eşinizle pazara gitmek yanında eğlence sayılır.
alacağı bir demet maydanoz roka vb biraz sebze meyve ama pazarı ilk önce baştan sona gezer, mallara fiyatlara bakar.
pazarda gördüğü tanıdık arkadaşlarla ayak üstü sohbet muhabbet, sonra tekrar pazarın başına gelir ve alışveriş başlar.
fiyatları gördün, malları gördün be kadın; daha neyi inceleyeceksin sorgulayacaksın da pazarcılarla bu ne kadar, şu kadar olsa olmaz mı, bu yok mu, bu niye böyle falan gereksiz muhabbetler fiyat düşürme muhabbetine ya sabır çekerek elinde poşetlerle eşin tüm tezgaklara uğraması malları incelemesine katlanmak...
bir yandan hırsızı uğursuzu tacizcisi cepcisi falan takip etmek eşini sakınmak, eşin pazarcıyla muhabbet tartışmaya girdiğinde eşin yanında olup eşini yalnız olmadığını pazarcıya göstermek...
pazarcı adam sabahtan akşama kadar yağmur çamur ayaz soğuk sıcak vs altında yüzlerce kişiyle uğraşıyor. adamın ağzından sinirle istemediği söz çıkar başınızı belaya sokar diye eşinizi kontrol altında tutmak ile eşinizin yanında hamallık yapmak...
bunun için evde ne eksikse semt pazarı kurulmadan 1 gün önce migros sanal marketten veya uğrayıp marketten gerekli olanı eşin "yarın pazar vardı, taze taze alırdık" diye çıkışmasına katlanıp alıyorum.
pazara çıktığında gözüm kulağım onda oluyor. zaten bir kere telefonu bir kere çantayı çaldırdı ama hala akıllanmadı. bu ülkede hırsızlık uğursuzluk suç değil, bunu anlamıyor.
marketten aldın diye kafa ütülemesi pazara çıkıldığında yaşanılan stres yanında espri kalıyor.
her hafta giderdik annemle beraber. her defasında bir muz soyup elime verirdi. geçen hafta sonu ben götürdüm annemi pazara. bir muzu soyup eline verdim alzheimer ilerledi ya çocuk gibi oldu.
Pazarlık yapma becerisini geliştirmek suretiyle insanlarla kurulan iletişimin sağlıklı olması hakkında pek bir yorum yapılamaz. Ve kullanıldığınızı asla unutmamalısınız, pazar arabası görevini üstlenmiş bulunmaktasınız. Ayrıca anne açısından bakıldığında "Yaptığın banaysa öğrendiğin kendinedir" şeklinde son nokta konulmuştur.
özlenen eylemdir. bi de salak gibi itiraz ederdim ah ah.
sabahın köründe mis gibi taptaze meyve sebzelerin arasında çılgınlar gibi koşturan, canımın çektiği pahalı bir şeyi 100 gram da olsa alan bir anneyle pazara gitmek ne de güzeldi.
tam bir işkencedir. hele o poşetleri bir aşağı bir yukarı taşımak yok mu. insanı bitirir.
işkencedir. ağlatır. ciddiyim ağlatır. bir de pazarda arkadaşlarınıza rastladınız mı rezil olduğunuz resmen belli olur.