american beauty

entry142 galeri32 video1
    75.
  1. aslında diğerlerine göre kat be kat normal olan bir adamın hikayesi.
    mutsuz,neşesiz bir eş,huzursuz,güvensiz bir çocuk ve sorunlu bir çevre. sonucunda anormal gözüken ama bunun nedeninin dışsal faktörler olan, karısının ve kızının gözünde her zaman kaybetmeye mahkum bir baba.

    filmden aklımda kalan sözler ve filme dair notlar:

    -hemen hemen her sahnede arka planda görünen, göz alıcı renkte kırmızı gül yaprakları.
    -uçuşan bir balon.aslında tüm filmin özeti.
    kar yağışına dakikalar kalan günlerden biriydi.
    hava elektrik yüklüydü,neredeyse duyabiliyordum.
    ve bu torba oradaydı.benimle dans ediyordu. onunla oynamam için yalvaran küçük bir çocuk gibi..
    15 dakika için..
    işte o gün farkettim;
    her şeyin altında hayat vardı.
    ..iyilik dolu ve inanılmaz bir güç.
    korkmak için hiç bir neden olmadığına inanmamı istiyordu.
    hem de hiç.bu video bir bahane biliyorum.. ama hatırlamama yardımcı oluyor. hatırlamaya ihtiyacım var.

    bence filmdeki 15 dakika oynamak için yalvaran torba lester'ın ta kendisiydi.her şeye rağmen oynamak için.

    ölmeden önce ki son saniyede tüm hayatın gözünün önünden geçermiş.
    her şeyden önce,o bir saniye saniye falan değil.bir zaman okyanusu gibi sonsuza dek akıp gidiyor.
    sanırın başıma gelen şey için fena halde kızabilirdim..ama dünyada bunca güzellik varken kızgın kalmak oldukça zor.
    bazen hepsini bir anda görüyormuşum gibi geliyor ve bu çok fazla..kalbim patlamaya hazır bir balon gibi doluyor.sonra sakinleşmeyi hatırlıyorum.
    tutunmaya çalışmaktan vazgeçmeyi.o zamn yağmur gibi üstümden akıp geçiyor.ve sonsuz bir nminnet duyuyorum.küçük aptal haytımın her anı için.eminim neden bahsettiğim hakkında hiçi bir fikriniz yok .
    ama merak etmeyin.
    bir gün anlayacaksınız.

    işte lester bu gün anladım.
    3 ...
  2. 76.
  3. ayrıca,
    "gerçekleri inkar etmenin gücünü asla hafife almayın."

    sözünü beynime kazımış film.
    1 ...
  4. 77.
  5. 78.
  6. ''Ölmeden önceki son saniyede tüm hayatın gözünün önünden geçermiş... Her şeyden önce o bir saniye, saniye falan değil. Bir zaman okyanusu gibi, sonsuza dek uzayıp gidiyor. Benim için, izci kampında sırt üstü uzanıp kayan yıldızları seyretmekti.. Sokağımızdaki ağaçların sarı yapraklarıydı. Büyükannemin elleri ve parşömene benzeyen derisiydi ve kuzenim Tony'nin gıcır gıcır Firebird'ünü ilk görüşümdü. Ve Janie ve Janie ve Carolyn. Sanırım başıma gelen şey için fena halde kızabilirdim... Ama dünyada bunca güzellik varken kızgın kalmak oldukça zor. Bazen hepsini bir anda görüyormuşum gibi geliyor ve bu çok fazla.. Kalbim, patlamaya hazır bir balon gibi doluyor. Sonra sakinleşmeyi hatırlıyorum... Tutunmaya çalışmaktan vazgeçmeyi. O zaman yağmur gibi üstümden akıp geçiyor. Ve sonsuz bir minnet duyuyorum. Küçük, aptal hayatımın her bir anı için. Eminim neden bahsettiğim hakkında hiçbir fikriniz yok. Ama merak etmeyin. Bir gün anlayacaksınız...''

