'jean nicholas arthur rimbaud' Hızlı doğan, yavaş ölen insan. Kelimelerden yapamadıklarını köle ve silah tüccarı olarak yapmış Fransız şarabının vücut bulmuş halidir.
jean cocteau'nun deyisiyle "her zaman gercegi soyleyen yalan." modern cagin en bas dondurucu sairi. mallarme'ye gore "buyuk bir gezgin." yalnizlarin ve mistiklerin rimbaud'u, bizim rimbaudumuz.
"bir ceset olsaydın ancak bu kadar öldürebilirlerdi seni."
ipler gerdim kuleden kuleye;
pencereden pencereye; çiçek bezekleri;
altın zincirler yıldızdan yıldıza,
ve işte dans ediyorum."
Hayatında iki yıl şairlik yapmış ayrıca köle ticareti yapmış yazardır. Ölürken "Allah Kerim" dediği iddia edilir.
Hastanede acılan içinde kıvranırken kız kardeşine söylediği bir sözle bile insanı derinden sarsan şairdir. "Ben öleceğim ve siz yaşamaya devam edeceksiniz" Bir gerçekliği tespit etmek midir bu yapılan yoksa kendi acısını doruğa çıkartmak mıdır? Veya ölümden sonraya bir "an" bırakma gayreti midir? Şairi hatırlatacak olan şey elbette sözcükleridir. Ama bir şairin - hele şiiri bıraktıktan sonra- sarf ettiği bu cümle bir yanıyla da pişmanlık arz eder.
çok az şairin ulaşabileceği bir şeye ulaşmış bir şair: erken yaşta şiirine kavuşmak!
evet rimbaud bunu yapmıştır. devamındaysa şiirden uzaklaşmıştır. bunun nedenleri sıralanabilir. önemli olansa geride bıraktıkları bence. bununla birlikte mektupları bile apayrı bir önem kazandı. okul yıllarında yazdıkları ve olgunluk sürecinde yazdıkları bu anlamda önemlidir. gerçek anlamda bir gezgindir.
rimbaud'dan bahsedip de ben bir başkasıdır sözüne değinmemek olmaz!
kendisiyle ilgili olarak erdoğan alkan ın kaleme aldığı biyografik bir metin olan ateş hırsızı isimli kitabı önerebilirim.
bu büyük, eşsiz şairin hayatını öğrendiğinizde şiirleri sizin için daha bir netleşecektir.
Sembolizmin en büyük temsilcilerinden, aykırı şair. Charlevillede doğdu. Anası tarafından pek sert bir eğitimle yetiştirilen Rimbaud, parlak bir öğrenim gördü ve on altı yaşından itibaren şiir yazmağa başladı. Coşkulu ve serüvenci bir yapıya sahip olduğu için aile çevresine, kentsoylu törelerine, edep, ahlâk ve din kavramlarına başkaldırmaktaydı.
Parise yaptığı kaçamaklardan sonra (özellikle komün sırasında ayaklananlann yanıbaşmdaydı), Verlainein çağrısı üzerine başkente yerleşti. Verlaine, başta Sarhoş Gemi 3 adlı şiiri olmak üzere onun şiirlerini çok beğenmişti, 1872de artık çok yakın iki dost olan Rimbaud ve Verlaine Belçika ve ingiltereye gezmeğe gittiler. Ne var ki Brükselde Verlaine, Rimbaudya tabancayla iki el ateş etti (1873), Rimbaud hafifçe yaralandı; bu olay ikisi arasındaki, kısa süreli ama büyük dostluğun sonu
Rimbaud, toplumun dışında yaşa-yan, «aşkın, ıstırabın, çılgınlığın her türlüsünü» arayan, «bütün duyguların çığırından çıkartılması» hakkını isteyen Rimbaud, Baudelairein Yapma Cennetlerinin pek çok etkisinde kalmıştır. Kendini duyularının büyüsüne kapıp koyvermişti. Sanrılarını, bilinmeyeni ve mutlağı arayışını, önce düzgün dizelerle, sonra serbest nazımla, en sonunda da düzyazıyla ( luminations [ingilizce renkli gravürler anlamındadır]) dile getirdi.
Rimbaud, şiirleriyle olduğu kadar düşünceleriyle de devrimciydi: dilin temposu ve ötümlülüğü gerçek bir söz simyası, bazen şiddetli görüntülerin üst üste yığılması onun, Andre Breton tarafından, gerçeküstücülüğün öncüsü olarak tanınmasına yol açacaktı. Rimbaud on dokuz yaşında yazmaktan vazgeçti
serüven ve hareket dolu bir yaşama atıldı; Cavaya, Kıbrısa, Arabistana (Aden) ve Habeşistana gitti, oralarda ticaret yaptı. Hastalandı, bir bacağı kesildi ve otuz yedi yaşında Marsilyada öldü
- a'laurore armes d'une ardente patience nous entererous aux splendid villesl.- "safak kizildadiginda atesli bir sabirla silahlanmis olarak girecegiz o muhtesem kentlere".
