tanrı dediğin şey kainattan tasarruf sahibi olan, yani misal olarak tabiat olaylarinla meşgul olan ayrı ayrı hiyerarşik varlıklardan oluşuyorsa, yine en üstte olan bir tanrı vardır ve bu en büyük tanrıdır. eğer bir tanrının üzerinde başka bir karar mercii varsa varlık tanrı olamaz. yani yine tevhide götürür. islami kaynaktaki tek fark, kainattan tasarruf sahibi olan gorevlilerin tanrı değil melek olmasıdır.
tanrinin egoist olup olmaması onun varlığına aykırı delil olamaz. yani eğer tanrı var ise, onun egoist olması varlık delilini curutemez.
nitekim kurana gore tanrı egoist değil, sadece kendini tanıtma fiilini gerçekleştiriyor. ornek olarak sen bir ise gireceksin ve kendini tanıtmak zorundasın. "ben bütün bilgisayar programlamasini biliyorum" demen, seni kibirli mi yapar? hayir aksine iş alacak tarafa kendini tanıtıyor, var olanı söylüyorsun. tanrı da kendisinin her şeyi bildiğini ve takdir edebildiğini söylemesi kibire girmez.
kastim tanrının kadın veya erkek olarak düşünülmesi değildi. kastim tanrının bir insan oldugunu düşünmekti ki bu onceki mesajda belirttigim uzere tanrı mefhumuna uymayan hata olur.
tanrı kavramının bir ustu olabilir demek için elinde bir kanıt olması gerekiyor. yani deizm mantığını konuştuğumuz üzere, deizm dahi tanrıyı tanımak için ilk dinleri incelemesi gerektiğini kabul etmiştir. yani tanrının da haberi olmadığı tanrısı var adlı vahiy kokenli bir din varsa getir, sahifelerini ve davetini inceleyelim. fakat dedigim üzere böyle bi davet söz konusu olmamıştır.
ikinci olarak, tanrinin bahsettigin gibi üstü olması için tanrının her şeye kadir olma gücü olduğunu inkar etmemiz gerekiyor. tanrı her istediğini yapıyorsa, ki islam'in daveti bu yöndedir, kendi üstünde bir varlığı bilmemekten aciz olamaz.
cennet helaller yeridir. tanrinin dünyada kullarını bazı işlerden kısıtlamasınin gerekçesi imtihansa, ödülünde bunların artık haram olmayacağı olmalıdır ki bu tutarlıdır. erkek nefsi kadına meyillidir ve dünyada başka bir kadına ikinci bakış eklemesi bile haram olan erkeklerin bu güzel amelleri neticesinde haramla karsilasmayacaklarini soylemekte abes durum yoktur.
kadınlarda da fitraten sus ve estetik meyli vardır. kuranda allah da kadınlar için surekli elbiseler, giysiler, güzel yaşam yerlerinden bahseder ki bu da onların cinsel yönden de eksik kalacaklarına ispat değildir.
bebeklerin savaşçılara hediye edileceğine dair bir sahih delil bilmiyorum.
ateist, agnostik veya deist genellikle diğer dinleri hiç değilse kabaca da olsa ve nispeten daha ön yargısız araştırmışken, inananlar diğer dinler konusunda kendilerine hap gibi sunulan yalanlama formüllerini fazla dibini kazımadan yutmaya mütemayildir.
eğer inandığı dinin geçerli olduğu bir toplumda değil, yalanladığı dinlerin geçerli olduğu bir toplumda doğmuş olsa, inananın yine aynı tutumu takınacağı kesindir. misal hıristiyan olsa, ışid'e veya ülkesindeki müslümanların acıklı haline bakar ve islam'ı bir kalemde reddeder.
kimisinin "budizm'de çoklu tanrı tasavvuru olduğu" (o dinde bırakalım çokluyu, acaba tanrı tasavvuru var mı?), "hıristiyanlıkta çoklu tanrı tasavvuru olduğu" (üçünün iradeleri ayrıdır ve hep yok "hep yağmur yağdıracağım", yok "kuraklık çıkaracağım" diye kavga ederler hazretin çok iyi araştırdığı (!) hıristiyan teolojisine göre!) ve hele hele "yahudilikte çoklu tanrı tasavvuru olduğu" (torbacısını sorsam?) yönünden görüşler ileri sürerek
--spoiler--
"Bence temelde ikimiz de dinsiziz. Sadece ben, senden bir tane fazla dini daha reddediyorum. Sen diğer tüm olası dinleri neden reddettiğini anladığın zaman, benim de neden senin dinini reddettiğimi anlarsın." Stephen H. Roberts.
