2001 senesinde hiç soyunmadan girip çıktığım muayenedir. kasımpaşa deniz hastanesinde muayeneyi yapacak olan yanlış hatırlamıyorsam yüzbaşı belki binbaşı rütbesindeki komutan akşam saatlerine denk gelmesi sebebi ile ve bekleyen 200 kadar asker olması sebebi ile hepimizi hastanenin koridoruna oturtup sinirli bir şekilde " var mı lan dalağı böbreği eksik olan ameliyat geçirmiş sorunlu tip aranızda" diye sorup el kaldıranlar odaya alıp diğerlerimizi evrakları almamız için görevlilere yönlendirmişti. giderken bende endişeli idim anlatılanlardan "soyuyorlar dibine karpuz hesabı vurup içine bakıyorlar" falan gibisinden ancak öyle olmamıştı çok sevinmiştim. gittiğim birlikte de soyacaklar demişlerdi ama orada da üstümüzde boxer ile yüzeysel bakıp depoya yönlendirmişlerdi..
yoklama babında 5 sene evvelsi başıma gelen hadisedir.
liseyi bitirip üniversiteyi derhal kazanamadığım içün "neme lazım kaçak olmayalım, yakalanır dersane filan dinletemez alırız soluğu kışlada" diyerek ve biraz da pederin ittirmesiyle gitmiş bulundum bağlı olduğum askerlik şubesine. nizamiye kapısı önünde 15-20 kişi pinekliyor, ben görmedim onları tabii, gittim nöbet tutana dedim " dostum ben yoklama için geldim, yoklayın beni hadi"...nöbetçi ters adam, "nah karşıda bekle" dedi. o 15-20 kişilik güruhu işaret ederekten. biz ciğerci kedisi gibi bir yarım saat bekledik kapıda. sonra nöbetçi çağırdı gelin, yaklaşın. ellerinizi kaldırın cepleri kapatın. haydee,,siyasi mahkumlar gibi tek sıra eller havada girdik içeriye. girerken elimizdeki kağıtları verdik bir astsubaya, (o ara ellerimizi indirdik tabii) sonra bi yarım saat daha bekledikten sonra (bu arada bize kağıt bardakta çay verdiler, aptes suyu gibiydi ama olsun, düşünmeleri bile bir şeydir. ) işte sonracığıma prefabrik bir binaya çağırdılar hepimizi gittik elbet. içeride yaklaşık 10 memur-asker, ikisi kadın! bizi ayrı bir odaya aldılar, başımıza bir onbaşı koydular, herifte silah bile vardı he. dedi ki bu hede: "donunuz kalsın gerisini soyunun, çorapları dahil. ayakkabı dahil". beş dakkada cıbıldacık olduk hepimiz. sonra yine tek sıra, ayaklar çıplak, kıçımızda renk renk don, sıra sıra oturmuş ikisi kadın hey'etin önünden geçtik. kimi bişiler sordu, kimisi hiç bişi sormadı. he boyumu kilomu neyin ölçtüler yazdılar. en son bir astsubaya geldim, askere gidip gitmeyeceğimi sordu. tecil ettireceğimi söyledim. tamam dedi, giyinip gidebilirsin.
giyindim, nizamiyeden çıktım gittim. artık herkes bedenimi görmüştü, eski namuslu günlerim çok uzaklardaydı, kirlenmiştim.
çok zor bir olay değildir de, içinde bir erkeğin kendini en kötü hissedebileceği anları içerir. bir anı paylaşmak isterim sizlerle dostlar...
10 tane asker adayı yan yana dizilmiş, külotları indirilmiş halde beklemektedir. doktor teker teker rutin soruları sorar. sıra anadolu erkeğinden birine gelmiştir:
- bir hastalığın var mı oğlum?
+ yok komutanım.
- daha önce ameliyat oldun mu hiç?
+ hayır komutanım.
- boynundaki o leke ne?
+ bilmiyorum komutanım.
- başını bi sağa çevir bakıyım?
delikanlıda hiçbir hareket olmaz.
- sağa çevirsene oğlum başını?
delikanlı penisinin başını tutar sağa çevirir.
- zuhahahahahahaha
lise mezunlara askeriye avlusunda üzerinde sadece don bırakılarak yapılan, lisans mezunlarının ise seribaşı girip, gömleğinin yakasını bile açmadan geçeceği muayene. hiçbir şekilde bu sırada ukalalık yapılmaması, şiddetle önerilir.