sizi doğurmuş olmasıyla dünyaya gelme nedeninizi teşkil edip kafadan diğerlerine karşı 1-0 öne geçmiş olması ve zamanla artarak gelişen alışkanlıktır. bağımlılığı kötüdür.
"sebebe değil, hatırlamaya ihtiyacımız var, sevginin sebebi yoktur" denilebilecek başlık.
- msn de 3 saat tartışılıp, mancınıklarla ithamlar fırlatıldıktan sonra, iflah olmaz mustang inden çıkan "artık hiç-bir-şey konuşmak istemiyorum" sözünün üstüne "tamam aşkım, ben seni hayatım pahasına seviyom" cevabının alındığı anlar.
- büyüme döneminizde çok zor olsanız da, bazen bazı şeyleri bilerek, sırf incitmek için yapsanız da size katlandığı zamanlar (ve yıllar sonra bunların hatırlandığı, şakasının döndüğü zamanlar)
- dibe vurduğunuz, başarısızlık üzerine başarısızlık yaşadığınız, kendinizden vazgeçtiğinizde bile sizden vazgeçmediği, bunu gayet iyi bildiğiniz anlar, bunu bildiğiniz için daha çabuk toparlandığınız, onun maddi-manevi desteğini hissettiğiniz zamanlar.
- size dönüp rastgele bişey için size gülümsediği zamanlar.
- "sen benim en iyi arkadaşımsın" sözünü duyduğunuz zamanlar.
- yeri geldiğinde elini beline dayayıp, "senin arkadaşın değil, annenim" dediği zamanlar. *
- sabaha karşı gelip tısır tısır yanınıza yattığı zamanlar.
- tanrının onu yanlışlıkla buraya (cennet yerine dünyaya) yolladığını düşündüğünüz, şükretiğiniz zamanlar.
(bkz: daha neler yazılırdı buraya...)
en içten sevilen kişi olması
sizden hiç bir zaman hiç bişey beklemeden hep sizi desteklemesi,
her ne durumda olursanız olun onun gibi sizi sevecek kimsenin olmaması
tabii böylecede üzerinizde hakkının çok ama çok büyük olması ki ödenmesi muhtemel değildir."cennet annelerin ayakları altındadır." hadisi
karşılıksız sevgisi
kokusu
gülüşü
anlayışı
sürekli içine atlet giydin mi sorusu. (bazen bunaltıcı olabiliyor evet ama başka kim hiç bıkmadan bu soruyu sorar, cevabı bilmesine rağmen)
ana yüreğiyle karşılaşmamış insanı pek fazla duygulandırmayan sebeplerdir. hele ki kaybetme korkusuyla tanışırsanız... işte o an bütün nedenler kayboluverir. nasıl ki "niçin yaşıyoruz?" sorusunun cevabı yoksa, "anneni niçin seviyorsun?" sorusunun da cevabı artık yoktur o dakikadan sonra.
nedene gerek yoktur,bu içgüdüsel bir şeydir.fedakarlık yapmasa bile,hatta yüzünü dahi görmemiş olsanızda "anne"nin telafuzu bile başkadır.sizi anlamadığını,yok saydığını,hayatınıza dair bir şeyler yapmanızı engellediğini de düşünseniz ona olan kızgınlık bir şekilde geçer.en kolay affedilesi varlıktır hayatınızda.onun açtığı yaralar en çok sızlayanlardır ve bu sızıya yalnızca o son verebilir,başkası değil.