--spoiler--
sözünü haksız çıkarmak babından ilgili tüm dinleri incelediği havasını vermeye çalışmasına vesile olan farktır.
hakikaten de diğer dinleri çok iyi incelemiş! kesin.. bak öyle böyle bir incelemeden bahsetmiyorum, hazret islam dışındaki dinlerin daha geçerli dinler olabileceği ihtimalini ciddi ciddi bir ihtimal olarak düşünerek, o dinlerin itikatları üzerinde sağlam araştırma yapmış.
yani, olmaz ama misal gerçek dinin hindu dini olduğuna kanaat getirse, anasının babasının kızmasına bakmadan ineğe secde etmeye hazır. öyle açık görüşlü araştırmış! ("hindu dininde ineğe tapılır mı ve hindu dini özünde çok tanrılı mıdır?" gibi sorulara girmiyorum).
benim bahsettiğim tanrının olmasının mantıki delili tevhid inancıdır. hristiyanlar, yahudiler, yunan mitolojisi, budizm veya yerel dinlerin hepsinin tanrı tasavvuru hem birden fazla ilahi konu alıyor, hem de insansı özellikler yüklüyor.
ornek olarak, birden fazla ilah mantığının akla aykırı olduğunu biliyorsun. çıkarlar çatışabilir. biri yağmur yağmayı emrediyorsa, diğeri sel olacak diye mani olmak isteyebilir.
birden fazla ilah olduğu takdirde yine en büyük olarak makenizmasi olan bi ilah olmalı ki o da zaten tevhidin kendisidir. diğer tanrı denilen şeyler de onun kulları ve görev elcileridir.
aynı şekilde diğer tüm dinlerde tanrıya insan ve erkek tasavvuru yükleniyor. bir tanrı insan olamaz çünkü doğurulmamış olması gerekiyor. aynı şekilde insan ihtiyac duyan bi varliktir; yemege, uykuya, dinlenmeye vs. tanrı eğer bunları yapmak zorunda ise tanrılığı kalmaz.
aslında islam 1400 yil once bu tip olası felsefi tartışmaları bilmeden mantığa uygun tanrı tasavvuru ortaya koymuştur.
bahsettiğim fizik kurali ornegi ise kılıfa uydurma vs değil gerçeğin ta kendisidir. tanrıyı kendi yarattığı formüller bütününe gore ölcemezsin. tıpkı bilgisayar oyunu gibi dusun; bilgisayar oyunundaki bir kahraman eğer akıl sahibi olsa, asla oyun yazilimcisini oyunun dünyaları içinde bulamayacaktı.
koca bir irtica sistemiyle bireysel bir inançlar reddi aynı kefeye konulamayacağından mütevellit belkide en az 1 ışık yılı fark vardır.
sağ twix sol twix efsane fark gibi duygusal yakınlaşmaların esamesinin okunamayacağı kadar uçurumlar söz konusuyken<,
maval okumanın alemi yok.
kendinizi nüfusu milyonlar ile ölçülen bir ülkenin başında düşünün. ne istersiniz?
tek bir kaynaktan uygundur veya değildir şeklinde yönetilen bir toplumu mu?
yoksa kadını erkeği her birinin kafasından farklı ses çıkan, sonuca ulaşmak için tartışmak/uzlaşmak isteyen, ortam koşullarına göre mevcut kararların yeniden tartışılmasını isteyen, kimi zaman otoritenin çıkarlarına ters düşen sorgulayan hesap soran bir topluluğu mu?
adil olan tartışmayı ve toplum olarak bir ortak düşüncede buluşmayı toplumun çıkarlarını düşünmeyi desteklemeli ama kolay olan insanları kalıba sokmak...
inananlar şu anda bilinen 4000 dinden 1 tanesini seçer ve geri kalan 3999 tanesini inkar eder, Ateist 4000 dinin 4000 tanesinin de hikayeden ibaret olduğunu bilip hiç birini kabul etmez.
Ateist bilimin delilleri ile kanıtlaya bildiği gerçekleri gerçek, yalan olduğu ispatlanmış olanları yalan, henüz ispatlanmamış olanları da ispatlanana kadar var veya yok saymaz, araştırma sürecindedir!
Dindarlar ise ortalama 1400-2200 Yıl öncesinde yazılmış kitapları onlara gerçek olarak ne verirse onu kayıtsız, şartsız, hiç bir şekilde sorgulamadan, inanmasalar dahi inanmak için kendilerini zorla ikna etmeye çalışarak inanırmış gibi yaparlar, kendi dinlerinin onlara doğru dediği her şey doğru, yanlış dediği her şey yanlık kabul edilir. Doğru ve yanlış için hiç bir delil sunmaya gerek yoktur. Doğru der doğru kabul edilir, yanlış der yanlış kabul edilir.
Ateist; dinlerin verdiği kalıplara sıkışmadığı için adalet, eşitlik, vicdan, hoşgörü, anlayış, mantık yönünde çok daha gelişmiştir. Çünkü dinlerde de zaman zaman belirtilen mantıklı ,insan ortak değerlerine uygun değerleri kabul ettiği gibi dinler öncesinde de var olmuş, insanlık var olduğu günden bu yana insanlığın ortak geliştirdiği ahlak, anlayış, vicdan gibi fikirleri mantıklı ve adil olduğu sürece kabul eder ve uygular.
Ancak dinciler ise sadece kendi dinlerinin bakış açısında belirtilen ahlaki değerlere uyar. Bunlar dışındakinin ahlaksızlık kabul eder. Örneğin Hz. Muhammedin 9 yaşında kızla evlenmesi bilindiği için 9 yaşında bir kızla evlenmeyi gayet ahlaki bulurlar. Yahudilik de bazı tarikatlarda karı kocanın tenlerinin bir birine değmesi günahtır, bu nedenle araya çarşaf gerip, delik açarak böyle ilişkiye girerler. Hristiyanlık, vb. diğer dinlerde de benzeri çok uygulama vardır.
Ama Ateist insanlığın var olduğu günden bugüne geliştirdiği ahlaki değerlere göre hareket eder. Bilime göre 9 yaşında kız gerek zihinsel gerekse fiziksel olarak gelişimini tamamlamamış, yetişkin olmamıştır, bu nedenle bilimin insanı yetişkin olarak kabul ettiği 18 yaş öncesi bir dişi ile cinsel ilişkiye girmesi, evlenmesi vs. asla söz konusu değildir.
Dindarlar kendi anneleri, babaları, kardeşleri ile (Bazıları yapıyor ayrı konu) ilişkiye sadece dinleri yasakladığı için girmezler.
Ateist için ise öncelikle bilimin zaten insanın neden akrabaları ile ilişkiye girmemesi gerektiğini milyonlarca kez ispatladığını bilir. Bunun insanlık evrimi boyunca yakın genlerin bir birine verdiği zararın insan gelişiminin etkilediğini, bu nedenle insanların farklı DNA izleri taşıyan farklı insanlarla çiftleştiğini, bunun 5 milyon yılı aşkın bir süre içinde gelişerek insanın bilinç altına ve genlerine işlediğini, böylece tüm insanlık için bir ahlaki değere dönüştüğünü bilir ve gerek duygusal olarak gerekse pratikte bu kurala inanarak uygular.
Ateist yanlış ve doğru, var ile yok için delil ister ve bu deliller ile akıl, mantık ve vicdan değerlendirme yaparak sonuca ulaşır.
Her hangi bir dine inanan insan için delile filan gerek yoktur. Din as derse asar, kes derse keser, odunun önünde 100 kez deve cüce oynayacaksın dese bunun mantıklı olup olmadığına bakmadan, hatta inandığı dinde dahi gerçekten var olup olmadığına bakmadan % 100 doğru/var kabul eder.
Ateist çok daha cesurdur. Çünkü evrenin ve hayatın gerçekleri ile % 100 yüzleşmek zorunda kaldır. Dindar gibi kendince yarattığı bir tanrının onu kurtaracağını, kötüleri cezalandırıp, iyileri ödüllendireceği, yaptığı bütün yanlışları affedip ama diğer insanların yaptıklarını affetmeyip hepsini yakarak cezalandıracağı, bu dünyada çektiği sefaletin, adeta arena savaşı gibi canlıların adaletsizce bir birini yok ettiği bu sözde düzenin öbür dünyada düzeleceği, Birine bela okumakla ona bir ceza geleceği vb. bütün bilinç altı avutma yöntemlerinden sıyrılmıştır.
Ateist gerçekle yüzleşmesi gerektiğini bilir. Tanrı vb. bir kurtarıcı olmadığından emindir. Bu dünyada sefil olup öbür dünyada kral olunmayacağı gerçeğini görmüştür. Bu nedenle aç olanı bu dünyada doyurmaya çalışır, adaletsizliğe uğrayana adaleti kendi eli ile götürmeye çabalar, yardıma muhtaç olana yardımı Tanrıdan, Tanrılardan vs. değil ancak var olan insanlardan geleceğini bilir ve yardım etmeye çalışır. Yanlışı düzeltmek için insanın insandan başka hiç bir seçeneği olmadığını bilir.
