hiç bir araştırma yapılmadan bi hukuçuya danışılmadan yapılmış bi dizi. kolluk kuvvetlerinin bi takım şeyleri yapabilmeleri için hakim veya savcı iznine ihtiyaçları vardır. bazı şeyleri ise asla yapamazlar ama gördüğüm kadarıyla bu dizide polis rolü oynayanlar kafalarına göre herşeyi yapabilmektedirler.
polis yeleği giyerek bardan kadın kaçırma olayında, faillerin arka sokaklar'IN geçen sezonunda polis yeleği giyerek kuyumcu dükkanı soyan hırsızları konu ettiği bölümleri örnek almış olması bir ihtimaldir..
herkesin karakterine göre araç sahibi olduğu dizi. yakışıklı, asi çocuk jiple gezer, beş parasız komik adam külüstür bir araçla gezer... düşmanlar da böyledir. kardeşimle aynı odayı paylaştığım dönemden hatırladığım kadarıyla mafya babaları mercedes'ten şaşmazken onların adamları için daha çok bmw'de karar kılınmış... ufak tefek hırsızlar ise hyundai accent'le falan görülmüşlerdir. yani aslında kahramanlar için genelde markası unutulmuş ama imgesi unutulmamış araçlar seçilirken düşmanlarda net bir hiyerarşi göze çarpar... *
savcılıktan izin alınmadan ev basan, insanların özel postaları hiç düşünülmeden açan, kafasına göre silah kullanan, gözüne kestirdiklerine işkence eden bir grup polisin maceralarını anlatan dizi.
günümüzdeki dizi çöplüğünün içinden kendini sıyırarak uzun ömürlü olmayı başarmış nadir dizilerden. polisliğin zor yanlarını yansıttığı ve artık klasikleşmiş konulardan farklı bir tarz (ağalık, aşk ilişkileri) işlediği için çok sevilen dizilerden birisi olmuştur.
polisleri alenen "öküz" gibi gösteren müthiş dizi. en çok sevdiğim sahneler ise, bir durum değerlendirmesi falan yaptıkları durumlarda hepsinin sırayla konuşması, biri bir cümle söyler ve diğer elemana pas atar pası alan da hemen devam eder. müthiş.
komiser rıza baba ile yakın dostu savcı bey birlikte sohbet ediyorlar ve replik arasında şöyle bir olay oldu:
- rıza baba : Hadi bırak şu resmiyeti rıza abi de bana.
- savcı: tamam rıza abi. Kaptırdım kendimi sanırım.
- rıza baba: Ha neyse bak akşama yengenler hep birlikte (beep sesi duyulur)-balık yapıyoruz kaçırma.
Replik tam bu şekilde olmasada aynen beep sesi yapılarak sansürlenen şey "rakı" kelimesi!
Vay vay.. Bu ülkede rakı sözü ne zamandan beridir sansürlenmeye başladı sormak isterim değerli dostlar.
Bugün gelinen noktada bu ülkede özgürlükleri tekrardan acaba ne zaman tartışmaya başlıyacağız. bir dizide bu şekilde bir sansür ile rakı kelimesi bu şekilde engelleniyorsa olacakları tasavvur etmek bile istemiyorum..
geçen yıl yurt arkadaşımın yaklaşık 600 ytl kadar bi parası çalınmıştı. neyse ortalık ayağa kalktı falan. polisler geldi. biz de parası çalınan çocuğun kankaları olarak sorguya alındık etüt odasında. şöyle bi diyalog yaşanmıştır polis abilerle aramızda:
polis: şşş. len izmir'li. [bana diyo.] televizyonda bi dizi var, arka sokaklar mıdır nedir. izliyonuz mu lan onu?
ben: yok abi, öle bazen, denk gelirsek, kem küm, kıl tüy...
polis: izlemeyin len zaten. bok gibi dizi. biz öyle mi polisiz?
senaristinin hakkında "gerçekte olmayan polisleri anlattık, çünkü gerçek olanlarını tv'de gösteremeyiz" dediği yerli polis dizisi. bi' de dizide oynayan gamze özçelik'i gördükce yurdum gencinin aklına hemen o otel odası gelmiyorsa neyim.
bir dizinin kurgusu bu kadar basit, bu kadar sığ olabilir. insan hiç olmazsa diğer polisiye dizileri biraz seyreder, üç beş tane polisiye roman okur. hadi diyelim okudun, izledin böyle bir şeyler, buna rağmen mi bu şekilde dandik dizi yapıyorsunuz? en azından bir otuz senesi var bu ülkenin böyle şeylere.
doktor karakterine hasta olduğum dizi. kalp nakli yapılacaktır, bizim doktor koşar, böbrekler çalışmaz bizim doktor koşar, adam bıçaklanır,gene bu adam, çocuk lösemi hastası olur, gene bu adam konu hakkında brifing verir, galiba, doktorların da kendi içinde ayrıldığını unutmuş dizi. (acaba bu doktor, boş vakitlerinde, hastanede, güvenlikçilik yapıyor mudur?)
takipçisi değilim de nezaman tvyi açsam maşallah hep bu dizi var, evden gel arka sokaklar, her akşam bekstriits falan neyse yaklaşık olarak izler oldum bu diziyi. hadi başrol elemanları geçiyorum, o enstantanelerde oynayan figuran elemanlar tam anlamıyla gerçek kesit tadını bize vermekteler. tam anlamıyla sokaktan toplama.
son bölümüne pek anlam veremediğim dizi. sapasağlam çocuk, kan kanseri oldu. ne güzel diziydi. ne gerek var buna? her dizide mutlaka bir kanser mevzusu olmak zorunda mı?