düzgün, adam gibi adamdı.. bu kadar fanatik bir galatasaraylı eğer son yolculuğunda ezeli rakiplerini bile biraraya getirip herkese ardından dua ettirebiliyorsa, bu gerçekten farklı birşeydir.. kendisinin, "galatasaraylılık adamlıktır" adlı yazısını buraya yazmak istedim anısına..
fotogol gazetesinde "fenerbahçeliliğin" tanımını yapan meriç tunca'ya cevap olarak yazmıştır bu yazısını ve bu yazıda, abimin başından geçen, bizi çok üzen, tamamen gerçek bir olayı paylaşmıştır okuyucularla. eminim ki başımızdan geçmiş olmasa ve dışarıdan bir yabancı olarak da okusam yine tüylerim diken diken olur, yine gözlerim dolardı...
......Meriç Tunca'nın Fenerbahçelilik anlayışını okudunuz sanırım! Maalesef Fenerbahçelilerin çoğunluğunun da aynı duygularda olduğunu bilmek en azından bir sporsever
olarak bana ıstırap veriyor; Bir yandan da Galatasaraylı olduğum için Allah'a şükrediyor ve farklı bir gurur duyuyorum.
Geçmişten uyduruk hikayeler anlatmış Tunca; Ben de size çok yakın zamanda yaşanan gerçek bir olayı anlatayım. Sanırım F.Bahçelilik ile G.Saraylılık arasındaki farkı da böylece daha iyi anlatmış olurum.
Ankara'daki ultrAslanların başındaki arkadaşlarımızdan birisi geçen gün ultrAslan forumuna hepimizi ağlatan bir yazı yazdı. Yazıyı yazan şahıs öyle bedavadan bir adam da değil; Ankaralı Aslanların kurucularından ve yeri geldiği zaman G.Saray için canını ortaya koymuş olan Aslanlardan biridir hem de... Ama yine de takım sevgisinin iNSANLIĞIN önüne geçmesine izin vermemiş adam gibi bir adamdır.
Yazdıklarının satırına dokunmadan aktarıyorum;
` "Çocuğuna Fenerbahçe forması almak"
Hayatım G.Saray'la geçti dersem yalan olmaz. Tanıyanlar iyi bilirler. Hatta okul yaşantım boyunca arkadaşlar bana hep Cim Bom Ersin derlerdi. Bundan 3 yıl önce evlendim. Allah nasip etti bir de oğlum oldu.
Eşimin babası muhteşem bir insan, adı da Erdal; Ama tek kötü bir huyu var, o da fanatik F.Bahçeli olması. Aziz Yıldırım ile okul zamanı aynı evi paylaşmışlar, devamlı görüşürler.
Oğlum şimdi 2 yaşına geldi, torununu çok seven kayınpederimle aramızda son zamanlarda tatlı bir rekabet başlamıştı.
O oğlumu F.Bahçeli yapmak istiyordu ama bana olan saygısından dolayı sadece F.Bahçe marşı dinletebiliyordu. Beni de sık sık sık yoklardı, ismail'e F.Bahçe forması alacağım; diye... Ama benin nasıl bir G.Saraylı olduğumu bildiği için buna cesaret edemezdi.
Geçen hafta kayınpederim öksürmeye başladı, öksürük bir hafta geçmeyince doktora götürdük ve adeta yıkıldık.
Lanet olası 'Kanser' dediler. Bir ay ömür biçtiler. Ne yapacağımı şaşırdım. Kayınpederim olmasına rağmen ama en az kendi babam kadar çok sevdiğim bir insan çok kısa bir süre sonra artık hayata veda edecekti.
Ellerim ayaklarım titreyerek kendimi Fenerium'a attım. Bu, şoktaki bir insanın mı, yoksa babasına son vazifesini yapmak isteyen insanın ruh hali miydi ben de anlamadım.
Mağazanın içi olduğu gibi Sarı-Lacivertti. Zaten ortam kötü idi, ben de kötüydüm. Daha kötü oldum. Paranoyak gibiydim, tüm insanlar hep bana bakıyor gibi hissettim.Tezgahtara kısık bir sesle ve utanarak "2 yaşa göre bir F.Bahçe forması" dedim.
(Allah'ım ben ne yapıyordum? Kendime inanamıyordum ama artık ok yaydan çıkmıştı.)
"Beyefendi arkasına Alex mi, Carlos mu yazalım?" diye sordu tezgahtar. Bir an duraksadım
ve gözlerimden yaşlar süzülürken ağzımdan şu cümle çıktı: "Hayır; ERDAL DEDE!"
Bu yazıyı bizler gözyaşları içerisinde okuduk. Yazıya yorum yapan genç-yaşlı tüm ultrAslanlar ise Allah'tan şifa dileklerini iletirken hep olumlu mesajlar verdiler. Çünkü mevzu bahis olan bir insan hayatıydı. Bir insanın son nefesinde de olsa mutlu olmasıydı.
Bakalım ne yazmış ultrAslanlar: Futbol sadece futboldur ve hayat sadece futbol değildir...; Bir G.Saraylıdan beklenecek hareketi yapmışsın; Böyle bir durumda renk ayrımı yapmak çok saçma olurdu zaten; işte bu yüzden G.Saraylıyız; Sen o formayı almakla bizi yücelttin bence; Kelimelerle tarif edilemez bir erdem göstermişsin; Mevzubahis bir can ise renkler teferruattır; Eğer kayınpederinin ömrüne bir gün katacaktıysa keşke sen de bir F.Bahçe atkısı taksaydın; Sizin gibi G.Saraylıları tanıdığım için çok mutluyum; Oğlun ismail büyüdüğünde, yaptığın bu hareketin ne manaya geldiğini idrak edecek hem sana olan saygısı, hem de G.Saray'a olan sevgisi katlanacaktır;
Sözün bittiği yer budur herhalde diyorum ve Kurtuluş Savaşı yıllarında tüm şehit düşenlerin yüzü suyu hürmetine, aslında dolu bir insan olduğunu bildiğim Tunca'ya, basında daha eğitici bir rol üstlenmesi gerektiğini söylüyorum.