    Konusuyla her zaman ilgimi çeken filmlerden bir tanesi olmuştur. Şahsımı fazlasıyla da tatmin ederek izlediğim her saniyeye değdiğini kanıtlamış bir yapım.. Birkaç kişinin üzerinden konuyu gayet iyi toparlayan ve bunu kurguya mükemmel aktaran bir yapısı var. Tabii ki bunu çeşitli argümanlarla başarıyor. Anlatım şekli ve sahne çekimleri de inanılmaz. Gerçekten film izliyorum duygusuna kapılıyorsunuz..

    Amerikan aile yapısını güzel bir anlatım şekli ile çok çok sert eleştiren bir yapım. Herkesin hoşlanacağı tarzda bir film değil kesinlikle. Bunu da fazla ağır bir üsluba bağlayabiliriz. Aile bireylerinin kopukluğu, vurdumduymazlıkları çok iyi yansıtılmış. Evlilik üzerine de çeşitli yorumlar getiriyor kendince film. Evliliğin bazıları için hangi amaçla gerçekleştiğini açıklıyor. ''Ne kadar normal olduğumuzu göstermek için evlendik.'' sözü de jenerikliktir. insanı kendi kendine sık sık sorgulatmayı başarır. Filmi izleyip başta sadece 'sapık' bir film tabiri yapıştırabilirsiniz. Bunu yaparsınız doğaldır, çünkü düşünmezsiniz. Biraz düşünseniz her karakterin içinde ayrı fırtınalar koptuğunu görürsünüz. Müthiş bir filmdir.. Mutlaka izleyin. Ama gözünüzü seveyim ana fikrine iyi odaklanın. Bu filme sadece ergenlerin sapıklığını anlatıyor diyenler, Léon filmi için sübyancılığı simgeliyor diyenlerle aynı kafadalar.
    1 ...
  7. 79.
  8. alan ball'ın senaryosunu yazdığı! sam mandes'in yönettiği! kevin spacey'nin yardırdığı üstüne oscar'da en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandığı über ötesi film. insanları intihara sürükleyebilecek derinlikte senaryoya kurguya ve oyunculuğa sahip! fight club severlerin de muhakkak izlemesi gereken bir film. bir çok yönüyle benzerlik göstermektedir kevin'in bağırdığı sahneler tyler durden'in dilinden dökülüyormuş hissi yaratabilir! filmden yalnızca ''amerikan aile hayatını anlatan bizi ilgilendirmeyen vasat bir film'' sonucunu çıkarmak başlı başına aptallıktır! özelikle final sahnesinde ki felsefi derinlik dünyanın hiç bir filminde yoktur. acaba bizi ilgilendiren film bu değilse hangisidir ?!
    giriş sahnesi:


    final sahnesi: http://www.youtube.com/watch?v=D6dks3Ior8Y
    3 ...
  9. 80.
  10. --spoiler--
    bir sahne de poşet oradan oraya uçuyor.
    --spoiler--
    1 ...
  11. 81.
  12. dejenere olmuş postmodern amerikan kültürüne ciddi göndermeler yapan bir filmdir. kevin spacey filmin kemiğini oluşturmuştur.
    2 ...
  13. 82.
  14. hollywood tarihinin en verimli yıllarından biri olan 1999 yılının 5 oscarlı filmi. iyi filmdir, ancak o sene çekilen diğer filmlere şöyle bir bakalım;

    - the matrix ; sadece teknik dallarda aday olabilmiş. en iyi film dalında aday bile değil. akademiden sadece görsel ve teknik açıdan güzel bir aksiyon, bilim-kurgu filmi muamelesi görmüş. gerçeği zaman gösterdi.

    - fight club ; en iyi film dalında aday bile değil. komik. the insider var ama fight club ve the matrix yok. the insider da gerçek bir hikayeye dayanan hoş bir filmdir, ama o kadar. fazlası değil. matrix ve fight club'ın olduğu yerde esamesi okunmaz.

    - the sixth sense; en iyi film dalında oscar adayı olmuş tarihteki ikinci korku filmi olma özelliğini taşıyan müthiş bir film. * * bu da american beauty'den daha iyi bir film şahsi fikrim.

