astigmat

    8.
  1. sanırım charles darwin bir astigmattı. neden diye soracak olursanız bende astigmatım çünkü. akşamları sokak lambasının altından geçen insanların kafasını, ışığı tam olarak algılayamadığım için maymun kafası gibi görüyorum. akşamları hepiniz maymunsunuz bana göre.

    (bkz: kurt adamlar)
    18 ...
  2. 81.
  3. gözlüğü çıkarınca hepinizi van gogh tablosu gibi görüyorum. olay bu :/
    10 ...
  4. 6.
  5. yolda gördüğünüz kişiyi hep tanıdıklarınıza benzetip selam verdirtecek, hatta gidip sarılmanın eşiğinden döndürecek ya da yolda gördüğünüz tanıdığınıza selam verdirtmeyecek ve sonra da o kişileri size darılttırabilecek göz bozukluğudur.
    renkli lens de takamaz kişi bu göz bozukluğu yüzünden.
    8 ...
  6. 4.
  7. en sikik göz bozukluğudur. renk körlüğü gibi komik tarafı yoktur. her şeyi aptal saptal görmenize neden olur. ya bulanık görürsünüz, ya yamuk yumuk görürsünüz ya da her şeyi birbirine geçmiş gibi görürsünüz. sinir bozma etkisi de vardır. görürken anlarsınız bir mallık olduğunu ama bir türlü de düzeltemezsiniz.
    8 ...
  8. 79.
  9. Yazıların birbirine girmesine sebep olandır, gözlük arandığında yaşlı bir teyze gibi hissedilir, ilerleme daha fazla lütfen.
    8 ...
  10. 39.
  11. dünyayı gölgeli gösteren göz rahatsızlığı. *
    8 ...
  12. 63.
  13. Yolda beni gördün görmemezlikten geldin lafına alışın. Hoşgeldiniz.
    7 ...
  14. 83.
  15. Kendisiyle uzun yıllardır seviyeli bir birliktelik yaşadığımız göz rahatsızlığı.

    Sağ olsun öyle anlarda devreye girer ki felç eder hayatımı.

    Ama olsun kademe kademe artan ilişki seviyemize öyle tutkuyla bağlandım ki sırf onu kaybetmemek için gözlük takmıyorum.
    7 ...
  16. 18.
  17. uzak yakın her yeri bulanık görmeye sebep göz rahatsızlığı.

    yıllarca farkedilmez ta ki birileriyle görme yarışına girene kadar. herkesin sizin kadar gördüğünü sanırsınız. gözlerinizi kısıp odaklanmazsanız 10 metre ötesinde babanızı tanımazsanız. miyopla süper ikili oluştururlar.

    gözlüğü ilk taktığınızda dünya değişir. siyah daha siyah yeşil daha yeşil. mutlu olursunuz lan. duvarlara asılan bütün tabelaları okursunuz okumanız gelişir. detaylara odaklanırsınız. hoşandığınız kızın aslında yüzünde çatlaklar olduğunu görüp başkalarına yönelirsiniz.

    ama o gözlük yok mu? ne illet bir şeydir. allah torik lensi icat edene gani gani rahmet eylesin. bide renklisi ucuz olsa tam olacak.

    edit: yazım hatası
    8 ...
  18. 26.
  19. dolunayı bile yamuk yumuk görmeye neden olabilecek hastalıktır.

    kulak burun boğaz polikliniğinde sıra bekliyordum. kbb doktorunun tam karşısında da göz doktorunun odası vardı. bir an için gözüm çarptı bu odaya. ne sıra bekleyeni, vardı ne de hastası. kulak burun boğazda sıra bana gelene kadar tamamen vakit geçirmek için göz doktorundan sıra aldım. aslında bir kaç küçük şikayetten başka bi sorunum yoktu, yani yok zannediyordum ben. kontrol olsun diye aldım sırf o sırayı.

    odanın önüne geri geldiğimde ismim ekranda yazıyordu bile. içeri girdim, 3 farklı aletle gözlerime baktı. sonra beni bir sandalyeye oturttu; gözüme yarım daire şeklinde camı olmayan gözlük taktı... tabii bunları yaparken tek kelime etmedi, "şimdi buraya mercek takacağımm ve nasıl gördüğünü bana söyleyeceksin." cümlesinin dışında. olaylara hiç bir anlam verememiş, adeta şoka girmiştim, kurbanlık koyun gibi doktorun talimatlarını yerine getiriyordum sadece, tek kelime etmeden. sonra o yarım daire şeklindeki çerçevenin sağ tarafına siyah bir daire koydu, daha sonra sola da bir cam yerleştirdi... "karşıya bak" dedi... yunan alfabesindeki harflere benzeyen şekillere ilk baktığımda gerçek anlamda irkildim ve "oooooo" diye bağırdım gayri ihtiyari... dünyam değişmişti resmen, renklerin değiştiğini hissettim o anda. her şey keskinleşmişti... o güne kadar benim gördüğüm şekilde görüyor zannederdim herkesi... ama o camdan sonra görme duyusunun tadına varmak nedir, onu öğrendim...

    doktor, sol gözümdeki camı kaldırdığında küçük bir burukluk dahi yaşadım, sen düşün artık. sol gözüme uyguladığı işlemi sağ gözüme de uyguladı. elime reçeteye benzer bir kağıt tutuşturarak iyi günler diledi.

    her şey iki dakikada olup bitti. kapının önünde, elimde reçeteyle kalakaldım. dışarda bekleyen sevgilim de çok şaşırdı.

    kulak burun boğazdaki tedavim de işitme testini yapan cihazın bozulmasından dolayı yalan oldu. neye niyet, neye kısmet.

    çıkışta bir gözlükçüye uğradım, elime verdikleri ilk çerçeveyi seçtim. dünyayı o şekilde gördükten sonra tek düşündüğüm derhal gözlüğüme kavuşup o hazza tekrar varmaktı. gayrısı boştu benim için. ama gözlükçü abla yarın gelmemi söyleyince tekrar burukluk yaşadım...

    gözlükçüden çıkıp da eve gidene kadar konuştuğum tek konu renklerin aslında ne kadar güzel ve canlı olduğu ve dünyanın aslında daha aydınlık göründüğüydü...

    şimdi gözlüğümü çok seviyorum, bazen takmayı unutsam da sabah yataktan kalktığımda yaptığım ilk şey gözlüğümü takmak oluyor.

    haaa... bir de miyopmuşum ama sen siktir et. önemli olanı astigmat...

    acayip bir şey şu astigmat.
    7 ...
© 2025 uludağ sözlük