Kısaca Ateist olmak büyük öz güven, cesaret, bilgi, birikim, fedakarlık, öz veri ister. Ayrıca bilgelik gerektirir, çünkü bir şeyi inkar etmeden önce, onun yalan veya doğru olup olmadığına karar vermek için sayısız kanıt, bilgi üzerinde bir de kendi akıl, mantık ve vicdanı ile değerlendirme yapıp öyle karar vermek zorundadır.
Dindar hangi toplumda doğdu ise o dini alıp kabul eder ve o dinle ölür gider.
Ateist ise önce hangi toplumun dininde doğdu ise o dini kabul ederken o din hakkında edinebileceği bütün bilgilere sahip olmaya çalışır. Yaşadığı toplumun dinin üstüne diğer dinleri de merak ederek bunlar hakkında da bilgi sahip olur ve yıllarca dindar olarak yaşadıktan sonra önce Deist vb. düşüncelere, sonra da Ateiste dönüşür. Yani kimse 1 günde vs. Ateist olmaz.
Ateist bilmediği, kesin olmadığı bir konuda asla kesin hüküm vermez. Bu nedenledir ki Ateistlerin çok büyük bir kısımı evrenin yaratılışına dair bir yaratıcı ve/veya yaratıcılar ihtimalini de diğer katrilyonlarca olasılıktan biri olarak kabul eder ve yaratıcı kesinlikle yoktur demez. Çünkü bunun insanlık tarafından hiç bir şekilde ispatlanamayacağını bilir.
Ancak insanlık boyunca var olmuş bütün dinlerin söyledikleri tanrı ve tanrıların tamamen uydurma olduğuna % 100 kanaat getirecek kadar çok delil olduğu için dinleri ve bu dinlerin tanrılarını yok sayar, eğer bir yaratıcı veya yaratıcılar varsa dahi bu yaratıcının hiç bir şekilde insan üretimi dinler ve bu dinlerin belirttiği tanrılar veya tanrı olmayacağına çok çok emindir.
Başlığı açan ve bu tarz başlıklar açanın kendi ruh halinin çıkmazı. Ateist demek ile allahsiz demek arasında bir maymun mu denge sağlıyor. Arpa fazlalığı gün gelecek inanmayan en babanız bile allah diyecek.
Tanrı, dünyadaki fizik kurallarının tümünü yaratan varlıktır. Ornek olarak evrendeki fizik kuralına gore bir şey zittiyla aynı anda beraber doğru olamaz.
Yani bir şey hem sıcak, hem soğuk olamaz.
Bu evrendeki zıtlık ilkesidir.
Ama bu zitlik ilkesini yaratan tanrinin kendisi olduğuna gore,
Baska alemde zıtlık ilkesini kaldırır ve bir şeyi aynı anda hem sıcak hem soğuk kilabilir.
Yani, tanrı başka varlık aleminde hem dogrulmamis hem de ezeli olan zat olabilir!
Peki, evren kendi kendine olabilir mi?
Olamaz. Çünkü bu evrende belirli fizik kuralları geçerlidir. 2+2=4 tur ve bu değişmez.
Evet, bu evrende her şey sebep sonuç ilişkisine goredir. Yani dış kuvvet olmadan hiçbir şey olduğu halden değişmez. Hele varlık hiç oluşamaz! Bugüne kadar, ateist bilim adamları çok ugrassalar da, bunu teori haricinde ispatlayamadilar.
Dolayısıyla evrenin kendi kendine olabileceğini söylemek, bilimle çelişmenin ta kendisidir.
bana göre; müslüman inanır ve "inanç" kelime yapısı gereği boyun eğmeyi, koşulsuz kabul etmeyi, biat etmeyi gerektirir. bu koşullar altında ispat aramaya gerek yoktur.
kimi ispat adı altında sunulan söylemler bu böyle ise buna bir düzen vardır, işte kalemin mühendisi var insanın da tanrısı var demek ki gibi dir. ve bu doğru bir önerme değildir. çünkü bu önermeye kalemin mühendisi de yaratılmıştır.
(bkz: kısır döngü)
(bkz: infinite loop)
asıl konuya gelirsek.
tüm müslümanları kitaba göre aynı çatı altında toplayabiliriz yazanın dışında kalanları müslüman olarak değerlendiremeyiz.
ateistler malesef geniş bir yelpaze sunar çok çeşitlilerdir. tek noktadan yönetilmesi mümkün değildir. konuların tartışılıp geleceğe ve ilerlemeye uygun olarak düzenlenmesi gerekir ve şartlara göre yeniden tartışılması vs...
ateist otorite için kolay lokma değildir. hiçbir "otorite" ateist ile uğraşmak istemez...
