lüksten nefret eden ve hayatını pejmürde pansiyonlarda ve sidik kokan barlarda geçirmeyi seçmiş baba bir yazarın da oynadığı helecanlı yarışlardır at yarışları.
öncelikle herhangi bir bülten alınır. genelde amcalarımızın elinde fanatik veya fotomaç bültenleri olur. bunların tercih edilemsinin sebebi hem bedava olmaları, hem de fazla para kazandırmalarıdır. liste alınır, herhangi bir kıraathaneye *** gidilir. ganyan bayiinden alınmış kupon da hazır bulunur. yarış yerine göre değişen atlar ve jokeyler vardır. örneğin şanlıurfa, elazığ ve diyarbakır'da jokey hemen hemen yoktur. bu sebepten dolayı süpriz gelme olasılığı yüksektir ve ona göre oynanır. istanbul, ankara, izmir, bursa, adana'da nispeten daha banko atlar gelir. jokey faktörü de çok önemlidir. bölgelere göre değişen favori, olmazsa olmaz jokeyler vardır. ** örneğin izmir'de ali alpagut olmazsa olmazdır. şanlıurfa, elazığ, diyarbakır'da da erdal yavuz önemli jokeylerdendir. bursa diyince de akla tugay alıcı gelir. her yerde, her daim kazanan atlar genelde grup koşulara çıkarlar. sürdirek yazılırlar. bazı atlar kumda bazıları da çimde iyidir. kilosu büyük atlar nadiren gelir. uzun lafın kısası at yarışı oynamak iddaa oynamaktan daha zordur efendim.
ben hiç greedy... açgözlü olmadım...
az olsun benim olsun dedim hep.
öğrenci idim... kimi yarışlar vardı ulan zaten 6-7-8 falan koşuyo... 1 tanesi favori...
arkasından 3 tane falan gelecek arasından bir seçim yapmaktı. 3lü bahis
ha her zaman mı kazandım hayır.
ama ihtimalim vardı...
arada bira paramı çıkarıyordum şimdinin 100-150 lirası
(aq iyice ayarım kaydı lan ne rakam vereceğimi de bilmyiom örnek)