ataol behramoğlu

entry214 galeri9 video2 ses3
    169.
  1. Bir ermeni general şiiri süperdir. Okudunuz mu?
    5 ...
  2. 170.
  3. Puşkin çevirilerini okuyun . Rus edebiyatından en güzel çeviriler kendisine ait . Kaliteli çevirmen gerçekten az günümüzde . Mesela ilahi komedyanın bile birçok çevirisi varken rekin teksoy dan başkasını okumamanızı tavsiye ederim . Zevk meselesi bir yerde .
    3 ...
  4. 171.
  5. Önemli şair çok önemli bir adam değeri bilinmeli.
    2 ...
  6. 172.
  7. Türkiye'de doğru düzgün rusça tercüme yapabilen çevirmenlerin olmadığı dönemlerde sayısız rus şiirini dilimize kazandıran adamdır.
    0 ...
  8. 173.
  9. Şu da dursun şuracıkta ;


    YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDiĞiM BiR ŞEY VAR

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi

    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten

    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

    insan saatlerce bakabilir gökyüzüne

    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa

    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır

    yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var

    Kopmaz kökler salmaktır oraya

    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını

    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin

    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara

    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

    insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine

    Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına


    insan balıklama dalmalı içine hayatın

    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar

    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın

    Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu

    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle

    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı

    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına

    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına

    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

    Ataol BEHRAMOĞLU
    3 ...
  10. 175.
  11. 176.
  12. Öğrendik ki, iki şey asla terk etmezmiş insanı: Biri yanındaki ana, diğeri kalbindeki yara.
    2 ...
  13. 177.
  14. Kendisini 2013 yılında Ege üniversitesi'ne davet etmiştik. Etkinlik öncesi kampüsteki teröristler arkadaşlarımıza saldırıp oturdukları cafeyi kuşatmıştı. Ben de o esnada istanbul Boğaziçi Üniversitesi'ne başka bir etkinlik için konuşmacı olarak gitmiştim. TELEfonla Haberi alır almaz oraya 20-30 arkadaş gönderip, o teröristleri kendi ellerindeki sopa Ve satırlarla bir güzel dövdürmüştük.

    Hey gidi günler. Kendisi pkklıların baya Nefret ettiği güzel bir insandır.
    6 ...
  15. 178.
  16. geçen yıl Haydarpaşa'da tanıştığım güzel insan.
    kitap imzalatmak için gittiğimde ''Sen uzaktan gelmişsin, senin için ayağa kalkarım'' dedi ve dizelerinden sonra bir de böyle asaleti ile vurdu beni.
    6 ...
  17. 179.
  18. ...

    Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
    Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
    Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
    Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider.

    Ataol Behramoğlu
    3 ...
  19. 183.
  20. Her iki cümlesinden birinde kendini övmeyi maharet sayan, neredeyse kendinden üçüncü çoğul şahıs bahsedecek kadar megaloman orta karar şair. Dünya görüşü umurumda değil, ama insan kalitesi son derece düşük, tek bir konuşmasını izlerseniz ne demek istediğimi anlarsınız.
    8 ...
  21. 184.
  22. türkcenin yaşayan en büyük şairlerinden en başlarındadır.

    kelimeleri duygu ve coşku ile harmanlayıp kanatlandırır.

    eylem adamıdır. cumhuriyet mitinglerinden, gezi'ye gazdan adam festivaline,
    balyoz, ergekon eylemlerine kadar heryerdedir.

    an itibarı ile halk tv'de medya mahallesinde.

    bu büyük ozanı, gözü kulağı ile değil, götü ile dinleyip ona megolaman diyebilen ahmak öküzlere diyecek bir şey yok. zor ama allah akıl versin.

    ortalık sadece ahmak öküz değil. cahil dolu.

    emeksiz zengin olanın
    kitapsız bilgin olanın
    sermayesi din olanın
    rehberi şeytan olmuştur

    yunus gibi şiiirinden alıntı, sosyal medyada şiir yunus emre'nin şeklinde dönüyor.

    varsın yunus'un bilsinler diyor behramoğlu.

