Bir erkeğin hediye edebileceği en güzel sıfat.
Algı sorunu olanlar için mecburi edit:
Dikkat et lütfen! Hediye edebileceği diyorum. Bundan başka önemli şey yok diyorum. Anne olmak için mecburen bir erkek spermi lazım diyorum.
Kime diyorum?
Kafanı örgü işlerinden kaldır da biraz algılamayı öğren diyorum.
Beynin yumak gibi olmuş diyorum.
Anlıyor musun?
Sanmam.
Birkaç kere olmayı planladığım şey. Çok çocuklu ev iyidir ya. Ben tek büyüdüm, çok sıkıcı. Oysa ki Kalabalık öyle mi... Cıvıl cıvıl bir ev.. Koridorda koşturan çocuklar filan.. Bir yandan çok riskli, evet böyle bir dünyaya çocuk getirmek. Savaş, açlık, susuzluk.. Önümüz kötü. Diğer yandan sırf dünya bu kadar boktan diye niye böylesine güzel bir duygudan mahrum bırakayım kendimi? Onun yerine şartları iyileştirip onlar için güzel imkanlar hazırlamak daha mantıklı gibi.
Edit: evet yengeç burcuyum. Mecazı geçin, gerçek anlamda Doğmamış çocuğa don biçmek tam olarak bu burç kadınını anlatıyor.
kadınlar, asırlardır kutsal annelik masalıyla uyuturlar, hatta komaya sokulurlar.
toplum, kadını kolektif bir hipnoz marifetiyle, hayatın gerçeklerinden ustalıkla koparıp kalın bir zincirle rahminden ve kalbinden annelik hülyalarına sıkı sıkı bağlar.
içerisinde müthiş tezatlar barındıran olgu.
öncelikle kabul ediyorum, tabi ki anne olmak dünyadaki en kutsal ve en uç nokta durum. öyle ki, anne olmadan anlayamasam da rüyalarımda gördüğüm ve etkisini günlerce atlatamadığım üzere, o savunmasız varlığı koruma içgüdüsü ve size sarıldığında kalbinizi kaplayan o sıcacık his, sözle tarif edilemeyecek düzeyde. bu tamamen kadının doğası kaynaklı bir durum.
öte yandan, böylesine kutsal bir sevgi, nasıl oluyor da yaşarken ve ölürken canı yanacak bir bireyi dünyaya getirmeye engel olmuyor. onu en çok anne korumak isterken, en büyük kötülüğü de anne yapıyor.
sanırım bu noktada insanın bencilliği ve içerisinde kendisine baskı yapan karşı konulamaz isteklere daha fazla direnememesi devreye giriyor.
nazan bekiroğlunun la sonsuzluk hecesi adlı kitabında cennetten çıkan 3 duygudan biri olduğu söylenir. eğer bu dünyada yaşamazsam cennette yaşamak istediğim tek duygu.
baba olmakla arasında kalın bir çizgi vardır anne olmanın. allah biz kadınlara bu iç güdüyü çok küçük yaşlarda vermiştir bu yüzden erkeklerin anlayamadıkları ve asla anlayamayacakları ve hep şikayet edecekleri ' ince düşünmek, duygusal olmak,koruma kollama, sokakta bir cocuk görse öpme kucağa alma, her şeyin önce en kötüsünü düşünme, sahiplenmek gibi davranışlar cıkartmıştır bizlerde. oysa babalık sonradan kazanılan bir şeydir. baba olmayan gerçekten hiç bir şekilde anlayamaz ne demek olduğunu nasıl hissedildiğini.. kısaca rabbim her isteyene versin bir evlat dünyayı güzelleştirecek olan annelerdir onların sevgileri ve dualarıdır.
Annelerin surekli soyledigi anne olunca anlarsin lafinin hakkini verirsin. Cekilen onca sanciya deger o minigi kucagina almak. O an hersey bitti huzurun zirvesindeyim diye dusunurken uykusuz geceler,aglamalar baslar. Anlarsin ki hersey daha yeni basliyor aslinda ama yine de onun bir gulucugune bir nefesine dunyalari verirsin. Annelerin kiymetini bilin kisaca.
Bir kadın olarak, bir dişi olarak tatmak istediğim en büyük duygu annelik duygusu. Dünyaya bir daha gelsen erkek mi olmak istersin kadın mı deseler sırf bunun için tekrar kadın olmak isterdim. Biz annemizi bu kadar çok severken kim bilir annelerimiz bizi ne kadar çok seviyor. Kendinden bir parçayı içinde büyütüp dokuz ay sonra kucağına almak nasıl bir duygu, onu koklamak nasıl bir duygu, gözlerine bakmak nasıl bir duygu, sevdiğin adamla kendinin bir parçasını büyütmek nasıl bir duygu ? Umarım bir gün bu duyguları yaşamak nasip olur. Beni her halimle seven, bana katlanabilen annem seni çok seviyorum. Yanımda olduğun için binlerce kez şükürler olsun.
teyze olduktan sonra yaşamak istediğim duygudur . o minicik ellerini görüp öpüp koklamak dünyanın en güzel duygusu,kendim hissetsem nasıl olur hayal bile edemiyorum.
allahtan dilerim bana da nasip etsin.