Senin biliminin felsefeyi inkar etmemesi diye bir şey söz konusu olamaz, çünkü bilim dediğin şey budur. Bilim ve felsefeyi bir arada aldığın ekolün ancak bir felsefi ekol olabilir.
Ağaçlar, doga veya herhangi bir madde kendi basına bilim demek değildir. Bilim bunu inceleyen dala denir. Bu bahsettigin şeyler tabiatın kendisidir.
Bilim sadece önceki çağlarda değil bugün bile olcemedigini iddia ettiği her şeyi yalanladigindan, her asırda bir önceki söylediklerini yalanlar hale geliyor. Dinamik oluşu mutlak zamanda mutlak bilgi veremeyeceğinin en büyük delilidir.
Sen dini oluşturan unsura kültür dersin, inanmış insan ise tanrının gönderdiği dinin insan tabiatına uygun olduğunu söyler *
insan, çevresinden etkilenen bir organizmadır. Bu psikolojik gerçeği inkar edemeyiz. Fakat bu asla özgür iradenin iptali değildir. Eğer özgur iradeyi inkar edersek, sahip olduğumuz kimliği inkar ederiz ve belirli işi yapmaya kodlanmış hücre parçalarından başka anlamımiz kalmaz. Bununla beraber suc işleyen hiç kimse suçlu sayılamaz.
Ben, tanrının varlığına yüzde yüz şekilde inanıyorum. Onun şeklini bilmem gerekmiyor, zaten onun benden beklediği de bu değildir. Nitekim bunda da bilime dayanıyorum. Evet, bahsettigin bilime gore evrende sebep ve sonuç ilişkisi dışında hiçbir fiil gerçekleşemez. Hele hele varlığın gerçekleşmesi mümkün değildir!
Fakat evrenin dışında başka bir hayat var ise orda da tanrının belirlediği başka fizik kuralları ve zaman kavramı geçerli olabilir ki bunları da yaratan o olduğu için kendisi kendini tanıttığı üzere bu kuralları varlıksal olarak delebilir. Yani 2+2yi yaratan o ise başka bir varlık aleminde 2-2=5 i sağlayabilir.
Yani tanrıyı asla bu evrenin fizik kurallarına gore yargilayamazsin ancak bu evrenin kendiliğinden var olamayacağını bu evrenin kendi fizik kurallarına gore yargilayabilirim.
Felsefe: " mükemmel bi düzeni ancak akıllı tasarımcı var edebilir" diyebilir,
Bilim ise: "tanrıyı ölçemiyoruz o yüzden tanrı yoktur" der.
...
Bilim robot gibidir, gerçeğe ulasmak için harika bir araçtır ama asla tek bilgi kaynağı olamaz.
Bu takdirde dedigin gibi karşımıza tanrı fikri çıkar.
O halde tanridan bir parça bilgi aktardığını iddia eden dinleri inceleriz.
Deizm de bunu yapmıştır çünkü başka çare yoktur!
işte deistler dinlerin tanrı tasavvurunu begenmediler. Oysa iddiaları basittir ve çürütülen şeylerdir.
Yani deistler dahi tanrı onculunu kabul ettiklerinde, direkt olarak deist olmaz, ancak ve ancak dinleri inceledikten sonra olurlar.
Bu pratize fiilden anlarız ki, tanrı kavramı kabul edildiğinde bilginin en mantıklı kaynağı dinleri incelemektir.
Yani din ile tanrı kavramı asla ayrışık degildir.
Bu yüzden de islam'in elinde tevhid gibi çok güçlü bir malzeme vardır. 1400 yıldır 5-6 itirazdan başka da itiraz alamamıştır. Onları da entrylerde çürütmeye çalışıyoruz ki curuttukten sonra bir itiraz aldığımızi görmedik.
inananlar daha avantajlıdır. arkadaş ateiste göre yok olucaz ama kesin değil. ya ahiret gerçekse? sen müslümansan ve ateistlerin dedikleri doğru çıkarsa sana hiçbir şey olmaz. ama müslümanın düşüncesi doğruysa ateist sonsuza dek yanar. dinlerden din beğenin, en azından yanma riskiniz azalır.
Türkiye'de göze çarpan en büyük fark ateistlerin de kimliğin de islam yazmasından dolayı Ülke de ki tüm hırsızlıkların, tecavüzlerin ve cinayetlerin suçu Müslümanların üzerine kalıyor.
Biri ailesinden gelen geleneği düşünmeden devam ettiren diğeri iste düşünerek bu halkadan kurtulan iki farklı insandır. Aslında farklı olan sadece biri.