araknofobiye sahip olanlar etrafındakilere delirmiş izlenimi verirler.
çığlıklar atmalar, korkudan başkasının üstüne atlamalar gırladır..
ancak etraftaki örümceğin ölmesiyle huzura kavuşabilirler. naaşını görmeye de katlanamazlar tabi ki..
bir de o bahsi geçen örümceğin ölmemesi ve gözden kaybedilmesi halinde, yani onunla aynı ortamda olduğunu bilmek ama bi şey yapamamak duygusu içlerini kemir kemir kemirir.
bu fobinin, korku sınırlarını aşıp hastalık boyutuna vardığı görülür.
kaynağını yunan mitolojisinden alan, örümcek korkusunu simgeleyen kelimedir.
athena, insanların yaptığı el işlerini, sanatı koruyan tanrıçaydı. hoşgörülü olarak bilinse de bazı durumlarda hiddetini hiç çekinmeden sergilerdi.
arakne adında, el işlerinde hayli yetenekli olan bir kız, sanatıyla o kadar gurur duyardı ki, kendisine sorulduğunda yeteneğinin kaynağının athena' yla hiç bir alakasının olmadığını hatta onun bile kendisiyle boy ölçüşemeyeceğini iddaa ederdi. bunu duyan athena yaşlı bir kadın kılığında kendisine yaklaşır ve kendisiyle bu derece gurur duymasının yarardan çok zarar vereceğini anlatmaya çalışır fakat kız söz dinlemez.
bunun üzerine athena kendi formunu alır ve kızı bir yarışmaya davet eder. ikiside gergef üzerine en iyi işlerini işlerler. athena kendisini sembolize eden bir işleme yapar. arakne ise athena' nın atina' ya hediyesi olan zeytin ağacını işler. açık bir şekilde arakne' nin yaptığı iş daha etkileyicidir. athena bu durumu çekemez ve 'madem bu kadar güzel işliyorsun, hayatın boyunca işlemeye devam et' der ve kızı bir örümceğe çevirir. arakne bütün ömrü boyunca aynı örümcek ağını işlemeye devam eder.
eğer brezilyanın balta girmemiş ormanlarında yaşıyorsanız bu korkunuzun sizi öldürebileceği noktayla tanışırsınız. üstelik korkudan değil açlıktan. zira tarantula yakalıyıp yemek en büyük besin kaynaklarındandır.