anton pavloviç çehov

    76.
  1. "Zaman hızla akıyor...
    -Ne dedin?
    Zaman diyorum, geçiyor..."

    (bkz: Vişne Bahçesi)
    7 ...
  2. 6.
  3. durum öyküsünün gelmiş geçmiş en büyük üstadı.öykülerinde genelde devamlı ve güçlü bir ironi göze çarpar.ama bunu öyle bir şekilde yapar ki üzerinden ironi yaptığı karakterin davranışlarını hiç yorumlamadan kendine has bir bakış açısıyla yansıtır.yani hikayeyi okuduktan sonra hangi karakterin aşağılık,hangisinin ise melek olduğunu anlamazsınız bile.çünkü insanı her yönüyle yansıtır öykülerine ve hem iyi,hem kötü yanlarını gösterir.bu yüzden de gelmiş geçmiş en büyük ustalardan birisidir.

    hem burjuvazinin ikiyüzlülüğüyle,hem de köylünün maddiyata dayanan ve hislere pek yer vermeyen dünyasıyla çok keskin bir şekilde dalga geçer ve bunu da kendi yorumlarını eklemeden yaptığı için de okuyucunun birçok şeyi net bir şekilde görmesini sağlar.öykülerinden en az birini okursanız ne demek istediğimi çok daha iyi anlayabilirsiniz.
    5 ...
  4. 89.
  5. "...En acı ve kırıcı olan şey, bu hayatın acılara karşılık olarak mükafatla sona ermemesi. Operadaki gibi zaferle değil ölümle son bulacak olması..."

    (Altıncı Koğuş - Anton Çehov)
    5 ...
  6. 27.
  7. kime anlatsam kederimi, eserlerinden biridir.

    fakat isme bak lan! ferdi tayfur şarkısı gibi.
    5 ...
  8. 19.
  9. --spoiler--
    "Hayatınızın sonuna kadar yaşamadıkça talihinizden şikâyet etmeyin"
    --spoiler--
    * *
    4 ...
  10. 73.
  11. 51.
  12. Hikaye türünde çehov tarzı denilen bir çığır açmıştır. Olay yerine durum öğesine ağırlık vermiştir. Realizm etkisindedir.
    4 ...
  13. 58.
  14. Anton duy sesimi, senin yüzünden "nikahlı karı olmak mı yoksa metres olmak mı" daha güzel karar veremedik. Ne biçim benzetme o lan.
    (bkz: tıp benim nikahlı karım edebiyat ise metresimdir)
    Ne istiyorsun metres mi olak yani? Te allam ya!
    5 ...
  15. 42.
  16. Hayat seni güldürmüyorsa espriyi anlamadın demektir.

    Anton CEHOV
    4 ...
  17. 21.
  18. "şimdi bir sandığın üzerine oturmuş, ağlıyordu. Ağabeyi kendisiyle oynamak istemiyordu çünkü.
    -ne olur dost olalım şasa.
    anton, titreyen bir sesle tekrarlayıp duruyordu. ama ondan beş yaş büyük agabeyi niyetli görünmüyordu buna "dost olacağımızı kendisi söylemişti oysa..." diye acı acı düşünüyordu anton. Aslında şasa'nın bu dostluktan, oyuncaklarını almak için faydalandığını anlar gibi olmuştu ya, pek de önemsemsemiyordu, ne de olsa birlikte güzel vakit geçiriyorlardı."
    **
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük