eğer arsız' laysanız, sanki yıllarca aynı sayfa altında yazmış hissine kapılabilirsiniz, telaşa mahal yok. o zaten sizi bulutların tepesinde gezdirecektir.
bazen bir şeyi, bir takım şeyleri o kadar çok istiyorsun ki kendiliğinden olacakmış gibi geliyor. bazen yine o kadar çok istiyorsun ki "bir şeyi çok istersen olmaz" lafını dahi unutuyorsun.
birileri "olur mu bile deme" diyor. ama sen hala istiyorsun.
bazen dürüst olmak lazım gibi geliyor. ama ne vakit dürüst olsan hatalarınla yargılanıyorsun
bazen susuyorsun, anlatmadıkların için yargılanıyorsun
bazen hayal kuruyorsun, gerçekleri görmezden geliyorsun, hayalperestlikle suçlanıp yaşınla itham ediliyorsun
bazen mantıklı olmak lazım geliyor, ağır abi oluyorsun.
bazen kurduğun hayallerin içine sıçan biri oluyor, bazen mantıklı davranmanı engelleyen birileri.
"bak ben buyum, durum da bu" diyorsun. bir takım kişiler "delikanlıymışsın abi" diyor
bir takım kişiler "çok acelecisin" diyor.
birilerini dinlemek iyi geliyor bazen
bazen o birilerinin bile aklı yetmiyor
gidenlerden oluyorsun bazen, kalanı üzüyorsun
bazen kalan sen oluyorsun.
bazen bir şarkı tutuyor mideni
bazen bir lafı kırıyor tüm kemiklerini
bazen olmazlarda boğuluyorsun
bazen olan biteni bile görmüyorsun
bazen seviyor
bazen seviliyor ama sevmiyorsun
bazen ağız dolu küfrediyorsun
bazen lanet ediyorsun
bazen hiçbir şeyin çare olamadığını öğreniyorsun
bazen çalmayan bir telefonun başında saatler geçiriyor,
bazen birilerini bekletiyorsun
bazen "bazen"diye başlıyorsun cümlelere,
"bazen" diye susuyorsun
misal anlatmak istediklerin oluyor
misal o dinlemek bile istemiyor
bazen yazıyorsun sanki yazınca geçecek gibi sancısı
bazen yazarken büyüyorsun
büyüdükçe özlüyorsun çocukluğunu bazen
misal bir fotoğrafa bakıp destan yazabiliyorsun
ama destanlarda hiç başrol alamıyorsun
bazen buldum sanıyorsun en güzel repliği
bazen sıran bile gelmiyor
bazen sıranı unutup lafını şaşırıyorsun.
bazen biri sevdiğini fısıldıyor sana, kursağında yenilip yutulmuş haklarla günahına secde ediyorsun.
bazen birinin uçurumundan düşüyor, ölmüyorsun;
bazen biri uçurumlarında parça parça olup, ömürlük azap bırakıyor.
bazen çerçevede duran fotoğraftaki sen oluyorsun,
bazen aynada bile yadırgıyor yüzünü gözlerin.
bazen çare diye sarıldığına doğrultursun tetiği,
bazen çare olmak istediğin öldürür seni.
bazen yol ayrımındasındır, bazen yolun ta kendisi.
bazen gidecek yolun da olmaz,
sığınağındır birkaç hatıranın o pis kulübesi...
arkadaşlar bence arsiz kadın yani anın görüntüsüne attığı görsellerdeki sigara paketinin üstündeki çakmak çiçekli miçekli pembiş bir şey bence arsiz çok güzel bir kadın!
hani sözler bittikten sonra satır başına geçersin ya, orada aslında hislerin doldurduğu bir boşluk var. orayı seçiyorum. boşluğun hissi hep daha çok yer kaplar, ve seçilmeyi hak eder zanımca yaşanan aşklar...
perondan kalkış vakti geldiğinde, dışarı çıkıp şoföre 'gel geri' diye bağırırken, avcunun içinde tutmak zorundaymış gibi hissettiği sigarasının dumanından çilekeş ciğerlerine bir nefes çeken, otobüs ileri yönde hareket ettikten ancak birkaç saniye sonra içeri atlayan ve akabinde kapının usulca kapanmasıyla gözden kaybolan şehirler arası zayıf, çelimsiz, kuru göt bi otobüs muavininin gözlerindeki hakimiyet ışıltısı gibiydi seni sevmek...
Çaylakken ayarladığı entryleri şimdi
Arka arkaya döşüyor. Olm 5 dakika arayla yap da önceden ayarladığın anlaşılmasın. Bir insan niye günler öncesinden sözlüğe entry ayarlar ki?