seni spartacus olarak tanımıştık. efsane bir dizi olacağı belliydi. ilk sezonu bitti ve senin hasta olduğunu öğrendik. hatta ismini ondan sonra dikkat ettik.
sonra dediler ki, iyileşiyor. yeni sezonda kadroda olacak. ama olmadı!
sensiz devam ettik.
bugün seninle başlayan spartacus bitti. efsane dizinin efsane oyuncusu olarak hatırlayacağız hep seni.
--spoiler--
spartacus war of the damned finalinin, son jeneriğinde "i'am spartacus" diye bağırdığı sahne gösterildiğinde ölümünün acısının hala ne kadar taze olduğunu hissettirmiştir.
--spoiler--
ölüm her zaman erkendir, kimseye yakışmaz ama bu adama hiç yakışmadı. yokluğu hep hissedilecek, hep hatırlanacak, hep özlenecek...
kariyerinin zirvesinde hayata gözlerini yummuş olan büyük oyuncu... ulan o kadar seviyordum ki adamı öldüğünde benden bi parça kopmuştu sanki ya. yas tutmuştum bi süre. o hayat sevinciyle, o sempatisiyle bu yaşta ölmeyi hak etmiyordu. şimdi dizide tabi ki bir boşluk var ama şöyle de bir sorun var adamlar andy yerine gelebilecek en iyi spartacusu bulmuşlar haklarını vermek lazım. kim gelirse gelsin sırıtacaktı ki bazı izleyenler öyle bir tepki veriyor ki sanki andy atıldı kadrodan. uzatmamak lazım tabi ki gözler onu arıyor, herkes özlem içinde ama......
spartacus blood and sand dizisinde, eşini ve en yakın arkadaşını kollarında kaybeden, pisliğin dibinde ezilip, çektiği acılara rağmen küllerinden yeniden doğan özgürlük savaşçısı spartacus rolüyle gönülleri fethetmiş başarılı oyuncudur. oynadığı sezonu kaçıncıya izliyorum sayısını unuttum. iki çocuk babası olarak biliyoruz. spartacus olarak tanıyoruz. tam dünyaca tanınmış bir oyuncu olmuşken genç yaşta kanser hastalığına yenilip hayatını kaybetmiş oluşuyla tanıyoruz. bunlar da insanın üzülmesine yetiyor. toprağı bol olsun. insan demeden de geçemiyor. hay şansını s.keyim.
bu adamı birçok insan gibi spartacusle tanımıştım, kanser mevzusunu bilmiyordum, spartacusün ilk sezonunu bitirdim, internette 2. sezon ile ilgili haberler arıyordum.
bu arada, bu adamı o kadar sevmiştim ki, yani kapımı çalsa gelse, çay koyayım geç derdim. neden geldin bile demezdim.
bir o bir de lugano, hayatımda bu iki insanı tanımadan sevdiğim kadar, tanıyıpta sevemediklerim var. siz hesap edin.
herneyse, 2. sezon haberlerinde, oynayamayabileceği söyleniyordu yavaş yavaş. hem de neden? kanserden.
kaldıramadım.
hiç bir yakınımı kanserden kaybetmedim, kanser süreçlerinde kimsenin çok yakınında olmadım, o yüzden nemenem bir hastalık, tam alamıyordu aklım.
andy ile anladım ben de...
bir yaz sabahı, şeytanın dürtüşüyle uyandım, sabah serini vuruyordu camdan, saat 5 ila 6 arasıydı. o uyku mahmurluğu ile nedendir bilinmez, telefonumdan facebooka girdim, yarım saat önce yüklenen haberi aldım. çocuklarını düşündüm, görmüştüm internette, dünyalar tatlısı, ağzında emzik olan kızını hatırladım.
babasız büyüyen biri için, uykunun kaçmasına yetmişti.
gece gece geldi yine aklıma, izlediğim her spartacus bölümünden sonra geliyor aslında. ah ulan diyorum, michael jackson nasıl seivliyorsa herkes tarafından, aynen öyle oldun be dostum. dünyada bu kadar yaşamayı haketmeyen varken, sen kalbimizde yara oldun. yazdıklarımı aşağılacaklar olacaktır, haksız da sayılmazlar. belki aynı kıtada bile hiç bulunmadık senle. ama çok sevdim hacı ben seni.
