Var dersen var sanırsın yok dersen yine var sanırsın. Çünkü Allah sanrısı nefes'le alakalıdır.
Nefes/mutluluk hormonu ve Allah diyelim gitsin inancı. ilah kavramı budur. Dolayısıyla gerçekte var olMaya en uzak kavram Allah'tır.
Yaratıcı bir akıl var ise; rab/tanrı/ilah kavramlarında bulunamazdır.
Dolayısı ile yaratan rab tamlaması nedeniyle yaratıcılık da yoktur. Her halükarda bi akıllı yaratıcı ve tekil şahıs yoktur ancak var ise bile kesin olarak ilk özelliği yalancılık olacağından şizofrendir.
üst tarafta bir sürü palavra bahaneyle allahın varlığını ispat etmeye çalışan arkadaşları hastanelerin çocuk onkolojisi servisine davet ediyorum. oradaki bir iki yaşındaki bebeklerin kanserle olan mücadelesini izlediğinizde allahın olmadığını çok net bir şekilde göreceksiniz. ama gene de siz kendinizi kandırmaya devam ediniz.
Sana; senin aklın nerde bana gösterebilirmisin? dediklerinde öyle apışıp kalırsın ya, işte Allah' ın da var olduğunuda böyle kanıtlayamazsın ama bilirsin ki bi' akıl vardır, böylece Allah' da vardır. Bu kadar basit...
insan aynaya bakmadan kendisini bile göremiyor. sen illa gördüğün şeye mi inanırsın ki var mı yok mu diye sorguluyorsun. biraz beyin varsa az sorgulaman yeterlidir onun varlığına kanıt olarak.
gözün görseydi zaten ondan korkmanın bi anlamı olmazdı.
doğru soru şu olmalı idi: allah a güvenmeli miyiz?
allah tabi de var, bunca şeyi kim yarattı öyle ise.
ama hep denilen bir laf var "allah a güvenelim, o doğruyu, adaleti hakkı ile dağıtır, herkese hakkını verir..."
dünya tarihine bakarsanız özellikle de son 50 senedir, bu olay yok, maalesef allah dünya üzerindeki kontrolünü kaybetmeye başlamıştır, zorbalar daha da güçleniyor, mazlumlar daha da zayıflıyor, çok isteyen istediğini alamıyor, az isteyen ve kurnazlık yapan istediğine hemen kavuşuyor, adalet sistemi ağır aksak çalışıyor, allah adaleti hakkı ile dağıtamıyor, vs. vs. vs.
son büyük din islamın kitabı kuran indiğinde dünya nüfusu 1 milyar bile değildi, maalesef kuran en fazla 1 milyarlık nüfusa sahip dünyaya hitap edecek şekilde hazırlanmış, incil ve Tevrat ı hiç konuşmamak gerekir. bugün dünyanın nüfusu 7.5 milyar, bu kitaplar bugünkü kalabalık nüfusa, bugünkü tenolojiye, bugünkü inanoğlunun anlayışına, yaşayış tarzına maalesef tam olarak hitap edemiyor, o yüzden ben allah a güvenmiyorum,
şeytan a mı güveniyorum, hayır şeytan ı da allah yarattı, 5 melekten biri idi, ama allah ile anlaşamadı, ters düştü, allah ile şeytan her takıştığında her çatıştığında dünyada insanoğlu kaybetti, insanoğlu cemeresini çekti hala da çekiyor, bu yüzden şeytan da aynı,
ama ne kadar şikayetçi olsak da maalesef tek tanrı, keşke bir ikincisi olsa idi, aralarında rekabet olsa idi, belki insanoğlu nun yaşamı daha farklı olurdu da neyse...
Bu soruya "evet" cevabini verenlerin ortaya sundugu argumanlarin basitce bir genellemesi yapilabilir. ( Cevaplar cogunlukla bu basliktan alinti )
Once tanimi aradan cikarmak gerek tabi ki: Cevabini en az bir kisinin bildigi soru.
Biraz uzun bir yazi olabilme potansiyelinden oturu oncelikle okuma niyetindeki kimseler icin kisaca bir tanim yapmak istiyorum.
Allah : Islam tanrisi. 6 gunde kainati yaratan, Kuran'daki kelamlarin sahibi.
Tanri : Herhangi bir deist bakis acisina gore var olan yaratici(lar).
Bu soru aslinda biraz muglak bu bakimdan. Islamik bakis acisiyla, meleklerin, cennetin, cehennemin, dualarin dinleyici bir tanrinin varligi sorgulaniyor. Yani aslinda Zeus varsa ama Allah yoksa aslinda bu bakis acisiyla sorunun cevabi da "hayir" olmuyor. Cunku her ne kadar Islam tanrisi adi altinda sorulsa da bir yaratici var mi yoksa yok mu sorusunu da iceriyor. Iste bu sebeple Allah olmasa da bu sorunun cevabi evet olabilir. Buna daha sonra tekrar gelecegim.
- Allah varsa inanarak bir sey kaybetmezsiniz, ama ya yoksa... => Zaten butun dinlerin muritlerini getirmek istedikleri kivam tam da bu olsa gerek. Korku, biat. Sorgusuz itaat. Eger allah var ise ve insan bedeninin yaratici ise zaten bu tarz bir sorgulamanin yapilma ihtimalini herkesten once o bilirdi. Hayatinin en az bir doneminde bu sorgulamayi yapan kisi bana gore gunahkar, kafir ilan edilmemeli. Zira icten ice korkudan dolayi yapilan ibadet aslinda iman degildir. Gercekten, sorgusuz inanmaktir esas olan. O sebeple bu durum, kesinlikle allah var demeyi gerektirmez. Varsa boku yedin, o halde bence sen en iyisi yok deme mantigi biraz naif kaliyor.
- Allah var mi yok mu tartismasi yapmak bile aslinda varligini gosterir. => Bu da ilk etapta soyleyen kisiye nefis bir felsefik soyleme hayat vermis hissiyati verse de aslinda cok amator bir dusunus bicimi. Bizim "varlik" adi altinda tartistigimiz herhangi bir sey aslinda vardir, zira tartisiyoruz. Ancak konsept olarak vardir. Gerceklik, bizim idrak edemedigimiz seyleri de kapsadigi icin ( hic bir zaman her seyi bilemeyecek olmanin verdigi mukemmellik ) aslinda varligi sorgulanan budur. Yani konsept olarak varligi degil. Elfler de var o halde. 8 tasakli troller de. Unicorn da. Malesef, var mi sorusunu sordugumuz seylerin pek cogu aslinda yok.
- Sen gercekten insan misin, belki maymunsun. => Aslinda hakaret amaciyla sarfedilmis bu hosgoru abidesi cevapta sakli bir gerceklik payi var. Mesele su ki, gorunus olarak elbette maymuna benzemeyen bizler aslinda hayli de benziyoruz. Eger ormanda bir maymun allah var mi diye sorsaydi ve bizler de o maymunun zihninden gecenleri bir sekilde okuyabilecek kapasitede olsa idik " Bak maymun bile senden akilli" diyenler arasinda onde bayrak tutardi bunu diyen hipokrit kisilik. Sorgulayan zihinlere hakaret aslinda yine korku ve biat kulturunun neferlerinin aliskanligi. Direkt geciniz, tartismaya hacet yok.
- Olmasaydi sen olmazdin, biz niye her pisligi yapamiyoruz ? Cunku cehennem korkusu ve cennet cekiciligi... => Evet evet, yine korku ve biat. Ama ayni seyleri tekrar etmeyecegim zira burada daha guzel bir nokta var. Semavi dinlerin getirdigi yasam sonrasi odullendirilme goruldugu gibi her zaman ise yariyor. Burada konuyu kaciriyoruz. Eninde sonunda odul alacagini dusunerek ibadet etme gudusu aslinda esas sorgulamanin uzagina tasiyor insani. Rusvet alan memur gibi aslinda. Sen kafani yorma, bu boyle, sen odulune bak. Soyle de bir tezat var tabi bu kimselerde. Hani allah varsa ona inanmayan cok ceza cekecek ya oteki tarafta, peki allah yoksa ve sen tum bu dunya islerini muglak bir cennet kisvesi altinda yasadiysan o halde senin icin de durum pek ic acici olmuyor sanki degil mi ? Hic alakasi yok ama bunu diyen bir insani dusuncelere sevkedecegine inaniyorum.
- " allah bir varlık ya da yokluk biçimi değildir.... allah bir olgudur. bir tanımdır. bir sebep, bir sonuçtur. her neresinden bakarsan bak var olmaya kaimdir. sebepler silsilesi bu olguyu bize dayatmaktadır. ve bu da allah'ı var kılmaktadır. " => Acikcasi Allah'a inanan insanlar arasinda ender rastladigim bir sebep sonuc iliskisi. Bu tarz kavramsal yaklasimlari genelde ateistler yaparlar. Ancak elbette mesele inanc oldugunda bu durum degismekte. Su sekilde: inanc varligin muglak oldugu durumlarda farkina vardigimiz bir hissiyattan ibaret. Burada Islam tanrisi allah'tan degil de, bir yaratici olarak tanri'dan daha cok bahsediliyor aslinda. Eger insanoglunun sinirli algi seviyesinin minimum ve maksimum noktalari arasinda sahip oldugumuz algi seviyesi ile biz allah'i farkedemiyorsak bu durum pek tabi onun olmadigi anlamina gelmez. Ancak bu mantik tersine de isler, bu onu kesinlikle var da kilmaz. Iste bu sebeple, yine sinirli algilarimizla sorguladigimiz bu konseptte allah'in varligina ya da yokluguna dair isaretler arariz. Bu argumani one suren kisi, bu isaretleri "var" demeye yormus. Saygi duymaktan baska bir sey yapmak gayri kabil bu noktada. Ancak isaretler ile ilgili yazimin sonunda ek bir paragraf acacagim.
- "...dünya, uzay, evren, bir gezegenin kara deliğe dönüşümü, bunca denge, bütün ihtiyaçlarımızı dünya denen yerde giderebilmemiz, güneş'in dünya'ya mesafesi, atomun içinde ki evrene benzeyen yapı ve o yapının henüz tam olarak çözülememiş karmaşıklığı falan." => Bu argumanin temel cikis noktasi "acziyettir". Elbette bunu one suren kimsenin acziyetinden bahsetmiyorum. Mevcut durumumuzda algilayamadigimiz maddesel gelismelerin dayanagini bir "yuce" guce baglama durumu. Bu hep boyle olmustur insanoglunun hayatinda. Gunes'in her gun dogmasi onlari gunese tapmaya itmistir. Ates'e tapmak da ayni sekilde. Bize cok ilkel gelse de eminim o donemin insanlari da gayet zeki yaratiklardi. Sadece sorduklari sorunun cevabini bilmiyorlardi. Biz biliyoruz ve artik gunes bizim icin "aciklanmis" bir hadise. Dolayisiyla tapinmaya da luzum yok. Biraz ikiyuzlu degil mi ? Bence kesinlikle oyle. Peki o halde matematiksel bir yaklasimla soyle denilebilir mi : Eger insanoglu zamanin ( zaman kavrami da yazimin sonunda kendine yer bulacak ) sonuna dek ( ki sonsuz oldugunu var sayalim simdilik ) surekli yeni bir seyler kesfedecekse bir noktada kesfedilecek hic bir gizem kalmadigi varsayimiyla bu yaklasimda insanlarin kafasindaki tanri anlayisinin cilizlasacagini dusunmek mantik disi mi ? Bence degil. Bu mentalite icin en azindan. Elbette biraz degistirerek soyle de denebilir, surekli bilmedigimiz yeni seyler olacagindan aslinda surekli aciklayamadigimiz seyleri aciklayabilmek icin kullanacagimiz bir "tanri" olacak. Bu arguman da bir ustteki ile ayni kapiya cikiyor, algimiz cercevesinde bunu asla bilemeyecegiz.
- kardeşim sen bu dünya' da namazını niyazını kıl. eğer ahirette allah yoksa tamam sorun yok, okey tamam sen haklısın ama ya allah varsa ... işte o zaman zurnanın '' orana mı k*yim, burana mı ko*yim? '' dediği yere ... o yüzden sen işi garantiye al ! bi de ''.. => Bu da malesef korku ve biat kategorisine giren bir arguman. Geciyorum.