O zaman, vatan işgal altındayken Harrington Kupası oynayanların değil de Çanakkale, Sina, Gazze, Filistin, Galiçya, Kafkasya gibi cephelere GÖNÜLLÜ OLARAK gidip, Ay Yıldızlı bayrağımız için ŞEHiT olan Galatasaraylıların karşısına daha rahat çıkabilir ahrette... Kim bilir?`
işte bu yazısından bir ay sonra yazıda adı geçen ''erdal dede"yi kaybettik, şimdi de alparslan abiyi kaybettik... her ikisinin de mekanı cennet olsun.
geride kalanlara "o, adam gibi bir adamdı" dedirtecek ve hep sevgiyle anılacak...
ne mutlu galatasaray taraftarı'na ki, veda ederken bile çok şey kazandıran abi'leri hiç bitmedi...
Alpaslan dikmen'e bu şekilde vefa gösteren galatasaray spor kulubü'ne daha bir sıkı
sarılıyor artık galatasaray taraftarı. biliyor ki alpaslan dikmen gibi seversen,
yıllarca peşinde koştuğun Galatasaray, seni hiç unutmaz...
ne mutlu galatasaray'ı karşılıksız sevenlere... Ne mutlu yeni AlpAslan'lara...
Edit: ne mutlu, taraftarla-başkanın sokak dalaşına girdiği çapulcu taraftarın,
kıskançlıktan eli ayaği titreyerek deliler gibi eksilettirecek
kadar bizi farklı yaptığın için...
hayatını tribüne harcamasına rağmen bugün hala gazetelerde amigo diye bahsedilen adam, abi. işin kuralı bu galiba. ömrünü takım uğruna harca arkandan "amigoydu işte" desinler. allah rahmet eylesin.
hiçbir zaman amigoluk yapmamıştır. yıllarca taraftarların birbirinden kopmadan tribünde yerini almasını sağlamaya çalışmış ve bunuda başarmıştır. (bkz: ultraslan) amigo dediğin sebahattindir, ömer abidir, sucudur, yılmaz başkandır.
aslantepe stadının kale arkası tribünlerinden bir tanesinin isminin alpaslan dikmen olarak adlandırılması hususunda galatasaraylı taraftarların her türlü grişimde bulunacağı abidir, liderdir. yakın zamanda bu talepler yönetimimize iletilecektir.
8 koca sene;
Jerfi FIRATLI, Suat ATEŞDAĞLI, izzet PiNTO, Yılmaz TUTUŞ, Sebahattin REiS,
Kayhan ŞARDAN, Okan BÖKE, Cenk SOYER, Alper ÜNER, Evren iPEK, ve
Alpaslan DiKMEN;
Bir otelin lobisinde Ağabeylerimiz tarafından yakılan ateş bugün 8.yılında;
Aynı manifesto ile, aynı mantıkla, aynı heyecanla.
Ama bu kez onsuz.
içimiz buruk, gözler hala ıslak..
hala çıkıp gelmesini bekliyor yürekler
Şaka bekliyor
içimiz buruk Gözlerimiz yaşlı.
Evet.
Ama bitmedik Gitmedik
Biliyoruz ki, bir yerlerde gururla izliyor bizi Alpaslan abi.
Biliyoruz ki, bıraktığı ateş, aynı heyecanla, aynı koşulsuz, tarifsiz ve karşılıksız sevgi ile BiZLER YAŞADIKÇA devam edecek.
Çabamızın adı Galatasaray demiştik,
Yeri geldi Her Şey Galatasaray için dedik
Kimsenin kalemi, kimsenin adamı olmadık.
Yaşasın TAM BAĞIMSIZ ultrAslan dedik her cümleden,
Her tavrımızdan sonra
Çünkü; böyle öğrendik biz.
Böyle öğretti bize Alpaslan DiKMEN.
Şimdi 8.yılındayız.
Acımız hala taze, acımız hala BÜYÜK.
Sensiz 8yıl - 80 yıl geçse de eksiğiz.
En büyük kutlamalar orada biliyoruz.
Nice yıllara ELSALEH, Nice yıllara GÜRKAN.
KOCA ADAM nice yıllara Cengiz ATILGAN abi...
Nice yıllara Metin OKTAY.
Karıncaezmez Ali Sami YEN Fahriye Anne;
Ve sadece ortasında a harfi büyük ultrAslan
Ve her harfi büyük ALPASLAN
==========
Nice 8.yıllara.
Yaşasın Tam Bağımsız ultrAslan
Gün olur, hepimiz sen oluruz.
Hepimiz ALPASLAN
gerekirse tanrıya şirk koşarız ulan...
edit: buna da eksi verdinizya .mk
galatasarayın ünlü taraftar grubu ultraslan'ın kurucusudur. hayatını galataray spor kulübüne adamıştır. malesef yakın zamanda bir trafik kazası sonucu hayatını kayberek aramızdan ayrılmıştır. çok üzmüştür bizleri. allah rahmet eylesin. tüm galatasaray camiasının başı saolsun.