asosyal olmak da her şey gibi izafidir. neye ve kime göre asosyalsin ya da sosyalsin... kaç arkadaşın olduğu mu etkili, onlarla ne kadar içten, samimi olduğun mu sosyallik yaftası için... çokça arkadaşın var ama sen onlara samimi davranmıyor, hatta zaman zaman aldatıyorsan da yine de sosyal sayılır mısın? yoksa az öz ama candan olsun arkadaşlarım dediğin an asosyal yaftası yapışır mı bu devirde insana... sosyal medya sosyallik midir, yoksa asosyalliğe atılan en büyük adım mı... falan falan falan işte...
daha detaylar için (bkz: kafamda deli sorular)
mutsuzluğun tam içinde bulunmaktır şuan gittiğin yönün tam tersine dön ve ilerle mutluluk orda seni bekliyor olacak sıyrılmak lazım o hastalıklı durumdan yoksa o derinliklerde tam bir ezik olarak kalacaksın.
aslında herkesin beceremediği bir durumdur bu. çünkü kendi ile en barışık ve yine kendisi ile arkadaş olamayı çoğu insan becerememişken, bu tipteki arkadaşlarımız, daha doğrusu ''aman ne soğuk nevale'' gibi yakıştırmalara maruz bırakılan türdaşlarımızın bunu başardıkları görülmektedir.
aslında insanın doğasında asosyal olamak yatar ki bu söylediğimi şu günün evliliklerindeki çalkantılar, sosyal problemler doğrular zannımca. neden diye sormasanızda yazımın selameti açısından ve yazarlığa kabul edilme konusunda ki ısrarımdan dolayı şöyle bi açıklama getirebilirim.
bu kadar sosyal çalkantının asıl sebebi nedir dersek; bana göre insanların birşeyi paylaşamamaları... yani yalnızlıklarını.
üstteki entry'e katılıyorum kendi krallığının kralı olmak olduğundan herkes beceremez, becerende zaten sevilmez.
kendi krallığının kralı olmaktır.
sosyal olmanın fayda-zarar oranını yeterli bulmamaktır.
insanlara katlanamamaktır.
içini açma gereği duymamaktır. kişisel sorunların bir başkası tarafından çözülemeyeceğini bilmektir.
kendine zaman ayırmaktır, sonunda ölümü üç gün sonra duyulan bir kişinin ya da gökyüzündeki tek bir yıldızın yalnızlığı kadar büyük bir yalnızlığa yapılan yolculuktur.
sürekli ölmek, ardından sürekli dirilmektir.
fiziksel anlamda çirkin olan insanların toplumdan üstü kapalı bir şekilde dışlanmaları nedeniyle oluşan olgu da olabilir. fiziksel kusurlarından ötürü insanlar tarafından direkt olarak olmasa bile vücut dili ve tavırlarla aşağılandıkları için insan içine çıkmaktan çekinen insanlara özgü olabildiği gibi fiziksel olarak çirkin oldukları için kadınlar tarafından sürekli reddedildikleri ve aşağılandıkları için kendini aylarca eve kapatıp hiç dışarı çıkmayan insanları da görmüştüm. çok yazık.
''gereksiz adam tanımamak'' arzusunun bir tezahürü de olabilir..çok sosyal tipleri de görüyoruz..kendi arkadaşlarının dertleri ile uğraşmaktan kendileri ile uğraşamaz hale geliyorlar..hiçbirşey karşılıksız değildir..arkadaşlık bile..
ayrıca asosyallik giderek kapitalistleşen dünyanın da bir realitesidir.. böyle tipler ileri kapitalist ülkelerde daha fazladır ve türkiye de kapitalistleştikçe, türkiye'de de bu türden insanların sayısı katlanarak artacaktır..
kapitalist dünyada parasız adam gereksiz adamdır çünkü..
sosyal olmamaktır.
ne sinema ne tiyatro ne konser ne de arkadaşları ile bir yerlere gitmek gibi eylemlerde bulunurlar.
sıkıcıdırlar. evden çıkmazlar. çok fazla arkadaşları da yoktur.