Toplumun en ezilen kesimi en gizli kalmış ama sayıca fazla olan kesimidir. ayrıca çoğu kişiler tarafından maddeci olduğu söylenir ama her ateist maddeci değildir.
batı dünyasında hıristiyanlığın gelişimine büyük katkılarda bulunmuş akımdır. hıristiyanlığı bilim ve felsefe ile sentezlemek zorunda bırakmıştır. islam dünyasında henüz bu tür bir etkileşim pek yoktur. örneğin hıristiyan teologlar richard dawkins'in eleştirilerine cevap verebilmek için bilimi ve felsefeyi kullanmak zorunda kalmışlardır. ateizm dinler için bir nimettir. islam dünyası ateizmi kabul edebildiği zaman bundan en büyük faydayı müslümanlar görecektir.
arayıpta hiç bir şey bulamamaktır.bulamadığı şeyi sonuç olarak nitelendirmek gibi kolaycılığı seçmeyenlerse aramaya devam eder nitekim ruh yoksa her acıda sızlayan kalp neden vardır ruh varsa nereden gelmiş yada nasıl oluşmuştur bunu yanıtlarsa en iyi savuncusu olunur kendilerinin.
tanrının varlığına inanmanın zıttını, dilediğini yiyip içmek, yakalanmayacağını bildiği zamanlarda her türlü fenalığı, azgınlığı yapmak ve bunların yanına kar kalması zannedenlerin anlayamadığı şeydir.
işte siz bu yüzden sizi denetleyecek kurallara ihtiyaç duyuyorsunuz, ama insanın ahlakı ve erdemi başında bir tanrı olmadan da bunları yapmasına engel olur, siz rahatınızı bozmayın.
herkes, diğerleri gibi, doğru olmak - erdemli olmak- ahlaklı davranabilmek için tanrının ona koyduğu kurallara ihtiyaç duymaz. çünkü bunun dinlerin değil, insan olmanın sorumluluğu olduğunun farkındadır. kimse bunları sağlamak için tanrıya inanmak zorunda değil, siz göt korkusu olmadan böyle yaşayamayacak insanlarsanız, tanrı ve dinler tam da sizin içinmiş.
bu sonsuz mutluluk varsa inanmayanlar insan olmanın bütün sorumluluklarını yerine getirdikleri sürecei düşündüklerinin hesabını verebilirler. tanrı insana aklı fikri verdiyse, kendisinin sorgulanacağı riskini de göze almış demektir. bunun için hiçkimseyi suçlayamaz.
ama o sonsuz mutluluk yoksa, sen inandığının verdiği aklı fikri kullanmadan ömür boyu koyun gibi yaşamış bir canlı olarak göçüp gidersin.
Ateizm ile ilgili en güzel olay da şudur. Bir gün Hz. Ali ye bir adam gelir ve der ki; ben senin allah ına inanmıyorum. Ve dünya da hiçbir sınır kural tanımadan ( ki tanrı insanlara birçok sınır koymuştur) geziyorum. HAlim keyfim gayet yerinde. Dilediğimi yiyorum, içiyorum. Yakalanmayacağımı bildiğim zamanlarda hertürlü fenalığı,azgınlığı yapıyorum. Ve yakalanmadığım sürece bunları yapmak yanıma kar kalıyor. Oysa sen inandığın din uğruna bir çok meşakkate katlanıyorsun. Ya öbür dünya diye bir yer yoksa? o zaman kendine yazık etmiş olmaz mısın?
Bunun üzerine Hz. Ali şu karşılığı verir; Ben Allah ın bana koyduğu kurallar doğrultusunda yaşarken belki bazen sıkıntı çekiyorum belki bazen hor görülüyorum ama manevi olarak içimde büyük bir huzur yaşıyorum. Ve bütün bu yaptıklarımı zevk alarak yapıyorum. Bütün bunları 60-70 yıllık bir dünya hayatında yapacağım. DAha sonra ise bunların hiçbirini yapmama gerek kalmayacak. Çünkü allah böyle vaadediyor. Ve sonsuz bir hayata gideceğim. Sonsuzun yanında 60-70 gibi bir hayatın bir anlamı var mı? Burada allah ın istediği doğrultuda çalışmışsam büyük bir mükafat ile kaşılaşacağımı ümit ediyorum. Eğer öbür dünya diye bir yer yoksa bile çok şey kaybetmiş sayılmam. Peki sen allah a ve başka bir aleme inanmadan bu dünyadan ölüp gittiğinde ya karşına bir başka alem çıkarsa, ya benim dediklerim doğruysa o zaman ne yapacaksın? Sonsuz mutluluğu 60-70 yıl gibi bir zamana satan insana ne denir?
şimdi bir müslüman olduğum zannedilmesin diye baştan uyarıyorum. müslüman değilim, islam'a inanmıyorum, tanrının bir din gönderdiğine dair kanıtlar yetersiz. inanmak için bir neden görmüyorum.
şimdi ateizme dönelim. ateizmin de aslında kendi içinde bazı varsayımları, inançları vardır. örneğin hiçbir dış zekanın bu evrene müdahale etmediği varsayımı. evrim teorisi canlı türlerinin oluşmasını açıklayan tutarlı bir teoridir. fakat burada nedensellik ve erekçilik arasında kalıyorum. çünkü insan gerçekten çok ilginç bir canlı. insanda ister istemez özel bir anlam bırakıyor. bu evrimin, bu fizik yasalarının insan için varolduğunu düşündürüyor. en baştan amacı sanki insanı oluşturmak. ateizm bu tür bir dış zekayı reddettiği için ateizme pek sıcak bakamıyorum. deizm ve agnostisizm bana daha yakın geliyor.
hakkında düşünmek için inançtan da inançsızlıktan da fazlasını gerektirendir.
eh garibim sen hala zannediyorsun ki bu adam maddeye tapmak için senin allahına inanmıyor? bir yaratıcının varlığına inanmayanı hangi maddeye tapmakla itham edebilirsin ki sen?
zorlama bir din olduğunu da ilk defa burada duyduk.
tutup da tanrı tanımayan adama ne dinden bahsediyorsanız, özenti diyerek vermeye çalıştığınız ayar kadar aklınız yoktur.
dua edin. allah verir.
edit: bir şeyin olmadığına inanmak da dinmiş. düz mantığa gel. arkadaşım kafan mı güzel?
Ateizm dindir. Çünkü din birşeylere inanmaktır. Ateizm ise "tanrının yokluğuna" inançtır. Dolayısıyla ateizm de bir dindir. Hiçbir insan ben inanmıyorum diyerek dinsiz olduğunu iddia edemez. "Tanrı yoktur" demek, sadece o ateistin kendi iddiasıdır. insan görmediği bir çok şeyin varlığına inanırken, Tanrı görünmüyorsa yoktur diye bir inanç geliştirmişse bu zorlamadır. Ve bunun adıdır ateizm.
bilmediğimiz şeyler hakkında konuşmamak diyenlerin buraya gelip ateizm şöyle böyle bir dindir diye atıp tuttukları felsefe. iki dakka tutarlı olun lan!
Zorlama bir dindir. Bir insan hiçbir dini bilmeden dünyaya gelse bile birşeylere inanma ihtiyacı hisseder. Ama bu asla kendi nefsi olmaz. Çünkü yaratıcı insanı buna göre programlamıştır. insan inanmadan yapamaz. inandığı şeyler de kendi bedeninde olanlar değildir. Mutlaka kendisinden çok güçlü oldğuna inandığı güneş, ay ateş vs. böyle şeylere inanır. Yada bunların ötesine geçip gerçek yaratıcıya ulaşır. Ateist felsefe nefsi putlaştıran ve ona tapan bir dindir. Maddeye tapmaktır bir başka ifadesi. Bu nedenle zorlamadır. Bir nevi özentidir.
Ateizm bizim gerçekten gerek duymadığımız bir terimdir, aynen astroloji ile ilgilenmeyen bir kişinin bir terime/adlandırmaya ihtiyaç duymaması gibi. Tüm inançlı kişiler başka herkesin dinleri ve inançlarına göre ateistlerdir.
mitoloji dediğimiz ölü tanrılar mezarlığına bakacak olursak, aslında hepimiz birer ateistiz.
bir çok inanana göre farklı gelen kavram, merak uyandırıyor.
düşünülüyor; sınırsız alkol, sınırsız sevişme, full time freedom vs. ama gerçekten öyle değil.
anneannem öldüğü zaman dedeme kavuşmanın hayaliyle yaşıyor ama ben mantığıma kabullendiremediğim için böceklere yem olacağım diyorum ve bu düşünce kimi geceler beni delirtiyor.
ahiret inancı olmadığından hırsızlık, zina, cinayet vb gibi suçlar da dahil hayatta her istediğini yapabilme özgürlüğü gibi komik bir inanca sahip fikir akımı.
şimdi bu ateistler sürekli ortaya şu fikri atar. dinlerin öbür dünya hayali bu dünyayı önemsizleştiriyormuş. bu dünyadaki yaşamımızı önemsememize neden oluyormuş.
peki bir de ateizme bakalım. ateizmin ana fikri nedir. insan tamamen maddeden oluşur. bazı tesadüfler sonucu ilk canlılar oluşmuş, sonra bu canlıların genlerindeki mutasyon ve doğal seçilim sonucu bir sürü tür ve sonunda insan meydana gelmiştir. ateist zihniyete göre bu evrenin kendiliğinden bir anlamı yoktur. anlamı veren insandır. bu nedenle ateizm doğrudan diyalektik materyalizmi kabul etmek durumunda kalıyor. biz insanlar sadece karbon, azot çevriminin bir parçasıyız. moleküllerin anlamsız bir birleşmesiyiz sadece. eşsiz bir birey, varlık değiliz.
bu zihniyet işte sovyetler birliği'nde milyonlarca insanın ölümüne neden oldu. ortaya stalin'in bu materyalizm ile ilgili bir sürü sözünü koyabilirim. kendisi için bireyin bir önemi yoktu. nasıl olsa çevrim var, ölenin yerine yenisi doğuyordu. sonuçta ne ruhumuz, ne benliğimiz var. herşey bir değişim içinde olduğuna göre. ateizmin en önemli varsayımının bu olduğundan çoğu ateist habersiz.
şimdi ateizm dinlerin yanında azınlık olduğu için elbette insanlara şirin gözükmeye çalışıyor. fakat sovyetlerde, kuzey korede gücü ele geçirdiği zaman ateizmin neler yaptığını görüyoruz. eğer insanlık ateizme kapılırsa (bana göre mümkün değil) hiçbir insan canının bir değeri olmayacak. batı dünyasında ateizm şu anda yükselişte olsa bile, batı dünyasını bugünlere getiren tanrı inancı ve değerleriydi.
ha siz iyi ateistsinizdir elbette. bütün ateistler stalin gibi değil. o zaman siz neden bütün müslümanlara yobaz, terörist muamelesi yapıyorsunuz?
uludağ sözlüğü biraz fazla meşgul eden bi müessese. bazen gözlerimi kapayıp arkama yaslanır ve içinde ateist kelimesi geçmeyen bir sol frame düşlerim, sonra karşıma çıkan mini etek giyen türbanlı kız ve arkadaşlarını yel alır önümden, sözlüğün şöyle olması, sözlüğü bunların basması, sözlüğün yarraa yemesi gibilerini de kuşlar kartallar kapar falan... o an arkadan tatlı bir mızıka ezgisi başlar çok gerilerden gelen bir gitar eşliğinde, beyaz bir atın üstünde güzel bir kız, güneş yükselir, tatlı bir sıcaklık vurur yüzüme, o kıza sarılarak uykuya dalmak ve hiç uyanmamak isterim, ama olmaz işte.
ateistlik tartışılması gereken bir olgudur; bir dine mensup olmanın, bir yaratıcıya inanmanın gerektirdiği kadar tartışılmalıdır hatta. ama bu tartışma "senin özel alev gücün bana sökmez çünkü benim yanmaz çelik kaplama zırhım var" seviyesine geldiğinde insanlar durup düşünmeli, ve diğer taraf da demeli ki "hiçbir insan 'ben nasıl ateist oldum yareppim, bugün yere düştüm ve allah! diye haykırdım, o halde ben inanıyorum ve arttırıyorum!' demez, ben ne yapıyorum böyle?" unutmayalım ki en büyük günah, hayır oburluk değil, insanoğlunun gelişimini engellemektir. ve insanoğlu son yıllarda, evrim basamağında sıradaki adımı atmakta biraz kararsız davranıyor.
hayatın başlangıcından beri insanoğlu birşeyi temellendirmeye çalışmıştır-VAROLUŞ- önce yaratıcısını ay zannetmiş, ona tapınmış. sonrasında bakmış sabah oluyor ay kayboluyor bu olamaz demiş. sonra kendine güneşi tanrı seçmiş,fakat onunda yaratıcı olmadığını anlamış, çünkü gece güneşte kayboluyormuş. daha bunun gibi birçok şeyi, bazı basit temellendirmeler yaparak kendine tanrı yapmış. su ya bu hayat veriyor diye tapmış fakat ateşin suyu yokettiğini görmüş. ateşe tanrı diye bakmış fakat onunda söndüğünü farketmiş. yani biryere kadar gelmiş fakat devamını getirememiştir.
