Az önce filmini izleme şereflerine nail oldum. Bir önincelemeyle çok değerli bir yapıt olduğunu düşündüğüm esere halihazırda okuduğum bir kitap bulunduğu için filmiyle başladım ve açıkçası pek bir şey anlamadım. Filmin tamamı bir sette anlatılmaya çalışılmış muhtemelen. Bir bunu kapabildim; iş artık okumaya kaldı.
Okuduğum ilk ciddi kitaptı diyebilirim. 9 yaşında idim. Tüm ciltleri ile toplam 4-5 ayda bitirmiştim. Öğretmenim ve benden yaşça büyük olanların "bu ne lan, bunu sen anlayamazsın daha" demelerini duydum.
Ne oldu biliyor musunuz? Gerçekten anlayamadım. Ama o ve onun gibi anlayamadığım kitapları okumaya devam ettim. Büyüdükçe kafamda yığın halinde duran bu kitaplar kendiliğinden anlamlı hale geldiler, anladım.
lev tolstoy'un önemli eserlerinden biridir. dünya klasikleri arasındadır. aşk-mutluluk kavramlarının bazen "ikilem" bazen "ikilik" bazen de "çift" olduğunu anlatır.
Kitabı okurken baya sıkıcı gelebilir ama bitirdikten bir müddet sonra başka bir kitaba başlandığında bu kitabın değeri anlaşılır. Mükemmel bir roman tekniği, okuyucuyu hiç bunaltmıyor ve bazı romanlar gibi (*) olaydan olaya atlayıp kafa karıştırmıyor.
Anna karakterinden nefret etmemek elde değil gerçekten. Kitap boyunca ettiğim küfürlerin haddi hesabı yok bu karaktersiz karaktere. "Ama bir yerde haklı yhaaa .s" tiplerine de girmeyeceğim. Ulan hangi hak evli bir kadının sevgilisi uğruna küçük oğlunu bile terk etmesini söyler?
büyük yazar fyodor mihalovic dostoyevski'nin yazdığı muhteşem eser. bir de bu romandaki anna karenina kadar da başka orospu karakter görmedim. raskolnikov ile italya'ya kaçacak ne vardı ? kocanı hiç mi düşünmedin ?