şimdi, arkandan yapılan " ne güzel adamdı " temalı röportajları izliyorum ve sadece çocukların geliyor gözümün önüne.
O'nun her insanda bulunmayan arkadaşlık, dostluk ve sadakat duygularımızı gözden geçirmemizi sağlaması çok hoştu. O bu dünyadan gelip geçerken bir çok insanın eksilenmesine sebep olmuştur kanımca.
güneşli bir avusturalya sabahında karısının kollarında huzurlu bir şekilde öldüğünü öğrenmemle içimin bir nebze rahatladığı yüzü güzel kendisi güzel aktör.
karakterle o kadar özdeşleşmiştir ki, yerine kim gelirse gelsin boşluğunu dolduramayacak gibi gelir insana. halbuki yalnızca bir sezon oynamıştır dizide.
karizması karşısında önünde eğildimiz abimiz. daha fazla yaşasaydı keşke bunu ünlü olduğu için değil dizinin tadının kaçtığı için söylüyorum. bu adam varken dizisi bir başkaydı.
çoğu kişinin benim gibi spartacus izlerken kanser olduğundan haberdar olmayan oyuncu. ama diyordum hep içten içe "lan bu adam gerçekten bir şeyler için savaşıyor sanki" diye. ah ulan ah! ciddi ciddi üzüldüm diyorum bak. heath ledger için de böyle üzüldüm. o kadar gereksiz, gerizekalı oyuncu insan var onlar ölsün amk. şu görüntüler ile karşılaşınca tekrar üzüldüm.
(bkz:
"...Madem îman gibi hadsiz derecede kıymetdar bir nimet bizde vardır; ihtiyarlık da hoştur, hastalık da hoştur, vefat da hoştur. Nâhoş birşey varsa; o da günahtır, sefahettir, bid'atlardır, dalâlettir..."
"...işte bu hâlette vaziyetime baktım ki; medâr-ı ezvak olan gençlik gidiyor, menşe-i ahzan olan ihtiyarlık yerine geliyor. Ve gâyet parlak ve nuranî hayat gidiyor; zâhirî karanlıklı dehşetli ölüm, yerine gelmeye hazırlanıyor. Ve o çok sevimli ve daimî zannedilen ve gafillerin maşukası olan dünya, pek sür'atle zevale kavuşuyor gördüm. Kendi kendimi aldatmak ve yine başımı gaflete sokmak için, istanbul'da haddimden çok fazla gördüğüm makam-ı içtimaînin ezvakına baktım, hiçbir faidesi olmadı. Bütün onların teveccühü, iltifatı, tesellileri; yakınımda olan kabir kapısına kadar gelebilir, orada söner. Ve şöhretperestlerin bir gaye-i hayali olan şan ü şerefin süslü perdesi altında sakil bir riya, soğuk bir hodfüruşluk, muvakkat bir sersemlik suretinde gördüğümden, anladım ki; beni şimdiye kadar aldatan bu işler, hiçbir teselli veremez ve onlarda hiçbir nur yok. Yine tam uyanmak için, Kur'anın semavî dersini işitmek üzere, yine Bayezid Câmiindeki hâfızları dinlemeye başladım...." lemalar.
spartacüs'ü her açtığımda hatırlayıp üzüldüğüm insan. harika bir oyuncuydu. ama anasını siktiğimin kanseri onu aldı ve götürdü buralardan. her ölüme üzülürüm * ama kanser adı verilen lanet hastalığın alıp götürdüğü insanlara çok çok daha büyük üzülürüm. kinim ikiye, üçe, bine katlanır bir insanın ölüm sebebinin kanser olduğunu öğrendiğimde. böyle değerli insanları eritmesi, her geçen gün bize işkence çektiriyor. nefes alarak eritiyor bizleri.