yok lan, melih'e bayıldığımdan değil, hiç olmazsa kendi reklamını yapan bi belediye başkanı olmasından. posterle falan bile olsa, adam "ben buradayım" imajını veriyor.
halbuki izmir'de öyle mi? bizim başkanı gören duyan yok. napar, ne eder bilen yok. vefat etse, altı ay kimsenin haberi olmaz...
güzel ülkemizin vasat şehirlerinden biri olan dörtte ikisi betonlarla, dörtte biri simit saraylarıyla geri kalan kısmı ise melih gökçek posterleriyle çevrili, başkent olduğu rivayet edilen ankara mahlaslı şehirdeki melih gökçek posterleridir.
evet arkadaşlar bir önceki başlığım olan ankarada simit sarayından başka bir şeyin olmaması başlığında da belirttiğim gibi birkaç gün önce güzide ülkemizin vasat şehirlerinden biri olan, dörtte ikisi beton, dörtte biri simitçi geri kalan kısmı ise bozkır ve melih gökçek posterlerinden oluşan ankara mahlaslı şehirde kısa bir süreliğine ikamet etmem gerekti.
izmir-ankara arası uçuşum çok güzel geçmişti. ankara esenboğa havalimanına indiğimde ise beni karşılayan özel arabamla birkaç günlüğüne ikamet edecek olduğum başkent öğretmen evine doğru yola koyuldum. yolda dikkatimi çeken şeyler ise şehrin yarısının beton, dörtte birinin simitçi geri kalan kısmının ise melih gökçek posterleri ve bozkırlardan oluşmasıydı. inanır mısınız bilmiyorum ama yol boyunca gördüğüm melih gökçek posterlerini saymaya matematiğim yetmedi, bir an için kendimi melih gökçektarafındankestanesi çizilmiş bir oğlan gibi hissettim fakat buna rağmen yol boyunca önüme çıkan melih gökçek posterlerinin ardı arkası kesilmiyordu! en başlarda bu durumdan korksam da zamanla bu posterler melih gökçek'e karşı olan sevgimi sonsuz evrenin içine açılan uçsuz bucaksız bir dehlizin içindeki ırmağa duyulan sevgi boyutuna çıkarmıştı. şoförümden her ne kadar aracı karizmatik lider melih gökçek'in posterlerinden birinin yanına çekmesini söylesem de beni dinlemedi ve bu istek içimde bir ukte olarak kaldı ve şuan izmir'de bilgisayarımın başında size bu hikayemi anlatıyorum, yaralıyım dostlar!