    yunus gibi şiirini “gitti beyler mürveti, binmişler birer atı
    yediğü yoksul eti, içtiği kan olısar” yunus

    https://www.youtube.com/watch?v=PCEeXChydz8

    yunus gibi, ataol behramoğlu

    yunus gibi

    kıran vurdu memleketi
    zalimler hakan olmuştur
    yedikleri yoksul eti
    içtikleri kan olmuştur

    kula kulluk etmeyenin
    vicdanını satmayanın
    haram lokma yutmayanın
    mekânı zindan olmuştur

    yalan dolan yazıp çizen
    kudretliye övgü düzen
    dün dinsizim diye gezen
    bugün müslüman olmuştur

    emeksiz zengin olanın
    kitapsız bilgin olanın
    sermayesi din olanın
    rehberi şeytan olmuştur

    haramisi, soyguncusu
    uğursuzu, vurguncusu
    cellat ruhlusu, soysuzu
    bakan, sadrazam olmuştur

    korkan varsa konuşmaya
    anlam yükleyip susmaya
    gerek kalmadı korkmaya
    çünkü korkulan olmuştur

    sesime kulak ver gülüm
    tutsaklığa yeğdir ölüm
    nerde varsa böyle zulüm
    çaresi isyan olmuştur
    4 ...
  23. 185.
  24. "ne kadar güzeldin sen, nasıl eşsiz bir yazdı..."
    1 ...
  25. 186.
  26. bu mecrada ahmak öküz çok. başka bir öküz behramoğlu'nun peker denen mafya bozuntusuna şiir yazmış diyor.

    bu öküze birileri bunu söylemiş buna safsaf inanmış. ya da çakal, aklınca iftira atıyor.

    şimdi gördüğün ilk a4'ü alıyorsun. kıvırıyorsun. içinde bir şiir olsun ama. tamam onu götüne sok. aklın götünde olduğu için, hayatında ilk defa bir şiiirle karşılaşacaksın.

    bu kıyağımın da unutma.

    şimdi siktir olup gidebilirsin...
    3 ...
  27. 187.
  28. hislerime tercüman olmuş şiirin yazarıdır:


    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

    insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    Kopmaz kökler salmaktır oraya

    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

    insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

    insan balıklama dalmalı içine hayatın
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

    Ataol BEHRAMOĞLU
    2 ...
  29. 188.
  30. sadece büyük bir şair değil, büyük bir yurtseverdir.

    cahilini arsızını savdık şimdi bir de kendini sosyalist sanan basınımızdar düdüklü tencere çıktı meydana.

    biraz mürekkep yalayınca 3 kitap okuyunca havaya giren çakma solcular az değil, bu bağımlı emperyal yarı aydını bol bu az gelişmiş ve çorak topraklarda.

    ergenekon ve balyoz süreçlerinde, akp,fetö, liboş birlikteliği ile yürütülen sürek avına
    bu ülkenin tü,m yurtseverleri karşı çıktı, karşı durdu. kendini solcu sanan kökünde pis emperyal sular bulunan liboş ve solcu müsvetteleri, fetönün itleri ile kucak kucakkucağa, yurtsevere ellerindeki tüm medya organları ile linç yürüttüler. aha da misal örnek ufak bir uras var misal bunlardan numunelik bir örnek. bunlarında alayı da yetmez ama evetci ahmak oldu.

    şimdi bu pis adamların, yurtsever aydınların için yazdıkları iftiraları kopyala yapıştır buralara
    koyan kuş beyinli tipler var.

    lan sağ kemalist ne demek lan ötmeyen düdüklü tencere.
    şimdi, sana nerelerine kadar battı ise, kemalizmi aşşağılamak için kullanıyorsun anladık.
    onu biz göğsümüzde aklımızda yüreğimiz de şerefle taşırız. sağ kemalist ne lan tahammülsüz civciv.

    ne demiş şair,
    emeksiz zengin olanın kitapsız bilgin olanın sermayesi din olanın rehberi şeytan olmuştur.

    böyle kitapsız, ezberlediği kopyala yapıştır yaptıüğı üç cümle ile çakma solcu olanın rehberi boka batmakta olan emperyalizmdir.

    neyse bu itleri geçelim bir kalemde.
    o kadar işin gücün arasında, bu büyük şairi tekrar anımsattı bu alçaklar.
    ekşi, arşivimi karıştırdım. güzel cümleler kurmuşum zamanında.

    "...
    bir gün mutlaka yeneceğiz! bir gün mutlaka yeneceğiz! bunu söyleyeceğiz bin defa!
    sonra bin defa daha, sonra bin defa daha, çoğaltacağız marşlarla
    ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda
    yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla
    yürüyeceğiz çoğala çoğala...
    ..

    şiirin, yurtseverliğin ve de insanlığın bayrağını hep beraber dalgalandırır.