Simdi tum bu inanislar cercevesinde zaman kavramini ele almaliyiz. Insan lineer dusunmeyi seven bir yaratik. Herhangi bir obje icin, bir once ve bir sonra olmaliymis gibi geliyor. Dongusel bir durum bizim zihnimizin sevmedigi yaklasim. Recursive Seyler bize ters. Bu sebeple herkesin kafasindaki soru su: Biz nasil olduk ? Evren nasil oldu ? Bu sorulari sorarken cok kritik bir noktayi gozden kaciriyoruz. Zaman. Kalem varsa kalemden once birileri onu var etmis olmali. Iste bu sebeple herseyin basi nasildi sorusu dusunulmekte. Herseyin basi diye bir sey olmayabilirse ne yapacagiz ? Nasil algilayacagiz zaman denilen goreceli kavramin da aslinda degisken ve dongusel olabildigini ? Farkli farkli evrenlerde farkli zaman dilimlerinde bizler gibi farkli yaratiklarin olabilme ihtimalini nasil algilayacagiz ? Gokten yagan yagmurlarin denizlerden buharlasan sular oldugunu bilmeyen bir kimse icin surekli yagan yagmur " bu suyun kaynagi ne ola ki " sorusunu zerk etmez mi beyinlere ? O halde biz de isin "kolayina" kacip allah yagdiriyor diyerek aslinda yanlis yapmis olmaz miyiz ? Zaman kavrami evrende her noktada farkli davranan, kara deliklerin merkezinde duran, isik hizina yaklastikca yavaslayan bir kavram. Eger butun evren bir karadelik olsa idi zaman diye bir sey olmayacakti. Zaman da, evreni aciklamakta kullandigimiz foksiyonda oldukca degisken bir parametre oldugu icin aslinda "ondan once ne vardi" sorusu gercekten anlamsiz oluyor.
Ve en sonra sakladigim favori dindar argumanlarindan bir tanesi daha. O da tesaduf kavrami. Yazi-tura atip da yazi geldiginde bu tesaduf degildir. Bir kez daha attigimizda yine yazi gelirse ? Eh iste. Bir daha ? Yine yazi. Tekrar attik. Evet yine yazi. Para mi hileli ? Yoo. Bir daha. Oha yine yazi! Ne tesaduf ! Hayir degil. Aslinda istatistiki olarak 500 defa yazi tura atan bir insanin gordugu 500 madeni degerden herhangi bir tanesin ustuste 15-20 defa gelmesi oldukca olasi. Matematiksel aciklamasini bu uzun yaziya eklemek istemiyorum zira buraya kadar okuyup da hala eksi vermemis kimseleri cezbetmek istemem. Ancak, surekli deneme-yanilma yapan bir sistemde oldukca fazla deneme sonucu ortaya cikan "sey"ler bize pek tabi tesaduf gibi gelmekte. Peki burada aslinda anlatmak istedigim nedir: Su sekilde. Evrenin yasinin bizim zaman algimizla 13.5 milyar yil oldugu var sayiliyor. Bu denli yuksek miktarda zaman degiskeni ve surekli birbirine donusen atomlar, elementler, kuarklarin oldugu bir evrende bizim periyodik tablomuzda olmayan zilyon tane farkli yapi olusmus olabilir. Yani gercekten marsta bir kalem bulabiliriz ve bu tesaduf olmayabilir. Sonsuz tane camasir makinesinin oldugu bir yikama merkezinde, her camasir makinesinde ayni camasirlari yikadigimizi varsayalim. Camasir makinelerinin camasirlari yikama sirasinda rastgele savurdugunu dusunelim. Yikama islemi tamamlandiginda makineyi actigimizda karsimiza cikan sonuc : Burus-burus kiyafetler olacaktir degil mi. Ancak en az bir tane camasir makinesinde camasirlarimizin mukemmel bir sekilde katlanmis oldugunu gorecegiz ve bu durum tesaduf olmayacak. Isin ironik kismi, o camasir makinesi de tanri olmayacak, sadece siradan bir makine.
Sonuc: dinlerin muritlerine emrettigi olgular cogunlukla bir huzur, baris ve ahlak ortami saglamak amaci gutse de yaptirim kazandirabilmek icin korku unsuru barindirmak zorundalar. Iste bu sebeple dinler insanoglunun tarihsel algisi ile yarattigi ve birbirinden esinlenmis keyfi kurallar butunu. Elbette annesi olen bir cocuk ( ki kimsenin basina gelmesin ) annesinin toprakta curuyecegini dusunmektense cennette mutlu oldugunu dusunerek mutlu olacak. Realitenin kimseye huzur verdigi yok. Fakat tum bu masallar ve korku imparatorlugu insanlara neyin ne oldugunu ogretmekte zayif kalmakta. Bundan dolayidir ki malesef allah yok. Tanri var mi peki ? Bilmiyoruz.
bir allah, bir yaratıcı olabilir ama bu bizim kafamızdaki kurguladığımız; insanların işleri güçleri ile uğraşan bir yaratıcı değildir bana göre. mikroorganizmaları yaratan, fizik yasalarını var eden, doğadaki mükemmelliyeti var eden bir tanrı ile inanılan dini kitapları yazan tanrının aynı olabileceğini kendim adına ihtimal vermiyorum artık.
mikro hayatı yaratan tanrı. kadını dövün diye ayet mi indirir.
kolay olanı seçmek isterseniz yok. Ama inanmak, sığınmak, manevi Destek bulmak isterseniz şah damarınızdan daha yakın.
