olum la ve bebe kelimelerini işemekle aynı oranda kullanma zorunluluğudur. oyun havası dinlemek, yılda bir kere de olsa pavyona gitmek, arabanın içinde bira içmektir.
sakarya da şöyle bir dolanmak, kurtuluşa doğru bir turlayıp dondurma almaktır. paralandığuında 7. caddeye gitmek, hayvanat bahçesine çocukları götürmek, sincanı sevmektir. en güzeli de kar yağınca mangalı alıp gölbaşına gitmektir...
heralde iyi bişeydir. bir de oralı sanılmak vardır. çangırıyı bilmeyenler tarafından daha çok. ilçesi yapın da siz de gurtulun biz de gurtulak, ha angara ha çangırı ne de olsa...
bürokrasinin ve havanın soğukluğuna rağmen sebepsiz sevebilmek, uzaklaştığında özlemek demektir.
ayrıca oyun havası dinlemediğin halde bazılarının nakaratlarını ezbere bilmektir.
o trenden ankara ya adım atıp havayı içinize çektiğiniz an yaşanılan huzurdur. Gardan çıkıp gençlik parkını gördüğünüz an yüzünüz de oluşan tebessümdür. Kızılayda yürürken anılarınızı hatırlayıp gözlerinizin dolması belki de. Memleket işte.