gözlerini açmaktır karlı bir kış sabahı rüzgarlı caddelerine ankaranın..bir kere bağlanıp da taşına toprağına..onsuz olamamaktır..
beni büyüten şehirdir ankara..üzerimde emeği vardır...anılarımı saklar sokaklarında,yıpranmış kaldırım taşlarında..
ve başka insanların hatıralarını da...bıkmadan usanmadan..
albüm misalidir ankara..
ya da zamana direnen bir fotoğraf karesi...
serttir,cesurdur..bir zamanlar yağan yağmurunda yürümeyi özlediğim yuvamdır ankara..
her daim dumanlıdır başı..efkarlıdır yüreği..sen dibine kadar mutlu olsan da canı istemezse uymaz sana..
tatlı bir melankoli vardır rüzfgarlarında..
sis çöker bazen sokaklarına,gri binalarına..sis kaplı yorgun düşüncelerini salıp da ankaranın dumanlı yollarına..özgürce yürümenin zevkini yaşamaktır ankarayı sevmek..pencerelerden görünen manzaralardadır ankaranın yüzleri..maskesiz yaşayamayan bir palyaço misali..nedendir bu kaçış neden gizler kendini bilmem..ama yurt penceresinden başka,otobüs penceresinden bambaşkadır..
ankarayı sevmek bunalıp da zaman zaman üç kuruşluk hayattan..ışıklarını yüreğimize yansıtan sokak lambalarına göz kırpıp mutlu olmaktır..
seyyar satıcıların eksik olmadığı,kızılayın ara sokaklarını kaç kere adımladığını hatırlamamak,ve hala kendini yollarına vurmaktır..
başbaşa kaldığında anılarınla
yalnızlığını paylaşacağın bir şehre sahip olmaktır.
kocamaaan bir şehre..sadece sana ait olan..
gerçekte senin olup olmadığını sorgulamadan.
yüreğini ankaraya salmaktır..
düzeni, monotonluğu, akşam 5 dedimi kaçışan insanları, kuyruğa girmeyi, su biriken yollarda arabalar tarafından ıslatılmayı, bitmek bilmeyen alt geçit üst geçit çalışmalarına rastlamayı, kızılaydan başka meydan olmayışını, lojman griliğini, asfaltı şerit çizgisi olmayan yolları, yapay gölleri sevmektir. kısacası sonradan uydurulmuş bir düzeni sevmektir.
imgeleşmiş anılar tablosunda
kalplerde hep bir ankara,
özlenen mazinin ışıklı yollarında
kalplerde hep bir ankara,
nefretin sevgiyle kesiştiği noktada
kalplerde hep bir ankara...
kışın yağan karın üzerine doğan güneştir ankara'yı sevmek. metroya büfeden alınan indirimli egoyla binmektir. zaman zaman melih gökçek'e sövmektir. atatürk'e aynı topraklarda olduğunu bilmektir. sıcak bir güne uyanıp akşamına üşümektir.
(bkz: belki de mecburiyetten seviyorumdur)
(bkz: kendimi mi kandırıyorum acaba)
bir kaç ay önce bir arkadaşıma ben ankara'yı sevmiyorum dediğimde bana ankara'ya dışarıdan gelen kimse ankara'yı sevmiyor demişti. ankaraya nereden geldin diye soracak olursanız diyarbakır'dan gelmiştim ve 7-8 yıldır bu şehirde yaşıyorum. diyarbakır ise benim için güzel bir şehirdi en azından insanları dürüst kişilerdi.
ankaralı olmayan herhangi bir kişi tarafından garip karşılanandır.
Çok severim, çok özlerim. elimden gelen her fırsatta gitsem dâhi yetmez. orada büyümedim, oralı değilim, orada uzun süre yaşamadım ama güzel benim gözümde.
Çıkarsız sevmeyi öğrenmenin en güzel yolu, Ankara.