antalya kaleiçi'nde bir güzel sokaktır. Antalya'nın her kesiminden insanını; gencini, yaşlısını, alkoliğini, bağımlısını, çay muhabbeti adamını burada bulursunuz. Uzun ince dar bir sokaktır. Sokakların kenarlarında pansiyonlar vardır. Artık o pansiyonlardaki insanlar rahatsız(!) olmasın diye sesten, sokağın oturulacak yerlerine japon yapıştırıcısı yapıştırmışlar. Kim ne yapıyor bakalım diye de kamera taktırmışlar. Ayıp ulan. antalya'da kime sorsanız bilirdi aralık'ı. Bırakmadılar aralık kültürünü de, yazık oldu. Muhabbet gırlaydı, sigaralar, biralar ortak. Yazık.
adı bile meymenetsiz olan bir ay. kim nerden çıkartıp da yılın 12. ayına böyle bir ismi layık görmüş, anlamak mümkün değil. ne demek aralık? kişiliksiz, kimliksiz, zalim gibi bir şey.
arabanın içinden el sallamak gibidir. huzurludur aralık, korkusu yoktur çünkü herşeyi bilir. hakkıyla ölmek ister, hazırlıkları tamdır, dönüşeceğini bilir. neye dönüşeceğiniyse düşünmez bile. önemli olan aralığın görevinin ölmek olmasıdır. çok güçlü ve durgundur. çok sessiz yerlerde nasıl insanın kulakları ağırlaşırsa öyle. ötenazi hakkını kullanan aydır.