komik diye gidecek olan varsa gitmesin ancak seyirlik olarak zevk alınabilir, bir de cem yılmaz gereksiz sosyal mesajlar vermeyi bırakırsa hoş olur, havaalanı sahnesi çok gereksiz ve uzun zaman sonra ilk defa filmden yarım saat önce çıkan insanlar gördüm, ben filme cinemaximum puanlarım sayesinde bedava izlemiş oldum kısmen ancak para verseydim kendi açımdan pişman olmuş olurdum çünkü benim amacım gülmekti ama güldürmedi. amacı geçmişlerin havasını yaşamak isteyen için yeşilçam sevdalıları için ise seyirlik.
beklentimi karşıladı. sinema salonunda 2-3 kere soluğumu içeri çeksem de sınıfı geçti orası kesin. zeki mürene değinilmiş, sadri alışığa, ediz huna, 60 lı 70 li yılların sokak kültürüne gitmişiz. ozan güven çocukların yaşını sorduğunda bile salonda espiriyi anlamayan en az 60 kişilik kitle vardı. sanat filmi çekme cem yılmaz vallahi çekme. fazla geliyor bizim halkımıza.
arog da ilk çıktığında millet itin götüne sokuyordu. şimdi de bu film için "arog kadar efsane olamamış" falan diyorlar. bu ne perhiz, what is this?
ayrıca biri "şahan yapsa bu filmi, itin götüne sokardınız" demiş. e çüş be kardeş. hakikaten çüş be. yavaş gel biraz. bu dediğine sen inanıyor musun?
film güzeldir. adamlar 5 yaşındayken gora'yı izlemişler, aynı tadı almak istiyorlar. lan "dalyarak", mümkün mü bu? senin o yaşta izlediğin her şey şu an izlediklerinden daha güzel gelecek tabii. te allah'ım...
Bence turkiye'de insanlar ikiye ayrilmis. Bir taraf a diyor, bir taraf b diyor.
C veya d diye bir secenegimiz yok. Bu konuda bile sucular bucular olmayi becerdii bir sekilde.
Filme gelince artisi var, eksisi var.
Ben gittim, izledigime cok mutlu oldum. Filmin her tarafi ilginc detaylar ve ufak esprilerle doluydu. Hatirda kalacak 5-6 tane cok iyi espri veya sahne vardi.
Roman oyunu, magazinci cocukla kavga gondermesi, arif'in popstarlasma surecinin tamami falan bunlara dahildir.
Kotu olan ne vardi... Senaryo bir tik daha derli toplu, kompakt olabilirdi. Ucak sahnesi mesele tamamen kesilip atilsa bile olurmus. Bunun yerine distopya cagi uzatilip seyircinin odagi arttirilabilir, cok farkli sakalar yapilabilirmis.
Onun otesinde uzun uzadiya cem yilmaz'in cv'sinin uzerinden elestiri yapanlarin bence bir problemleri var.
20 lira para verdiniz diye cem yilmaz veya ozan guven, seda bakan vs. Sizin maasli elemaniniz olmuyor ki.
Cidden cok tuhaf bir elestiri anlayisi var cok insanda. Ilginc.
Belli ki mazide kalan sadece yesilcam kulturu degil. Saygi, tevazu falan onlar da kalmis.
Hayatımızda iyi ki Cem Yılmaz var
Her yapımcı böyle riske girmez. Bu Cem Yılmaz'ın cesaretini ve seyirciye güvenini gösteriyor..
Geçen cumartesi…
Oğlumla Arif V 216 filmine gittik.
Ön sıralardan güçlükle yer bulabildik.
Salonda her yaş diliminden insan vardı.
Film bitti… Oğlum sordu:
– “Baba güldün mü?”
– “Çok gurur duydum” dedim!
Sebebini Cem Yılmaz'a da anlattım:
– “Film biter bitmez şunu hissettim: ‘Bir seyirci olarak bana ne kadar özen gösterilmiş!' Bir film seyircisi olarak teşekkür ederim.”
Evet…
Arif V 216 seyircisine saygı gösteriyor.
Arif V 216 seyircisine değer veriyor.
Bunun nedenini Cem Yılmaz'a da söyledim:
– “Siz ne yapmışsınız böyle? Bu ne detay? Kaç mekan kullandınız? Bu dekor, bu kostüm nedir?..
– “Türk seyircisi; üç-dört mekanda, pek değişmeyen kostümlerle, masrafsız güldürme kolaycılığına alıştırıldı. Sen de yapabilirdin. Ama sen kurnaz olmayı reddediyorsun.
