akabinde yokluğunun ne kadar acı verici olduğunu hatırlatan özlem çeşididir. Hele de yüzlerce kilometre uzaktaysan ve yılın günlerinin büyük çoğunluğunu ondan uzak geçiriyorsan. Dahası bir de üstüne üstük köpek gibi yalnızsan onun yokluğunun geleceği günü düşünmek insana en büyük acıyı yaşatır.
Bilmiyorum belki de bu yüzden aile kurup çoluğa çocuğa karışmak önemlidir. Anne sevgisinin son bulacağı güne hazırlanabilmek ve başka sevgilerle onun koşulsuz sevgisini bastırmaya çalışabilmek için.
39 derece ateşle yurt köşelernde kıvranırken bir an önce yanında olmak için dualar ettğiniz kendisi de sizi düşünmekten uzaklarda kıvranan dünyada sizi karşılıksız kocaman bir sevgiyle sevebilecek tek kişi.
durup durup aklinizdan gecer o degilde ben annemi cok ozledim dersiniz kendi kendinize. dayanamaz her firsatta telefon acarsiniz ama bir turlu ben ozledim diyemezsiniz, hem demeyin zaten uzulur sonra...
çaresiz kalınca ve seni kollayan kalmayında duyulan en acı histir. ne kadar sert görüksede ve ne kadar kaba olsada insan daima bu özlemi içinde taşır çünkü daima onu karşılıksız seven ve bu sevgide hiç çıkar aramayan tek varlıktır anne.
keşke of çekmek onu özlemek birşeylere yarasa.
özlemlerin karşılığında birşeyler beklemek ve beklentilerin hep boşa çıkması bunun sonucunda oluşan hayal kırıklıkları.
insanı iki arada bırakan hadise duygusal olsan kötü , mantıklı olsan yine kötü.
sonuç: bu özlemin hiçbir ilacı yok.
sabah uyanip odasina dogru yürümek yatagin bo$ oldugunu farkedip geri dönmekmi$.uzun bi süre sizi öpmeyecek bilmekmi$.
saçlariyla oynayamamakmi$.
duymak istemekmi$ sesini.
sabahlari kahvalti hazirlamasini beklemekmi$.
"odami toplar misin?" diyebileceginiz birini bulamamakmi$.
sizi ne yaparsaniz yapin sevecek birinin uzakta olmasini bilmek,üzülmekmi$.
telefon açmakmi$..telefonu me$gul oldugunda merak etmekmi$.
"ke$ke yanimda olabilsen" demekmi$..
anne evdeyken farkedilemeyen, anne eve gelince biten bi $eymi$.
ba$ka kimsenin özlemiyle ölçülemezmi$.
once sol framedeki baslik, sonrasinda okudugum kirk kusur entry ve bogazimdaki unlu yumruk, ne kadar ozlemisim.... aylar oldu gormeyeli, sadece telefonda duydugum sesi, essek kadar adam olmusum hala beni merak ediyor.
niye onu birakip buralara geldin, ne oldu, ne kazandin, bir annenin evladinin sadece iyiligini isteyecegini neden bu kadar gec ogrendin?
sanki bin yil yasayacaksin dimi? kac tane omrun var?
hicbirseyin eskisi gibi olamiyacagi gercegi hancer gibi batiyor kalbine di mi?
affet beni anne, seni cok ozledim, evet agliyorum...
ah be anneciğim! ne sevgilim senin gibi bana bakıyor, ne hiç bir lokanta senın yemeklerini yapıyor. ne de hıç bir ev içinde sen olmayınca ev gibi oluyor, otel odası olmaktan öteye geçemıyor.
ah be anneciğim eğer evlenmezsem sebebı sen olacaksın. sebebı sen olacaksın tukenen ılıskılerımın cunku hıc bır kadın, hayatıma gıren hıç bır kadın senın gıbı olmadı. tam da hepsını sana benzetmeye çalışırken...
mide ile karın arasındaki bölgede kendisini size hatırlatan duygudur. bu duygu ile sarıp sarmalandığınızda burnunuzun direği sızlar.
en son telefon konuşmanız gelir aklınıza. aranızdaki bilinen ama karşılıklı ve bilinçli olarak birbirinize yansıtılmaktan kaçındığınız özlem duygusu alev olur yakar sizi.
sonra gözlerde bulutlar yerini alır, kendinizi güçsüz ve yapayalnız hissedersiniz. keşke yanınızda olsa da; "çöpler dökülecek" diye bağırsadır.
sonra sorarsınız kendinize;
"insanoğlunun, kendisinden başka bir insana bu kadar yoğun duygular beslemesi nasıl olabiliyor?" diye.