uyuyabilen varmıydı bilmiyorum. sabah zor olmuştu. dışardaki köpekler bile nizami havlıyordu. kelebekler ışığa sırayla konuyordu. ben asla uyuyamıyordum. ayağa da kalkamıyordum çünkü korkuyordum. sonra alıştım. o geceki yatakhanenin kokusunu halen hatırlarım.
askerde'ki ilk günün stresi içerisinde daha gündüz başınıza gelen onca gereksiz hadiseden sonra vuku bulan nerdeyim lan ben sendromu. yatakhanenizi gösteririler. önce selam verip girersiniz içeride bir sürü tanımadığınız adam. herkes boş boş etrafa bakınmaktadır. ha siz de bakınmaktasınız. aslında dışarıdan gördüğünüz o aval aval bakınan adam sizsiniz. bir nevi aynaya bakıyorsunuz demektir. sabaha kadar uyku tutmayabilir. ya nasıl geçecek bu kadar zaman diye düşünüp, bir sağa bir sola döne döne sabahı edeceğinizi umarsınız. yok ama öyle olmaz. bu esnada yapılacak en mantıklı şey, kesinlikle nerede olduğunuzdan ziyade, bittiği günü düşünmektir ve bu gecenin ömrünüzde sadece bir kere başınıza geleceğini bilmektir. az buçuk inançlı biriyseniz ise iş daha kolaydır. baş etmek için ilgili tek kelime içinde sabır geçen her milletten karma deyim ve atasözleri dizisidir.
(bkz: sabreden asker tezkere bekler)
henüz sivilsinizdir, kamuflaj verilmemiştir. 18 kişilk koğuşa girersiniz daha o gün tanıştığınız adamlarla. onbaşı size "geçin boş bi yatağa üste yatmak yasak!" zira o gün için az kişiydik her koğuşta 10 kişi falan vardı. saat henüz 22:00 ama cihan onbaşı koridordan bağırır "haydee yataklaraa ayakta gezinmeyin!" sen yatağına uzanırsın, bomboş bakarsın yukarı. evini düşünürsün, anneni, sevgilini.. sonra cihan koğuşa girer "herkes yatsın!" diyerek ışığı kapatır, sertçe kapıyı çarpıp gider.
işte o zaman karanlıkla başbaşa kalırsın. yorganı başına çekip belki de uzun yıllar sonra ilk defa ağlarsın.
bir insanın hayatındaki en siktiriboktan gecedir. nereye düştüm ben diye sabaha kadar sorgularsınız. zaman elbette gelir geçer ama o ilk gece çetindir.
Gecesi elbette çok zor ama asıl olan sabahıdır. düdük sesiyle ve bağırış çağırışlarla uyanırsın. daha dün evinde sere serpe yatarken bir anda kendini bi ton değişik dilden konuşan garip adamların içinde bulursun. galiba rüyadayım dersin ta ki şınav pozisyonu al denilene kadar o zaman anlarsın rüya değil askerdesin ve şafak çok ama çok karanlık.