Hani klasik örnekler vardır ya, yok elektriği de göremiyorsun ama var, yok aklı da göremiyorsun ama var cart curt. Hiç onlara girmeye lüzum yok. Artık o örneklemelerin devri bitti. O yüzden Bırakın şu var mı yok mu tartışmasını. Allah, Herkesin kendi istediği şekilde var ya da yok. Kişiye bağlı yani.
Ayrıca, yok diyenlere sesleniyorum. Peki ya varsa? Vaadettiği cennet-cehennem olayi gerçekse? O zaman affedersiniz ama y.raklara geldiğinizin göstergesidir.
Inanan için zaten sorun yok. Varsa mutlak olarak birgün vaadedilen cennete gidecek, yoksa da kaybettiği bişey olmayacak zaten.
Herkes inandığı kadar müslüman bu dünyada. gerisi ise özgürlük.
Not: asi horoz'a göre allah yaratandır, yoktan var edendir. Tüm gelişler ondan olduğu gibi tüm gidişler de ona olacaktır. Şüphesiz ki o alemlerin rabbidir.
allah var çünkü kuranda yazıyor. kuran kutsal çünkü allah gönderdi. kendi gönderdiği kitapla kendini kanıtlamaya çalışan, kendini anlatan bir varlık var olsa da bir boka yaramaz.
"Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz; sahipsiz olmaz. Bir harf katipsiz olmaz, biliyorsun.. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket (kainat) hakimsiz olur?" Bediüzzaman Said Nursi
din ve dindar ile ilgili bir başlığa neden ateistler doluşuyor? çünkü kendilerine ispatlamak zorunda oldukları bir durum var, etraflarından duymak istedikleri yalanlar var, yoksa bu hayat çekilmez olur,
ateist olmanız ayrı, din ve dindarla dalga geçmekte yarışmanız ayrı, neden böyle davranırsınız, neden tek derdiniz inanmadığınız din ve dindarlar, anlamazdım, sebebi buradaymış;
neyse,
yani sevgili ateistler; tabiat hiçbir şey'i kendi kendine yapamaz, koy bir sandalı göl kıyısına zamanla bir yat'a evrilmez, hatta çürür,
kainatı sahipsiz zannediyorsanız asıl hurafeye inananlar sizlersiniz, göreceksiniz.
Bakın, ben bir müslüman'ım ve Allah' ın var olduğunu sonuna kadar destekliyorum...
Ve ben bu '' Allah'ın olmadığını ''' söyliyenlere şunu söylüyorum :
- Kardeşim sen bu dünya' da namazını niyazını kıl. Eğer ahirette Allah yoksa tamam sorun yok, okey tamam sen haklısın ama ya Allah varsa ... işte o zaman zurnanın '' orana mı k*yim, burana mı ko*yim? '' dediği yere ... O yüzden sen işi garantiye al ! Bi de '' siz hep at gibi önünüzü görüyorsunuz, biraz farkıl açıdan baksanız Allah'ın var olmadığını anlarsınız '' diyenlere :
(bkz:1. At, tüm canlılardan daha farkıl görüş açısı olup, her açıdan 360 derece görebilir.
2. Allah olmasaydı sen, en önemlisi evren nasıl olurdu ?)
zaman dünyanın farklı yerlerinde nasıl ve neden farklı akar?
zaman uzayda neden farklıdır?
bilgi var mı yok mu?
sanrı var mı yok mu?
kalem tek başına yazabilir mi?
bilgi aklı olmayana kıymetli mi?
dünya, uzay, evren, bir gezegenin kara deliğe dönüşümü, bunca denge, bütün ihtiyaçlarımızı dünya denen yerde giderebilmemiz, güneş'in dünya'ya mesafesi, atomun içinde ki evrene benzeyen yapı ve o yapının henüz tam olarak çözülememiş karmaşıklığı falan.
sence allah yok mu? bence var.
ekleme: yok diyene verilecek bir cevap var. "seni yoktan var etmiş ki sen bile varsın" denir.