/
vakti zamanında çok fazla dinleyememe rağmen, yıllar sonra şans eseri çıkış parçasını duyunca açıp dinlediğim, uzun süredir görüşelemeyen bir arkadaşla buluşmuş hissi bırakın kargo albümü. mşş'nin olmayışı hissediliyor evet ama zaten kargo mşş'den sonra kargo olamadı...
Su ve ateş
Bir de gülünç yalnızlığım var
Sana getirebildiğim
Suyu dinle ateşi yak
Özledim demek bu şeklinde devam eden güzelim Ahmet Telli şiirinin dizesidir ayrıca.
3-6 yaş çocuklar arasında popüler olan, iki kişilik bir oyun. ateş ve su diye iki karakter var ve birbirlerine yardım ederek bölümleri geçmeye çalışıyorlar. ancak bu yaştaki çocuklar için gayet zor bölümleri de var.
hiç bitmeyen, sürekli büyüyen yangınlardayım.
yangınlarım ateşle su arasında.
tam ortasındayım arınmanın,
arındırıyor su bu tarafta, ateş öbür tarafta...
ateşti .sıcak , alev alev , tutkulu , doludizgin ... suydu sakin , derin , soğuk ... ateş suya , su ateşe öykündü .ısınmak istedi su , yanmak alev alev , tutkulu , doludizgin ;üşümek istedi ateş , durulmak sakin , derininde soğuk suyun.kavuşmak , vuslat , yok olmak ...ateş kül , su buhar ...
ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli
dalgalarına.
hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa
demiş ki suya:
gel sevdalım ol,
hayatıma anlam veren mucizem ol...
su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklıga
al demiş;
yüreğim sana armağan...
sarılmış ateşle su birbirlerine
sıkıca, kopmamacasına...
zamanla su, buhar olmaya,
ateş, kül olmaya başlamiş.
ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...
ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...
aramış suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
bir gün gelmiş, suya varmış yolu
bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın.
ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu.
ama gitmenin yitirmek olmadığını....
ates durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
iste o zamandan beridir ki:
ateş sudan,
su ateşden kaçar olmuş..
ateşin yüreğini sadece su,
suyun yüreğini
sadece ateş alır olmuş...