    - the green mile ; "en iyi film" ve bundan başka 3 ayrı dalda daha aday olmuş ama hiçbirini kazanamamış. "american beauty mi, bu mu ?" sorusunun cevabını milyonlarca seyirci zaman içinde verdi zaten.

    - magnolia ; paul thomas anderson'ın oldukça farklı bir kurguya sahip çok güzel bir filmi. aslında gayet başarılı bir film ama çok yanlış bir yılda çıkması en büyük talihsizliği. şu karmaşada 3 dalda aday olabilmesi bile başarı.

    kısaca 5 oscar pek adil olmamış, en azından o sene içinde değerlendirildiğinde.
    4 ...
  15. 83.
  16. hiyerarşi veya para umrumda değil sadece en az sorumlulukta olan işi istiyorum.

    repliğiyle ne kadar kaliteli ve acımasız bir film oldugunu gösterir.

    acımasızdır çünkü insanların kendinden sakladıklarını acımasızca onlara söyler.

    herkesin içinde sıkılıp kalmış duyguları acımasızca suratlarına vurur.

    bu yüzdendir 5 oscar almış olması.

    herkes anlayamaz, ama bir gün anlarsınız.
    2 ...
  17. 84.
  18. herkesin izleyip farklı şeyler anladığı filmler kategorisinde en üstlere adını yazdırmış şukela filmdir.

    aklımda bazı soru işaretleri bırakmıştır. hemen paylaşayım. izlemeyen aşagısını okumasın spoiler içerebilir.
    -----------------------------------------------------------------------------------------------

    --spoiler--
    1- carolyn kocasını öldürmeye gidiyordu madem neden kocasının ölüsünü görünce ağladı?
    2- lester reyiz angela ablamızın o güzel sağ memesine kulağını dayamasının nedeni sadece bir fantezi miydi ?
    3- asker abimiz gerçekten gay mi yoksam oğlunun adamla beraber olup olmadığını sorgulamak için adamın eşcinsel olup olmadığını mı denedi?
    4- angela yavrusu gerçekten bakire mi? ve tuğçe kazaza ne kadan benziyor lan bu.
    5- babam bu kadar güzel pasta yapmayı nerden öğrendi?
    --spoiler--
    2 ...
  19. 85.
  20. isim seçiminden dolayı pek ciddiye alamasam da kevin spancey oyunculuğu görmek adına izlediğim film. amerikan aile yapısının girdiği çöküntüyü olayları dramatize etmeden basit bir şekilde ele alıyor, oyunculuklar mükemmel, hayata dair verdiği ipucular güzel. özellikle depresif zamanlarda iyi gideceğini düşünüyorum. Ama gecenin bir vakti de izlemeyin bence, gaza gelirseniz bunu değerlendirebileceğiniz bir gündüz vakti olsun ne bileyim bankalar kapanmadan falan işte.
    3 ...
  21. 86.
  22. takıntıları, psikopatlıkları, günahları, saçmalıkları, mutsuzlukları, umut ışıkları, toparlanma istekleri ile bir avuç insan. herkes de olması gerektiği gibi üzerine düşeni yapıyor.

    asi oluyor
    vuruyor
    seviyor
    ölüyor.

    rüzgarda dolanan bir poşette güzellikler bulan insanların filmi. özellikle anksiyete bozukluğu olanlara tavsiye ederim. bir vay canına çekersiniz en olmadı.
    1 ...
  23. 87.
  24. filmi bugün izledim ve tarzım olmamasına rağmen başarılı buldum. özellikle oyunculuklar gayet iyiydi. yalnız anlayamadığım şey film o kadar yüksek imdb puanını hak edecek ne yaptı acaba? heralde amerikalıların kültürünü en iyi şekilde yansıttığı için onlar oylara abanmıştır diye düşünüyorum.
    0 ...
  25. 88.
  26. ne kadar pis bir filmmiş, amk amerikanın dedirtendir.*
    --spoiler--
    filmin en berbat kısmı en tartışılan cinayet kısmıdır. filmdeki herkes katil olabileceği hissi verilmiş fakat gerçek katil bile (deniz subayı frank) niye 5 dak. önce öldürdüğü adamı düdüklemeye kalktı anlaşılması zor.

    carolyn(hakkını verelim yatakta daş gibiydi) kendini emlak kralına düdükletip neden kanepeden bile değersiz gördüğü lafta kocası lester 'i öldürmek istesin? lester'i şam babası konumuna getirip kaçamak bile yapmayı beceremeyen bu kadın filmin senaryodan kaynaklı kaybedenidir.