    .....
    alçaklıkla insan olmak arasında
    bir seçim yapman gerekirse eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?
    ...
    ve yaşamla ölüm arasındaki savaşta
    ölümü göze alman gerekirse eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    http://www.cumhuriyet.com...e_ve_herkese_sorular.html

    17 ekim 2015 cumartesi günü köşesinde bu çarpıcı şiiri vardı. an itibarı ile halk radyo'da dinliyorum.
    10 ekim'de katledilen canlar için yazdığı şiiri okudu ekrem ataer.

    kendime ve herkese sorular

    karanlığın aydınlıkla savaşında
    karanlıktan yana değilsen eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    iyilik kötülüğe yenik düşerken
    kötülükten yana değilsen eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    nefretin sevgiyle yarışında
    nefretten yana değilsen eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    akıl sinmişken aptallık karşısında
    aptallıktan yana değilsen eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    zalim acı çektirmedeyken mazluma
    zalimden yana değilsen eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    doğruluk yalanla kuşatılmışsa
    yalandan yana değilsen eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    sinsi tuzaklarına erdemsizliğin
    erdem düşmek üzereyse eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    haksızlıkla eşitsiz savaşımında
    haklılık silahsız kalmışsa eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    adalet kılıcının kabzasına
    celladın eli uzanmışsa eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    alçaklıkla insan olmak arasında
    bir seçim yapman gerekirse eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    korku cesareti kemirmedeyken
    korkudan yana değilsen eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    ölüm bıçak bilemekteyken yaşama
    ölümden yana değilsen eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    ve yaşamla ölüm arasındaki savaşta
    ölümü göze alman gerekirse eğer
    neresi olmalı bulunduğun yer?

    ataol behramoğlu
    0 ...
  31. 189.
  32. reichstag yangını yazmıştı, behramoğlu, yurtseverlerin ergenekon ve balyoz 'la yakıldığı
    en alevli günlerde.

    bu kurmaca olay, 'hitler’in iktidara bütünüyle el koymasının ve komünist partisi başta olmak üzere her türlü muhalefeti kısa süre içinde yok etmesinin de başlangıcıdır.' diyor.

    ataol behramoğlu
    24.01.2009
    cumhuriyet
    reichstag yangını mahkemesi

    arkasında devletin olduğu bir provokasyonun kokusu duyulduğunda akla hemen reichstag yangını ve onu izleyen düzmece mahkeme gelir.

    internete girdiğinizde bu konuda basınımızda yayımlanmış yazılarla karşılaşırsınız.

    ali kırca’nın “reichstag’ı kim yaktı?” başlıklı yazısı (sabah, 13 eylül 2005) bunlardan biri.

    aynı konuda ali sirmen de “reichstag yangını nasıl oldu?” başlıklı bir yazı yayımlamış (cumhuriyet, 25 mart 2008).

    her iki yazarın da yazı başlıklarını soru işaretiyle noktalamış olmaları rastlantı değil. reichshtag binası yangını ve onu izleyen mahkeme üzerindeki soru işaretleri günümüzde de sürmekte.

    fakat kesin olarak bilinen, bir kundaklama sonucu gerçekleşen yangını kim, nasıl çıkarmış olursa olsun, hitler yönetiminin bu olayı bütün muhaliflerini temizlemek için kullandığı ve bunda da büyük ölçüde başarıya ulaştığıdır.

    ***

    ansiklopedik bilgimizi yenileyelim:

    almanya cumhurbaşkanı paul von hindenburg, 31 mart 1932 seçimlerinde oyların yüzde otuz yedisini almakla birlikte parlamentoda çoğunluğu sağlayamayan nasyonal sosyalist işçi partisi kurucusu ve başkanı adolf hitler’i ocak 1933’te başbakanlığa atıyor.

    kapitalizmin korkusu, komünistlerin bir genel grevle ülkede devrimci durum yaratmasıdır.

    hitler’in partisinin katolik merkez parti’yle istikrarlı bir koalisyon kuracakları umulmaktadır.

    reichstag (alman parlamento binası) bu atamadan bir sonraki ay, şubat 1933’te kundaklanıyor.

    bu olay, hitler’in iktidara bütünüyle el koymasının ve komünist partisi başta olmak üzere her türlü muhalefeti kısa süre içinde yok etmesinin de başlangıcıdır.

    ***

    şu günlerde benim reichstag yangını ve mahkemesiyle ilgilenmem de rastlantı değil.

    tahmin edilebilecek nedenin yanı sıra bir başka neden, şu günlerde okumakta olduğum muhteşem bir kitapta anlatılanlar.

    peter weiss’ın “direnmenin estetiği”nden söz ediyorum… (yky, çağlar tanyeri-turgay kurultay çevirisi.)

    kitabın olağanüstü önemi ve değerinin yanı sıra, çevirinin de eşine az rastlanır seçkinlikte bir çeviri emeği olduğunu belirtmek gerekir.

    büyük boy 820 sayfalık bu kitabı, acele etmeksizin, sindirerek okuyor (başka türlüsü zaten olanaksız!) ve diyebilirim ki her sayfasından bir şeyler öğreniyorum.

    “direnmenin estetiği”ne belki bir anı-roman denebilir.

    aynı zamanda bir siyasi tarih kitabı, yanı sıra da edebiyat ve sanat kuramı alanında bir başyapıt…

    sayfalar boyunca almanya’da komünist, sosyalist, sosyal demokrat ya da demokratik sol partiler ve kişiler arasında dinmek bilmeyen çatışmaların, kamplaşmaların, düşmanlıkların hitler’i ve partisini adım adım iktidara nasıl getirdiğini ibretle okuyorsunuz…

    ve.. başka başka ülkelerde de olsa, tarihin nasıl bu kadar göz göre göre tekrar ettiğine şaşırarak…

    ***

    burada ayrıntıya girmemin olanağı yok. (başka vesilelerle ve nedenlerle weiss’ın kitabından daha sonraları da mutlaka söz edeceğim.) şimdilik reichstag yangını ve sonrasındaki düzmece mahkeme konusunda gözlemim ise, kundaklamayla suçlanarak tutuklanıp berlin’deki moabit hapishanesi’nin avlusunda volta atmaya gönderilen, sonuçta da yaşamları şu ya da bu biçimde gestapo’nun elinde sona eren seçkin aydın, yazar, gazeteci, siyasetçi ya da sendikacı arasında hitler faşizminin hiçbir ayrım gözetmemiş olduğu…

    solun kılı kırk yaran tartışmaları ve sonsuzca sürüp giden bölünmeleri, nazizmin toptancı yargısı önünde hiçbir anlam taşımıyor.

    bu ayrışıp bölünmeler, sadece ve ancak, solun ve yanı sıra da her türlü muhalefetin nazizm tarafından kökünün kazınmasını kolaylaştırmaya hizmet etmiştir.

    ***

    alman parlamento binası yangını ve sonrasındaki düzmece mahkeme tipiktir…

    totaliter sistemler provokasyonu sever.

    tarih burada tekrar ediyor ve edecektir de…

    şaşırtıcı olan, bundan ders çıkarması gerekenlerin ders çıkarmamakta ısrar etmeleri, yaklaşan büyük tehdidin karşısında birlik olmayı başaramayışlarıdır.
    0 ...
  33. 190.
  34. Şiirlerindeki en önemli konu devrim ve aşktır.
    Şiirlerinde uzun mısralar kullanır.

    Ilk zamanlar aşırı toplumsal ve kavgacı bi çizgide yazdı.
    Aynı zamanda antoloji ve çevirilirde yapmistir.

    Bir ermeni general, bir gün mutlaka, yaşadıklarimdan öğrendiğim bir şey var, ne yağmur ne şiirler şiirleridir.

    Yaşayan bir şiir, şiirin dili anadil, utanıyorum, mekanik gözyaşları denemeleridir.

    Ayrica baska gökler altında, yurdu teninde duymak gezi yazılarıdır.
    2 ...
  35. 191.
  36. dilimin altında özlem var
    ve karışık bir dua
    boğulmuş anılar
    seni getirmez bana

    şiirler bana seni getiremez
    ne de bir yazdan kalan kırıntılar
    bir taş olabilseydim
    uyku ya da rüzgar

    ilkbahar yine gelecek
    belki yine mutlu olurum
    bir dilsizin şarkısına benzeyecek
    senden sonra mutluluğum.

    Ataol Behramoğlu'nun aşk iki kişiliktir kitabındaki on ayrılık şiiri'nin yedincisidir.
    8 ...
  37. 192.
  38. 193.
  39. Revolver şiiri harikadır mutlaka okuyun dediğim yazardır.
    Aşağıya bırakıyorum okumak isteyen sözlük ahâlisine.

    Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
    Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
    Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
    Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

    Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
    Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
    Yüzün bir kır çeçeği gibi usulca söner
    Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

    Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
    Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
    Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
    Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

    Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
    Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
    Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
    Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider.
    6 ...
  40. 194.
  41. Cellat uyandı yatağında bir gece
    "Tanrım" dedi "Bu ne zor bilmece:
    Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
    Ben tükenmekteyim öldürdükçe..."
    24 ...
  42. 195.
  43. Bana "çok karamsarsın biraz ataol behramoğlu oku" diyen edebiyat hocamdan beridir okumadığım şair kendileri.
    0 ...
  44. 196.
  45. Kaldırın bugün ne kadar engel varsa güneşle aranızda, elinizin değdiği her şey gökyüzü koksun.
    1 ...
  46. 197.
© 2025 uludağ sözlük