– “Bir seyirci olarak bana değer vermen hoşuma gitti…
– “Bu topraklarda inadına ahlaki idealizmi yücelten insanların olması beni mutlu etti. Bu nitelik, ‘filme güldün mü, gülmedin mi' sorusunun çok ötesindedir…”
Hepimiz ruhunda soyluluk taşıyan Cem Yılmaz'ı takdir etmeliyiz…
Sözlerimi şöyle bitirdim:
– “Film için yaptığınız dekor, mekan, kostüm vs. hepsinin adetlerini istiyorum. Bir Türk filminde bunun rekor olduğunu düşünüyorum…”
Gönderdi…
ÖZEN LiSTESi
Liste uzun…
Kimi örnekler vereyim:
– Ön hazırlık 9 hafta, çekimler 72 gün sürdü…
– 250 kişilik bir prodüksiyon ekibi çalıştı… – Filmin post prodüksiyonu için 80 kişilik ekip, tasarımlar ve modellemeler için filmin çekimleri başlamadan çalışmaya başladı… – Türkiye'de bilgisayar efektlerini yapabilecek 40 kişi var. Bunların tamamıyla çalışıldı.
– 40 mekanda çekim yapıldı… – 5 bin figürasyon yer aldı… – Filmdeki aksiyon sahnelerinde oynayan oyuncuların 3D modellemesi yapıldı ve Türkiye'de ilk kez 3D dublörler kullanıldı…
– Uçaklar hem fiziken hem bilgisayar ortamında yaratıldı…
– 600 erkek ayakkabı, 500 kadın ayakkabı, 50 çocuk ayakkabı…
– 3 bin kadın giysisi, 3 bin 500 erkek kıyafeti ve 200 parça çocuk giysisi… – 108 gözlük, 110 şapka, 600 takı, 130 vintage fular, 60 takım mayo ve bone üretildi ve kullanıldı.
– Sadece hurdalık sahnesi için 50 takım kostüm ve ayakkabı ile 15 bin adet farklı düğme kullanıldı.
– Kimi kostümler için terziler ile çalışıldı. Toplamda 10 bin metre kumaş harcandı. 560 metre kumaşa farklı dönem desenlerinde baskı yapıldı… – Zeki Müren'in mor kostümü için 350 adet tüy boyatıldı. Zeki Müren kostümleri 5 kişi tarafından pul-payet-boncuk işlemleri yapıldı. Kostümler orijinaline sadık kalındı. – Besim Toker kol düğmeleri ve kravat iğneleri özel kalıp hazırlanıp döküm yapıldı… Evet liste uzun…
YEŞiLÇAM'IN ViCDANI
Geçen gün Hıncal (Uluç) Ağabey yazdı:
– “Türk Sineması'nın belki de en ‘Titiz' filmini çektiler. “Titiz” ne mi? Bu filmin ‘Kusursuz' olması için her şeye dikkat edildi. Hem de neler pahasına dikkat edildi. Örnek vereyim. (Filmin diğer yapımcısı) Muzaffer Yıldırım anlattı: ‘Filmin büyük bölümü 1969'da geçiyor. Cem Yılmaz, o sahnelerde her şeyin 69 yılına uygun olması için çılgınca uğraşıyor. 30'a yakın set kurulmuş iyi mi, dış ve iç sahneler için. 69 Türkiyesi yaratılmış. Nasıl yaratılmış. Bir sahnede bir masa var. Masada bir kül tablası. Cem ‘69 yılında bu kül tablası var mıydı' diye takmış kafasına. Tam üç gün sürmüş araştırma. Üç gün tüm ekip beklemiş iyi mi? Muzaffer dayanamamış sonunda, ‘Yahu bu sahneyi kaldıralım, kül tablasını kaldıramıyorsak' demiş ama Cem inatçı, ısrarlı ve inançlı. Nihayet ‘Vardı' cevabını bulmuşlar da, filmde on saniye falan görülen, o da sadece masanın etrafındakilere değil, masaya bakanlar tarafından görülebilen kül tablasıyla sahne çekilmiş…” Sordum. Ama Cem Yılmaz filmin maliyeti konusunda konuşmak istemedi:
– “Hesabıma göre, 3 Hokkabaz, 2 Pek Yakında, 1.5 AROG bütçesi diyelim…”
Her yapımcı böyle riske girmez. Bu Cem Yılmaz'ın cesaretini ve seyirciye güvenini gösteriyor. Sonuçta:
Karşınızda gurur duyacağınız bir Türk filmi var: Arif V 216…
Köksüzlük yok oluştur. Bugün Türk Sineması'ndan bahsediyorsak Yeşilçam'ın cefakar emekçilerini saygıyla anmak zorundayız. Cem Yılmaz, hem bunu yapıyor hem de -çıtayı hayli yükselterek- Yeşilçam geleneğini yaşatıyor.