    --spoiler--
    0 ...
  27. 89.
  28. ibnelerden nefret idenlerin aslında ibne olması şeklinde önerimde bulunduğum fikri doğrulayan filmdir. imdb'de bulunduğu yeri sonuna kadar hakedendir.

    herkes angela'yı birine benzetmiş. nedense bende lana del rey'e benzettim.
    0 ...
  29. 90.
  30. bildiğimizin daha doğrusu bize gösterilenin aksine bir amerikan' ın olduğunu gözlerimiz önüne seren filmdr. çarpık aile ilişkileri, yapmacıklıklar, zoraki yaşamlar falan. izlenmesi tavsiye edilir.
    0 ...
  31. 91.
  32. her karakterinde ayrı bir hikaye barındıran ve bu hikayeleri sürekli birbirleri ile çarpıştıran film.

    kevin spacey nin en başında bu yıl içinde öleceğim demesi film boyunca koltuğunuzun altında taşıdığınız bir yük haline geliyor. tek kötü yanı bu sanırım. onun dışında amerikan rüyasının kirli taraflarını gayet iyi ve eğlenceli şekilde ortaya sürmekte.
    2 ...
  33. 92.
  34. ağzım açık kalarak izlediğim 99 yapımı film.
    müzikleri hoş, oyunculuklar çok iyi.
    "bugün geri kalan hayatımın ilk günü"
    2 ...
  35. 93.
  36. anafikri, 'kimse gorundugu gibi degildir' olan 99 yapimi cidden nevi sahsina munhasir bir film.
    2 ...
  37. 94.
  38. amerikan yaşam tarzını izleyeni sorgulatıcı bir şekilde ele alır. başarılıdır. ama daha akılda kalıcı olan kevin spacey' nin yine hunharca döktürüşüdür. kendini bir kez daha sevdirir bu filmde.
    0 ...
  39. 95.
  40. Tavsiye edilen, 99 yapımı içerisinde güzel mesajlar bulunduran hoş bir filmdir.

    Filmin ana karakteri olan Lester, mutluluğu artık hissetmeyen kızından ve karısından saygı görmeyen çöküntünün içindeki adamdır. Bir gün kızının yakın arkadaşı Angela ile karşılaşır ve Angela'ya karşı farklı bir çekim hisseder. Lester bundan sonra bir dönüm noktasına girer ve sıradan hayatı artık bir amaç kazanmıştır.

    Bu sıra diğer aile üyelerininde kendi hayatları değişmiş, farklılıklar meydana gelmiştir.

    **Angela, Tuğce kazaz ve Lana del rey karışımı gibi bir şeye benziyor... Güzel ama güzel.**
    0 ...
  41. 96.
  42. ''Ulan bu insanların hayatı bir filmle, bir kitapla nasıl değişiyor? Bence yalan söylüyorlar.'' diye düşünmemin üstünden bir kaç gün geçmişti bu filmi izlediğimde.

    izlediğimde anladım ki; o insanlar bu tarz bir filmden bahsediyorlar. Hayatı değiştirebilecek bir film olabilir belki de, ama benimki değişmedi. Bir filmle ya da kitapla hayatın değişiceğine inanmadığımdan olabilir.
    0 ...
  43. 97.
  44. sonunu bile bile ilişkiye devam edenlere, lades olanlara hitaben. * ayrıca izledikten sonra uçan poşetlere bakış açınız değişecek.
    0 ...
  45. 98.
  46. cok film izleyen biri icin bu zamana kadar izlememis olmak cok ayip. utanc verici.
    (bkz: tüh ulan kendime)
    2 ...
  47. 99.
  48. ''gerçekleri inkar etmenin gücünü asla hafife alma'

    filmde geçen bir replik. aslında filmin özeti diyebiliriz.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük