şu ana kadar okuyabileceğiniz en başarılı fantastik bir orkun uçar romanı. karakterler, özellikle isimleri, janus un yarattığı büyülü yaratıklar... sizi sürükleyecek bir kitap.
ilk bölümlerinden itibaren mbc kanalında * yayınlanmaya başlanan geçen sezonun iddialı türk dizilerindendir.mbc de kanal d ye göre görüntünün daha iyi ayarlayıp, renklerin ise daha canlı ekrana yansıtılmış olduğu dikkatlerden kaçmamıştır.ıhlamurlar altında'nın aksine ise karakterlerin isimlerini değiştirmemişlerdir.
edit: sabah saat 10:30 ve 12:30 arası d max'ta tekrarları yayınlanmaya başlanan dizidir.
türk tv dizileri arasında en başarılı yapımlardan biriydi..
diğer dizilere göre kısa sürsede bittiği gibi,belli bir tarihten alınmadığı için kısır döngü söz konusudur..
basit ama çok güzel aşk hikayesi..
bu gece itibari ile bitmiştir.üzüleme sebebidir. cuma gecelerimize renk katan güzeller güzeli (bkz: tuba büyüküstün), yakışıklı jön (bkz: murat yıldırım),buğulu sesi ile diziye apayrı bir hava katan (bkz: çetin tekindor), oyunculuğunu her daim konuşturan kadın (bkz: nur sürer) ıssız adam filmi ile tavan yapan (bkz: cemal hünal), masallardan fırlamış gibi duran duru bir güzel (bkz: selma ergeç) bu dizi ile tanıdığımız ama adını ileride çok duyacağımıza inandığım (bkz: saygın soysal) ve (bkz: tülay günal) yönetmen cevdet mercan'a ve asi adına yakışır şahane dizi müziği ile tarihe karışıp giderken ben kendi payıma severek izledim emeğinize sağlık diyorum.
berbat bir finalle bitmiş dizidir. ama onlar da haklı, esas hikaye bittiği halde, yapımcılar diziyi bitirmeyince, sonuna ne yazalım diye saçmalıyor senaristler...
an itibariyle herkesi sevdiğine kavuşturup, sonlara doğru tamamen olmasa da biraz uyarlaması olduğu aşk ve gurur * romanını da göz ucuyla göstererek mutlu bir son ile final yapmış olan dizidir.
güzel kızlar,yakışıklı erkekler,zengin aileler,güzel kıyafetler,lüx arabalar,gayri meşru çocuklar,yıllar sonra yeniden alevlenen aşklar,gurur,çok bilmişler,cadı bir anne,uzunca bir süre yaşadığı yeri terketme,yıllar sonra oraya geri dönme,bir türlü söylenmek istenenlerin söylenememesi,bir türlü açıklanamamaca,hep yanlış anlamak,karşındakini dinlememek,bir kıskanma,bir kıskandırmaca...
(bkz: klasik türk dizisi)
bu akşam yayınlanan bölümde,demirin babasına evlatlarının yokluğunu görürsün şeklinde bedduaları tutan canımsın zafer'in, kerim'i, nam-ı diğer ıssız adamı,eski karısıyla birlikte gördüğü için bayıltıp bagaja atmış olduğu, ayrıca kulağa hoş gelen müzikleri de sözleriyle birlikte diziye tam uymuş olan dizidir. (bkz: bir asi aşk)
asi=odun gibi yürüyen alık alık bakan gururlu olmayı hayatının amacı haline getirmiş baytar ablamız gerçi onu hayvanlardan çok domateslerle mısırlarla görüyoruz neden veteriner onuda anlamış değilim.asıl ismi asiyedir bu kızımız pek bir asi(!) olduğu için (sonuçta veteriner ama zıraat mühendisi havalarında buda eğitimde asilik) kestirmeden asi deniyor işte.
demir:bu abimiz bir amaç uğruna mis kokulu köyüne geri döndü fakat bu kızı görünce puf olay unutuldu neyse aklı başına geldi soracağını sorup cevaplarını aldı asiyle evlendi ee evlendide muradına mı erdi ermedi oraları bayabir karışık insanın izlemeye içi el vermiyor
neyse bunların bir çocukları vardır ki aman allahım o çocuk kesinlikle bu ikisinden olamaz dizi bile olsa bu gerçek olamaz o nasıl bir şekerdir nasıl bir yumuk yumuktur işte şu aralar diziyi izleme sebebim budur (sadece bu kız devreye girdiğinde yoksa elimde kitap vardır aklımca dizi boykotu)
sonuç yine klasik dizi moduna sarmış canımsın asimizin canımsın demiri hasta olmaktadır araya bir doktor hanım karışmıştır bla bla bla böle gider sonuç belli ha beni şaşırtıp demir ölür kızı büyür intikam almak için asosa babasının bindiği tekneleri bulup hepsini çatır çatır yakarsa orası ayrı
yapsalar ne güzel olur bir güzel güleriz dizide bir işe yaramış olur (bkz: intikam kötü bir şeydir)
tomris giritlioğlu'nun klasik dizi mantığının yansımalarını üzerinde gördüğümüz dizi.
yok anacım bozmuş kafayı çocukların babalarını tanımadan büyümelerine. ilerde karşılaşmamız muhtemel bir diyalog;
asya: benim babam gitmiş, eskiden gitmiş ama gelecekmiş. annem öyle söyledi
demir: senin baban geldi asya. senin baban benim!
asi: evet asya, demir senin baban. nüfus kağıdında baban olarak görünen kişi de benim babam. kızım alış bunlara, aslan'ın da başına geldi bak, onun babası da benim babam çıktı. normal şeyler bunlar. hepimizin başına geliyor
asya: anne, kuzumu kaybettim, kolyemi düşürdüm.
asi: kaldırmadı kız tabi kafayı yedi.
kanal d'de böyle bir dizi varmış sanırım az önce tv'nin açık olması sebebiyle bilgisayardan kafamı kaldırıp bir sahneye şahit oldum.
başroldeki kadın sanırım bir cümle kurdu esas oğlana,
"hani ellerini iki yana kaldırdığında boşluğa düşer gibi... blablablabala... olur ya?"
noluyo amınakoyim? olm türk dizileri ne hale gelmiş sanırsın hamletten bir sahne mübarek... aga bu dizileri izleyen kitle benim bildiğim evinde oturup fasulyenin kılçığını ayıklayan anne ve teyzelerden ibaret değil mi? ne lan bu sözler, bu süslemeler bilmemne.
kasmayın be abiciğim bu kadar, iki ağa koyun diziye, bir at bir de x5 zaten izler bizim millet heyecana gerek yok.
edit: entry biterken esas kız dedi ki "bizim sorunumuz ne biliyor musun? konuşmayı beceremiyoruz, özür dilemen gerekmez mi" yorum yok...