----------------------------------
-Hepimiz istatistik dersi görmüşüzdür mutlaka. olasılıkları hesaplarız ona göre problemleri çözeriz. hadi şu problemi çözelim. her 1000 yılda bizi yokedecek bir göktaşının dünyaya çarpma olasılığı vardır. Dünyamızın 4.404 milyar yaşında olduğu düşünülürse, bu güne kadar 4.404.000 (dört milyon dörtyüzdörtbin) kez yok olmamız gerekmekteydi. fakat böyle birşey asla olmadı. yada önümüzdeki bin yılda, bize bi göktaşı çarpma olasılığı zaten 1000/1 iken, geçmiş düşünüldüğünde imkansıza yaklaşıyor.yani böyle birşeyin yaşanması verilere göre sözkonusu bile değil. demekistediğim şu, aklımıza gelebilecek herşeyin kaderini,bizim algılamakta güçlük çektiğimiz birşey belirliyor.işte atalarımızın kendilerine göre temellendirdikleri,fakat biyerde tıkanan düşünceyi bu gerçek aydınlatıyor. buna kimileri göktanrı demiş, kimileri doğa demiş, kimileri kozmik enerji demiş, Hristiyanlar Baba demiş, Müslümanlar da Allah demiş,yahudilerin ne dediğini bilmiyorum.-
Bunun gibi daha birsürü örnekle daha bu düşünce kanıtlanabilir. biraz dogma olacak aşağıda alıntı yapmış olduğum bilgilerde,bu kadar insanın boş birşeye inanmayacağına kanıt olabilir zannımca.
1- Hıristiyanlık: 2.14 milyar
2- islam: 1.3 milyar
3- Hinduizm: 781 milyon
4- Budizm: 324 milyon
5- Sihizm: 19 milyon
6- Yahudilik: 14 milyon
önce tanım verelim ve konuya açıklık getirmesini umalım :
--spoiler--
Ateizm veya tanrıtanımazlık, tanrı veya tanrıların varolmadığını kabul eden ve dinsel öğretiyi kabul etmeyen felsefi görüş. Bu fikri savunanlara ateist veya tanrıtanımaz denir. Ateizm, tanrı inancının yanısıra diğer metafizik inançları ve tüm ruhani varlıkları da reddeder.
Ateizm sıklıkla "dinsizlik" ile özdeşleştirilse de, Theravada Budizmi gibi bazı dinlerde de tanrının varlığına rastlanılmaz. Bu yönüyle ateizm ile dinsizlik örtüşmez. Deist akımlara bakıldığında da, tanrıya inancın olduğu ancak dinlerin kabul edilmediği görülür.
Ateizm, evrenin nasıl oluştuğunu veya işlediğini açıklayan görüş değil, tanrı inancını reddeden görüştür.
--spoiler--
eğer insanlık tarihini diyalektik yöntemle araştırırsak çok tanrılı inançlardan tek tanrılı inançlara doğru değişimi ve bunun nedenlerini sonuçlarını ve nasıl gerçekleştiğini rahatlıkla görebiliriz. bunun yeri sözlük müdür bence değildir. bu başlık altında inanan insanların ateistlere çocukça saldırısı komik bile değildir. "bunu söylediğim için ateisttir bu" denmesi de gereksizdir ateist değilim fakat her türlü inanca bilip bilmeden hakaretlerle saldırılması inanan insanların inançlarının zayıflığının göstergesi kanaatindeyim.
öncelikle agnostiklere ya da zayıf ateistlere sözüm yok. tanrının varolup olmadığının bilinemeyeceğini ya da tanrı varsa bile anlaşılamayacağını söyleyen insanlara sözüm yok. onlar ile görüş olarak yakınım.
ama ben şu militan ateizmi anlayamıyorum. kesin bir şekilde tanrının var olmadığından emin olan insanları. şu evren aslında bizim için tamamen bir sır. ayrıca evrende sezgisel olarak bir tutarlılık olduğunu, yasalar olduğunu görüyoruz. bu kadar sır içinde, gördüğümüz yasalar ve tutarlılığa rağmen nasıl tanrının ya da başka bir gücün olmadığından insanlar emin olabiliyor anlamıyorum. şu yaşadığımız evren kuralları ile bir tür bilgisayar yazılımına benziyor. mantık kurallarının işlediği bir sistem. bunun arkasında bir güç olmadığına emin olmak nasıl mümkün oluyor bilmiyorum.