başarılı bir ilişkisi olmamış.
aşkın metafiziği adına kitap yazdı bu eleman. içerik olarak herkes kendinde olmayan özelliği karşı cinste arar ve bunu çekici bulur diyor temelde. Kısa kadın uzun adam arar fakir kadın zengin adam arar fasa fiso diyor yani.
Sığır. maskülen karakter, duygusal güç, hipergami gibi konseptlerden zerre haberin yok, hayatına adam akıllı kadın girmemiş bi de utanmadan çok biliyormuş gibi kadınlar hakkında kitap yazıp başka kerizleri de kendine çekmeye çalışıyorsun. felsefene lafım yok ama incel'in erken dönem sürümlerinden biri kendisi.
kadınları çözmüş yazar. derinliği olan adam. büyük filozof. sözlerine bir bakın, eserlerine bir göz atın. hayatın bütününü kavrayın.
(bkz: favori yazarlar)
'' kazandığımız her şeyi bir gün ölüme sunmak için elimizde bulunduruyoruz '' sözünün sahibi olan, nietzsche' nin felsefesinin oluşumunda büyük pay sahibi olmuş alman filozof.
istenç ve tasarım olarak dünya adlı başyapıtı, kadınlara duyduğu öfke ve frankfurt sokaklarında köpek gezdirme akımını başlatmasıyla akıllarda kalmış, nietzsche' yi derinden etkilemiş alman filozof.
friedrich nietzsche'ye ilham olan karamsar, über alman filozof. cinsiyetçi sözleri dışındaki sözleri şahanedir. yaşamın bilgeliği üzerine aforizmalar kitabını pek beğenirim. gerçekçidir ve eleştireldir.
annesiyle berbat olan ilişkisi yüzünden bir kadın terziyi merdivenlerden atmıştır ve o terziye ölene kadar tazminat ödemiştir. çok şüpheci olduğu için boğazını kesecekleri endişesiyle berbere gitmemiştir hiç. evinde de mutlaka tabanca bulundururmuş.
bazı muhteşem sözleri:
-Acı çekenler ile acı çektirenler aynıdır.
-Bana yapılan haksızlık bana hiçbir şekilde ona haksızlık yapma hakkını vermez.
-Başkalarının fikirlerine aşırı derecede önem vermek, herkeste var olan bir manyaklık.
-Bir insanın kötü bir karakter özelliğini unutmak, güçlük ile kazanılmış parayı sokağa atmak gibidir.
-Can sıkıntısı, hayatın boşluğu hissinden başka bir şey değildir.
-Çok insan kafaları olmadığı için kafayı bozmuyor.
-Delilik acı çekmeyi hatırlamamak için bir yoldur.
-Dinler ateşböcekleri gibidir: Parlayabilmek için karanlığa gereksinim duyarlar. Tüm dinlerin koşulu yaygın olan belirli bir derecede cehalettir, ki sadece bu havada yaşayabilirler ancak.
-Dünya hiç olmasaydı bile müzik var olurdu.
-Gerçekte vahşi ve korkunç bir hayvandan başka bir şey değildir insan. Biz, onu evcilleştirilmiş ve dizginlenmiş haliyle tanıyoruz ki uygarlık dediğimiz şey de budur. Bu yüzden de arada bir gerçek tabiatı ortaya çıkarsa dehşete kapılıyoruz.
-Her çocuk bir bakıma bir dahi ve her dahi bir bakıma bir çocuktur.
-insan zekasının diğer canlılardan daha üstün oluşu, insanın çektiği ve çekebileceği acıların da diğer canlılardan daha fazla olması ile sonuçlanmıştır.
milliyetçiliğimi altüst etmiş adam olur kendisi. düşündüm taşındım ve milli gururun, bunu taşıyanların bireysel özelliklerin yoksunluğunu ele verdiği, bunu da dikkate değer kişisel nitelikleri olmayan zavallı aptal çoğu insanın diğer milyonlarca insanlarla paylaştığı bir özelliğe tutunma gereği duymasına bağlayan iddiasına karşıt bir argüman bulamadım.
On sene boyunca hemen her hafta psikoterapiye gittim ve bir boka yaramamış haldeydi.
Schopenhauer'in kitaplarındaki yazdıklarını tatbik etmem sayesinde ciddi manada huzurlu bir hayat yaşıyorum.
Gelmiş geçmiş en büyük deha hakikaten.
Kendisiyle tanışmayı sohbet etmeyi ne kadar isterdim. O da beni anlayan sevenler benimle tanışmak isteyecekler ben de benimle tanışmak isteyenleri isterdim yazmış bir kitabında.
Nietzsche'nin akıl hocası realist filozof. Hayatı Şöyle anlatır:
Dünya bizim mutlu için tasarlanmadı. Bu yüzden Dünya'da mutlu olmaya çalışmak, akıntıya karşı yüzmek gibidir. Mutluluk peşinde koşmak yerine acılarımızı azaltmaya çalışmalıyız.
ihtiyacımız olan şey daha az acı!
Schopenhauer'e göre dünya, bedenimizde yer almakla birlikte kökeni transzendental (aşkın) bir alanda yatan "iradenin" eseridir. Gerçeklik, bu iradenin fenomenlerinden biri olan beynimizin "tasarımlarından" ibarettir. Biricik amacı türü koruyup sürdürmek olan "irade", bireyi aldatarak onu kendi hedefinin hizmetine koşar. Öyleyse yapılması gereken, "iradeye" 'hayır' demek, hayatı "olumsuzlamaktır". Azizce, keşişçe, nihilist bir hayat sürmek, iradenin esaretinden kurtulmak olacaktır. Sadece "merhametin" içinde ortaya çıkan "yaşama iradesinin" reddi, bizi acıların, ıstırapların dünyasından çıkartıp "kurtuluşa" ulaştıracak biricik yoldur.