Borc neden odenir? Bedelini odemedigin bir hizmet/mal satin almissindir. Askerlik, hangi hizmete karsilik yapilan bir borctur? Bu topraklarda ozgurce var olabilmemiz icin gibi duruyor.
Bir devlet, ozgur bicimde var olabiliyorsa; bu durumda askerlere borclu olmasi gereken devlet midir, devletine borclu olan asker midir?
Bir devlet, her dogan vatandasini kendisine borclu olarak addetmeden varligini surduremez mi? Zorunlu askerlik kavrami olmayan devletler varliklarini nasil surdurmektedirler?
Hangi borctur ki bu, ode ode bitmemektedir? Hangi borctur ki bu, patates soymak kutsal addedilmektedir? Hangi borctur ki bu, milyonlarca insan odemesine ragmen hala Kilis'e roket atilmaktadir? Hala teror tehdidi surmektedir, hala hic bir sekilde hic bir insan kendisini butunuyle guvende hissedememektedir?
Hangi kutsal obje, para ile takas edilebilmektedir? Eger askerlik kutsal ise, para karsiligi borcun odenebilmesi tezat degilmidir kutsal olusuyla?
Yapıp yapmama konusunda tamamen ikilemdeyim, üniversite mezunu olarak kısa dönem yapacağım. Tecilin daha süresi var acaba Şubat'ta bozdurup Mayıs'ta gitsem mi yoksa Mayıs'ta yüksek lisansa mı başvursam kararsız kaldım.bir yandan yap bitsin diyorum diğer yandan 6 ayda çok uzun aq. Bir diğer alternatif yedek subay olma şansı üstüne bir de para kazanıyorsun daha ne olsun. Sonuç olarak kararsızlık beni bitirecek.
askerlik bir erkeğin hafızalarından kazamadığı tek anıdır. benimde aklımdan çıkmayan karakol baskınları.
aktütün baskınlarından birini yaşamış bir asker olarak anlatayım, baskın sırasında aklımızdaki tek şey ölüm değildi. annelerimizin yüreği yanacak bir ömür evlat acısı çekecek hasretle yanıp tutuşacak olmasıydı. askerde ölmek, ölüm o kadar empoze edilmişti ki beynimize çok sıradandı artık. yemek yemek, akşam uyumak, wc gitmek, santralde telefonla konuşmak, hatta nefes almak kadar basitleşmişti ölüm. kimse korkmuyordu.
hele ki bir kaç çatışmaya girmişsen otomatik bağışıklık kazanıyorsun. hayat tamamen transparan görünüyor.
eskiden karakol baskınları teröristler için büyük başarıydı. karakollar bildiğin dikenli telle etrafı çevrilmiş 4 5 odalı prefabrik yapıydı. 3 5 tane rpg ile havaya uçurabiliyorlardı. ya da doçkalarla delik deşik edip sonra sızma yapıyorlardı. şimdiki gibi ne termal kamera ne gözetleme noktası ne de radar sistemi ne de çelik betonlarla örülüydü. bakmayın şimdilerde oralarda askerlik kebap. oranın rezilliğini 90 larda 2000 lerde askerlik yapanlar çektiler.
biz baskın yediğimizde 70 kişiydik. bir yüzbaşı bir teğmen 2 astsubay 4 uzman çavuş iki düzinede komando vardı. sabaha karşı 4 gibi doçka sesine uyandık her ne kadar görmüş geçirmiş olsakta şok içinde uyanıyorsun. doçkanın 12,7 mm lik mermileri duvarı deliyor her deldiğinde ıslık sesiyle karışık çinko sesi kulağını tırmalıyor. makineli tüfek ve uzaktan atılan çoğu isabat etmeyen rpg lerin sesi bir anlık psikolojiyi alt üst ediyor. biz komutanın mevzilere bağırtısıyla daha önceki tatbikatlarda olduğu gibi yerlerimizi aldık. karanlıkta tek gördüğümüz dere yatağından ateş eden teröristlerin silah mavzerlerinden çıkan ateş parçasıydı. bizde o yöne karavana sallıyoruz. teğmen sızma olmadan santral odasında karargah a ulaşıp destek istedi. eskiden baskın var destek dediğin zaman şimdiki gibi silahlı iha'lar, sikorsky ler koordinat ile obüsler vurmuyordu. bildiğin kavgaya adam çağırır gibi kargo helikopterleriyle bir manga komando geliyor o da 2 saat kadar sürüyordu.
bizim dirayetli kaldığımızı tırsak olmadığımızı anlayınca sızma girişiminde bulunamadılar. silah seslerini duyunca süt kuzusu gibi ranzanın altında ağlarız sandılar. türk kanı taşıdığımızı kendileri gibi ermeni tohumu olmadığımızı anlayamadılar. ayrıca biz o çatışmada karakoldan çıkıp kayalıklara mevzi alınca dere içine doğru çekildiler bizim astsubay kulakları çınlasın durmak yok sürün peşlerine aslanlar diyince o gazla dere yatağına girip taylım ateşi yaptık. ve o mutlu eden görüntü gün aydınlanınca çıktı. 6 leş 1 i yaralı kansız yerde uzanıyordu. biz iki yaralı verdik bir kardeşimiz kolunu kaybetmişti diğeri ise hafif omuzundan yaralıydı. şehit vermemiştik.
askerden geldiğimde 6 ay kendimi zor topladım havai fişek patladığında evde yere yatıp sper alırdım anam ne ediyorsun yavrum diyip şaşardı. hala en ağır uykumda bile çıt sesine uyanırım bu gece de öyle oldu yüzden de bu entry i yazma gereksimi duydum.
vatan borcu.
komutan emir veriyor, tatbikat var istikamet boğaz köprüsü. kaldı ki tatbikat da demeyebilir, emir demiri keser. emir varsa yapacaksın, hele ki tanımı vatan borcu ise.. olmadı kafana sıkabilirsin.
gidiyorsun boğaz köprüsüne bir bakıyorsun halk üzerine geliyor, emir geliyor ateş. kala kalıyorsun, bir iki havaya sıkıyorsun, çevrene bakıyorsun ki halka da ateş ediliyor. ne oluyor lan diyorsun. karşında siviller var ama sivil mi ? ! komutan emir vermiş.
sonra silahlar bırakılıyor, halk seni orada linç ediyor. ölüyorsun.
adın terörist olarak kalıyor.
Uzun dönem yapanlar için bitmek bilmez gibi gelir lakin terhisinize iki ay kala gitmek istemezsiniz ya işte öyle bir peygamber ocağıdır. Gidenler için sağ salim dönmeleri dileğiyle.
Geleli 1 hafta oldu yapanlara allah sabır versin, zaman geçmez orda bilirim, ben 30 yaşımda gittim askere ve uzun dönem yaptım ve jandarma muhabereciydim valla gitmeden önce kafamda deli sorular vardı dayak kötü muamele, rahattım askerde son derece devrecilik yoktu bizim mebs te ama sıracılık gördüm ve gocunucak birşey değil, bizde ne eğitim vardı ne fazla nöbet nede iş, askerlik te silahla atış bile yapmadım, ama bu tamamen kişisin düştüğü yerle ilgili, mantıksız gelen şeyleri sorgulamayı bırakınca askerliğim hızla bitmeye başladı, orda sihirli kelimeler kullancan bol bol emret komutanım emredersiniz komutanım, ha birde iyi saki yaparsanızda komutanına göre rahat olur asker, birde hırsızlık boldur ana avrat kayın çıkmaz piçin oğlu ama bir akıl verim şampuandı atleti kilottu yada trap köpüğü koyun gizli sadece kendinizin bildiği işaret yaka paça bulursunuz tabi bizim birlik azdı, yapanlara tavsiyem android telefon şart bol bol kitap okuyun satranç gibi oyunlar atın, bizim gibi batak atmayın, orda herçeşit insan var şimdiden yapanlara hayırlı teskereler.
.
Vatan borcu diyenlere de vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır diyorum.
Ülkeye katma değer sağlayacak nitelikli genci 6-12 ay angarya peşinde koşturmaktan başka bir şey değildir. Zaten modern dünyada iş hayatı, aile geçindirme, onca maddi yükün altında kalmadan yaşayabilmek başlı başına bir askerlik.
ilk gün nizamiyeden toplanmış 150 kadar kısa dönem, elimizde 2 valiz ve botlarla sıra halinde akşam içtimasının ortasından geçirilmiştik. esaretin bedeli'nde hapishaneye yeni gelen mahkumların sahnesi gelsin aklınıza.
yaklaşık 3000 kişiden gelen alkış, kıyamet ve poşetler geldi çığlıkları arasında tek bir şey söyleyebilmiştim.
savaş uçağı pilotu olarak yapmadığım sürece ilgimi çekmeyecek olan 'vatani' görev. geçen arkadaşın birisi anlattı çarşı izninde, sabah içtimaya kaldırıyolar, marş okutuyolar, sesim kısıldı bağırmaktan sonra amınakodum çocuu ipneliğe yürüyüş ahengini bozuyo onun yüzünden 4 kez tekrarladık sonra yat diyolar yatıyoruz yere, bi sürünmüşüz varya etc.
bikere yaşadığım ülke benden hayvan gibi şi yapıyosa vergi konusunda, herşeye zam yapıp özellikle alkolü benzinden pahalı hale getiriyosa ben buna vatani görev demem. ülkedeki mutsuzluk ve antidepresan kullanma seviyesi hat safhada, yolsuzluktur o dur budur devlete güven kalmadı. bedelli çıkana kadar muaf kalmayı düşünüyorum. bak f-16 kullansam gider it dalaşını yaparım yunanlılarla ege denizinde psikopat gibi, bırakmamda askerliği o koşulda. yoksa söyleneni sorgusuz sualsiz yapmaya alışmaya niyetim yok düz askerlikle.
368/2 kd olarak yaptığım ömür törpüsü gibi bir şey.Her ne kadar kd de olunsa insanda vatan,millet ve bayrak sevgisi bırakmayan oluşum desem az kalır.Daha da ileri gideyim bu askerlik ortamı en milliyetçi adamı bile anarşist yapar amk.