Cem Yılmaz Türk Sineması'nın vicdanıdır.
Bakınız:
Baştan aşağı nefretle dolu kişilerin sözlerine kanmayınız. Kin, görme kabiliyetini öldürür!
soner yalçın
ufak spoiler içerir.
filme gidilir, ziyan falan değil bir kere onu belirteyim. beklentim biraz düşüktü o yüzden hayal kırıklığına uğramadım. film sonunda mutlu ayrılacağımı biliyordum ama yanaklarım kasılmayacaktı gülmekten, emindim. Öyle de oldu. izlediğim yerli komedilerden beni en çok güldüren ilk 5e giremez. kaliteli bir kadro var, orta yaş üstü seyirciye de hitap edecek bir yapı tutturulmuş. Kesinlikle ali baba ve yedi cüceler, Pek yakında yapımlarındaki aksiyon sahne benzerlikleri var. sürekli tebessümle izliyorsunuz ama sahnelerdeki kahkaha süresi uzun değil. filmden çıktıktan sonra 'lan neye çok gülmüştüm ya?' diye düşünebiliyorsunuz. şarkı performansları olmasa ve eski aktörlere değinilmese ciddi manada çıkmaza girebilirlermiş. Şöyle izah edeyim, Deli aşk diye bir film vardı, adı bile bilinmez. konusu falan çok basit absürt Bir komedi filmi. Bu filmden %100 daha fazla güldürür Ama ne Arif v 216 kadar emek harcanmıştır ne de izlenme kaygısı güder. Sanırım gora ile Arif v 216 arasındaki temel fark cem yılmazın sinema sektörüne bakış açısının nasıl değiştiği aslında. izlenebilme kaygısı.
mesela ali babada karşılıklı Azeri şarkı söyledikleri Ve yabancı dillerle iletişime geçtiği sahnelerde güldüğüm kadar bu filmde bir sahneye gülmedim.
zaten şakalar ya önceki filmlerden bir sahneye, Ya gerçek hayat dokundurmalarına dayanıyor.
Örneğin ozan güvenin kaç yaşındasın sen esprisini o videoyu bilmeyen kişinin anlamasına imkan yok gibi.
oyuncu kadrosuyla alakalı da şunu söylemek istiyorum. Herkes bir projede iyi anlaşabildiği kişilerle beraber olmak ister. çok doğaldır. Fakat bu filmde zafer algöze gerek var mıydı bilmiyorum. karakter komik değil, pekala niye zafer algöz? şerif loyd gibi bir karakter değilse bu adama gerek var mı? buradaki amaç belli. başa dönelim Arif v 216 Son cem yılmaz filmleri içerik zengin olsun, çok kişiye hitap etsin, En çok izlenen olsun gibi kaygıları taşıyor ve tamamen başarı odaklı bir ürün. sözün özü vaktiniz varsa gidin, modunuz düzelecektir.
Örnek; her zaman yolculuğunda arif in don ile çıplak kalması terminatör filmine bir göndermedir.
Mahalle ayaklandığında gelen ikiz kız çocuklar shining filmindeki korkunç ikizlere
Ayhan ışık Sadri alışık esprisi ve 100 bin tl yeşilçama
Merdivenlerden yuvarlanan elma nuri bilge ceylana
—spoiler—
Ne salak salak sorular bunlar ya
Kaç yaşındasın sen?
—spoiler—
Repliği 216 nın ta kendisine
Gora da erşan kuneri isminin esin kaynağı george colooney nin gençlik posterinin o sahnede arka planda olmasından bu filmde erşan kuneri nin ofisindeki poster detaylarına
Zeki müren in mantar topuk ve abartı vatka moda takıntısına gibi komik göndermeler akılda kalan ilklerdir.
5-6 ay sonra tv 8 de tekrar izlenilir ve eminim yahşi batı gibi izledikçe daha çok eğlendirecektir.
Diğer yönden dram ve iğnelemede çoktur. 60 lardaki türkiye nin naifliğinden şu anki yozlaşmışlığa, yeşilçam oyuncularının saygınlığından şimdilerde enes batur denen soytarıların prim yapıldığına...
Say say bitmez.
Küfür etti gülün amk!! Diye gitmeyin filme. Detaylar önemlidir, ancak görebilene...
Herşeyi geçin emeğe saygı (forumlarda dahi imzanızda yazıyordur) verin!
He diyorsanız sen kimsin yarraaaam!! O zaman;
Eksileyebilirsiniz ki yapmışsınızdır; hiçbirine saygınız yoksa; kerem alışığın hayattayken babasından alamadığı helalliği filmde rol gereği de olsa alması ve o gerçekçiliğe saygınız olsun.
Olumsuz tarafı ise şu;
Son 3-4 yılda herkes mizahşör oldu memlekette, instagram twitter vs. Onlarca fenomen var grup var video vs var, bu yüzden cmylmz nin farkı olan o mizah herkeste;
Bir konu belirle, tespit yap, o tespiti alaycı bir ille anlat, varsa hayatından bir örnekle süsle, yoksa uydur bişeyler ve sonucu bağla... güldüğümüz şeyler artık değişti nesille beraber, bu yüzden cem yılmaz eleştiriliyor maalesef...
seda bakan ve çağlar çorumlu gibi filmin gerçek kimyası dışında ki oyuncuları kadroya almak ile bence büyük bir hata yapmış cem yılmaz. aynı zamanda neden 216 karakterini seçtin ki be cem abi komik bir karakter değildi zaten en başından beri. arif v garavel usta olsa eminim daha güzel bir şey çıkardı. ama cem yılmaz zaten goranın devamı gibi yapmamış filmi. iftarlık gazoz tarzı bir görüntüsü vardı filmin. tabi ki filmin güzel bir yanı var, oda farah zeynep abdullah.
ismi arif v 216 olmasına rağmen arif'ten ibaret filmdir. ayrıca yarrak gibi filmdir espriler bile inanılmaz zorlamaydı. buna beğenip güleni idam edin bir şey yapın.
daha önce de söylediğim gibi, cem yılmaz denen o çakal bundan önce yaptığı ali baba , pek yakında , yahşi batı, av mevsimi gibi sikko filmler tutmayınca hemen zamanın en çok tutan filmi olan gora'nın devamını çekti.
bu filme gülmeyenler ya göndermeleri anlamadılar ya da göndermeleri anlasalar bile mizah anlayışları çok daha değişik ve daha başka tip bir espri anlayışından hoşlanıyorlar diye özetlemek mümkün. Fakat bana göre ilk ihtimal çoğunlukta. çünkü yazılan yorumlara şöyle bir baktığınızda ' o ne ya pff olmamış ' tarzı ' snn be slk ' dan hallice yorumlar. cem yılmaz'ın stand up'larını da genelde birikimi olan, göndermeleri, dokundurmaları anlayabilen insanlar komik bulur.
ben cem yılmaz'ı severim ve filmlerini de izlenir bulurum. stand up'larını filmlerine göre daha komik bulurum. sadece bu sefer, sanırım cem bey sosyal medyayı bu filmin pazarlamasında çok fazla kullandığından ötürü büyük bir beklenti ile gittim ve beklediğim kadar güldüğümü ya da izlenir bulduğumu söyleyemeyeceğim. çok fazla güldüğüm sahneler de oldu ama bütünüyle baktığımda biraz daha gülmeyi beklerdim. yine de iyi geldi bu film. uzay, havadaki aksiyon sahneleri, türkçe pop güzellemeleri vb. sahnelerin fazlasıyla uzun tutulduğu kanısındayım. hani tarkan'ı aldık ama aman musti eksik kalmasın, ya kenan da arkadaşım ona da bi selam çakayım derken film 1786 dakikaya uzamış.
sinema dili olarak eleştirilebilir ama bence bir izleyin, şans verin. çok sevebilirsiniz.
sosyal medyada ayça tekindor'un yazdığı yorumu filmi izledikten sonra biraz vicdansızca buldum ama eleştiri nihayetinde eleştiridir ve filmdeki oyunculuğuna bayılsam dahi zafer algöz'ün hala saçma bir çıkış yaptığını düşünmekteyim.
Sosyal medyayı ve gündemi takip etmeyen cem yılmazın önceki arog ve gora ve bir iki filmini izlemeyenlerin bazı mizahları anlamayacağı espriler komik sahneler ve üst üste yapılmış espri combosu güzel akıcı giden sahne oyuncakçı parven gruplara biraz bozuldu farklı yerden gelişebilirdi ama başarılı oyunculuk güzel mizah kahkaha tufanına tutmuyor film fakat 2 saat smile atıyorsunuz ekrana .
bu filme* laf edenler, deliha filmine 16 milyon lira hasılat yaptırmış.
şunu bi anlayın sayın amkoduklarim, herhangi bir sey siz begenmiyorsunuz diye kötü olmaz.