121 yıl önce 10 kasım 1891'de ölmüştür, cenazesine sadece annesi ve kızkardeşi onlarda istemeye istemeye katılmışlardır. her ne kadar boşa olsada dünya bugün en fazla ölümüyle onu anacaktır, fransızlardan nefret ederdi , diğer efsanevi şairler gibi o da vatansızdır.elveda dediği cehennemde bir mevsim'de yer alan şiirini 1873 ağustos'unda yazmıştır.üstad 1854 ekim doğumlu olduğuna göre şiiri bilinenin aksine 21 yaşında değil,18 yaş 9 aylıkken bırakmıştır.baudelaire'yi kıskanan necip fazıl kısakürek'e göre yaşamış şairlerin en kudretlisidir.baudelaire ile olan düşünsel bağlarını 1873 yılında yazdığı bir mektupta '' baudelaire biçime fazla bağlı kalarak büyük hata etmiş'' diyerek koparmıştır, en iyi olmasa da yaşamış en iyi 3 şairden birisidir kuşkusuz.
örneğin gülmesi gereken yerde ağlayarak duygularıyla düşüncelerinin düzenini bozmuş, dünyayı başaşağı görmeyi seçmiştir. her an rimbaud omzuma tıklatıpta '' herşey yalan dünyada değiliz'' dizesini fısıldayacak gibi gelir ve ürperirim. o bu dizeyle nafile yere bir ömür kış uykusuna yatmış yaratıkları uyandırmaya çalışmıştı.
katıldığı bir deneme yarışmasında sınavın yarı süresi geçmesine rağmen önündeki kağıda hiç bir şey yazmadığı bilinir. sınav görevlisi arthur'a yaklaşır ve neden yazmıyorsun der. arthur'da açım amk nasıl yazayım der. hemen kendisine ekmek arası bir şeyler hazırlanır ve kalan sürede en iyi kağıdı arthur verir.
öfkenin ve hayalkırıklığının edebiyatını yapmış depresif fransız şair. maceralı hayatı, ablasının gözyaşları arasında son bulmuş, geriye buram buram depresyon, öfke ve hayalkırıklığı kokan şiirleri kalmıştır.
benim gözümde yiğit bir şairdir. tek meselesi gerçeklik olan, hakikatin ağırlığını keşfedip mücadeleden de vazgememiş olan fransız şairdir.olanları olmamış kabul etmez edemez. yiğitliğide buradan gelir benim gözümdeki. (cinsel tercihleri ne olursa olsun evet böyle diyorum) aykırılıkları ise dehasından gelir.
ben necip fazıl a çok benzetirim, etkilenmiş zaten şiirlerinden.sarhoş gemininin bizdeki aksi (bkz: takvimdeki deniz)
sembolizm temsilcisi fransız şair. düzyazı şiirde gelinebilecek en son noktadır. okuduklarımdan anladığım kadarıyla kendisi rahip olduktan sonra eşcinselliğe yönelmiştir.
yol uzun
mevsim yaz
sakinken gençken ve hala güzelken
tercihen yalnızken
bazen de sevişirken
biraz yatmadan önce, sabah kalkınca en çok
taze diri sonsuz ve zehirsizken
rüzgar eser, kokan denizdir
tuz tadı fazla uzaklaşmamışken
uslu durup da irinleri görme modunu kapatmışken
yol uzun
mevsim hala yaz
sakinken gençken ve hala güzelken
okuyup okuyup okuyup da usulca gülümserken...
"ben bir başkasıdır" sözünü lacan şöyle yorumlardı; narsisizm, özdeşim yoluyla diğer insanlar üzerinden öğrenilen kendini sevmedir yani birleştirici ego imgesi, kökensel organik düzensizliği bütünleştirir!
19 yaşında şiir dünyasını terketmiş usta şair. herkesin yeni yeni bir şeyler yapmaya ya da olmaya meylettiği bir zamanda ununu elemiş, eleğini de duvara asmıştır. düşününce karamsarlaşıyor insan.
bohem bir fransız şairdir. on yedi yaşından yirmi bir yaşına kadar şiir yazmıştır. ama bu bile bir çok şairi etkilemiş ve etkilemeye de devam etmektedir. şairlerin dehası da denilebilir.
'bir akşam dizlerime oturttum güzelliği ve acı buldum onu ve sövdüm ona'