ali ünal

entry32 galeri3
    7.
  1. 6.
  2. e adam doğru söylemiş.
    hangi kısmı zorunuza gitti de bana hele?
    3 ...
  3. 5.
  4. son yazısı olmasaydı adını dahi duymamış olacaktım, kim olduğunu, ne iş yaptığını, neye hizmet ettiğini bilmeden yaşayıp gidecektim belki. fakat son yazısıyla kendisini tanıdım, onun da amacı buydu. reklam, prim yapmak, ağababalarının gözüne girmek. başardı da.
    1 ...
  5. 4.
  6. http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1055344

    yazısıyla artık kemalistleri geçip, mustafa kemal atatürk'e laf saymaya başlamış kendisine yazar denen insan. kendisine göre din toplum üstünde baskı kurmadığında devlet gelişemiyormuş ve mustafa kemal bu ülkeyi sömürmüş. terbiyesizlik saygısızlık ancak bu kadar olabilirdi heralde.

    ayrıca ali ünal denen yazar şahsiyetin bilmesi gereken önemli şeylerden birisi devletin bir dönemini topluca eleştirirken 2 veya 3 kalemde eleştirmek her zaman yanıltıcıdır. hoş kendisinin amacı zaten bu. mesela cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemde okuma yazma oranını karşılaştırsın, sonuçlar kendisine ne verecek acaba? ha ayrıca atatürk'ün maaşını eleştiriyorsa yapması gereken o dönemde milletvekillerinin veya devlet memurlarının aldığı maaşı da belirtip, dönem içi bir karşılaştırma yoluna gitmesiydi. kaldı ki kendisinin doğru söylediği zaten şüpheli.

    kısacası köşe yazısında yapamayacağı türden bir karşılaştırma yapıp, atatürk'e de laf söyleyip ününe ün katmak isteyen şahsiyetsizlerden.
    5 ...
  7. 3.
  8. bugünki biz, başkalarına benzemeyiz yazısıyla helal olsun diyerek tanıştığım yazar.

    http://www.zaman.com.tr/y...iz-baskalarina-benzemeyiz
    0 ...
  9. 2.
  10. 16 Mart 2009 tarihli yazısında evrim teorisine eleştiriler yöneltmiştir. Darwin'in yazılarıyla temellendirdiği evrim teorisinin eksiklikleri, tıpkı Galileo okuyup astronomi'yi eleştirmek gibi olmuştur. Hadi onu geçtim, şu aşağıda spoiler olarak verdiğim son kısım, söz konusu olan yazarın cahilliği değilse, alenen yalandır. Zira evrim teorisi sürekli bir 'gelişme' öngörmez, hatta türlerin sürekli olarak değişmesini de öngörmez, sadece türlerin ortama uyumlu hale gelme yönünde sürekli bir baskı altında olduğunu, ve uyumlu türlerin de oldukları haliyle korunacaklarını öngörür. Bu durumda, aşağıdaki yazıları, hem de Türkiye'nin önemli bir gazetesinde yazabilmiş kişi, kanımca hem kendisini hem de gazetesini ucuz bir propaganda aracına çevirmiş olmaktadır:
    --spoiler--
    Evrimciliğin de, materyalist bilimciliğin de müthiş bir çelişkisine daha temas etmek gerekiyor. (1) iddiaya göre, varlıkta terakki esastır. (2) Terakkiyi ve evrimi tetikleyen, değişen şartlar ve bunlara uyum (adaptasyon) mecburiyetidir. (3) Uyumla hayatta kalan başarılı fertler, karakterlerini nesillerine aktarır. (4) Düşünce, hayal, tasavvur, vb. beyindeki birtakım biyo-kimyevî faaliyetlerden ibarettir. Bu iddialardan çıkacak en tabii sonuç, her yeni merhaledeki varlıkların önceki merhaledekilerden ileri bir beyne sahip olması gerektiğidir. Oysa karınca, arı, ipek böceği gibi, her bir kabiliyet yönünden insandan ileri bir hayvan türü muhakkak vardır. Burada, her varlık bu ileri kapasitesiyle zaten hayatta kalıyor itirazı yapılabilir. Bu ise, varlıkta gaye ve vazifenin organizma ve var oluştan önce geldiğini gösterir ki, evrimi de, materyalizmi de yıkar.
    --spoiler--
    NOt: Alıntının son 2 cümlesi ise tam bir felsefi çuvallama. Ey Sayın Unal, evrim teorisinde hayvanın 'varlığı' veya 'ortaya çıkışı' değil, varlığını sürdürmesi, doğal seçilim süreci tarafından 'korunması' bu ileri kabiliyetlerine bağlı. Dolayısıyla hayvanın kabiliyetinin kendi varlığını öncelediği falan yok. Son cümledeki gaye ve vazife kavramları da nereden çıktı, gelmek istediğiniz noktaya okuyucuyu sürüklemek için kestirmeden uçmuşsunuz gibi geldi bana.
    8 ...
  11. 1.
  12. (bkz: baran ünal)'ın eczacı babası. zaman gazetesindeki yazarla alakası olmayan güzel insan.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük