bu haftaki uykusuz sayısında yiğit özgür'ün yardırdığı tiplemedir.*
kendisi evlidir ancak çocuğu olmamaktadır. daha sonra 2 çocuk evlat edinir. kokoreç satarak evinin geçimini sağlar, işinde kimseyi kendine rakip olarak görmez.
Sen dizime yattın, ben seni tokatladım, sonra sen büyüdün, ben senin dizine yattım, sen beni tokatladın, bu işler böyledir buyur gel hodri meydan diyerek gönlümüzde taht kurmuş yeni tip.
"Merhaba, adım Ali Sait Meydey... Kokoreççiyim... Buralarda benden daha iyi kokoreç yapanı bulamazsınız. Varsa buyursun gelsin hodri meydan diyorum...
Evliyim fakat çocuğumuz olmadı. Kaç tane doktor gezdik, ama maalesef hiç saymadık... O yüzden kaç doktor gezdiğimizi bilmiyorum... Bilen varsa buyursun gelsin hodri meydan... Yoksa sussun otursun kudri meydan...
Neyse, biz de evlat edinmeye karar verdik. iki erkek çocuk edindik, ikisini de okuttuk. Okusunlar diye özel hocalar tuttuk. Hocalar da okudular sağolsunlar. Ama bi fayda etmedi, çocuklarımın gözleri hep başka baktı... Çocuklarının gözleri daha başka bakan varsa buyursun gelsin, hodri meydan... Şu gözlere baksanıza... Biri hodri diğeri meydan...
Yine de eşimle onları çok sevdik. Öz çocuklarımız gibi baktık, büyüttük... Baktık büyütemiyoruz, başladık dövmeye. Çocuk dövmek eğlencelidir, çünkü çocuğun elleri kolları yetmez... Tekmesi yavaştır, yumruğu pamuktur. Tokadı komplekslidir... Bitse de ağlasam diye düşünür... Halbuki ben öyle mi... Yaradana sığınıp bir koyarım, yeredana düşmüş gibi düşersin... Dayağı yersin... Canın acır, üzülürsün... Sen dizime yattın, ben seni tokatladım, sonra sen büyüdün, ben senin dizine yattım, sen beni tokatladın bu işler böyledir. Buyur gel hodri meydan...
Ulan. Diyip duruyoruz, nedir bu hodri meydan diye sözlüğe baktım... Üzüldüm... Hodri'nin hiç bi anlamı yokmuş... Delikanlı gibi konuşuyoruz derken manasız manasız saçmalıyormuşuz... Ben de hodri meydan yerine bedri baykam demeye karar verdim... O da kanlı canlı adam, gelir beni bulur işler karışır... abidin dino desen abicim o kim?... derim. Naapsam naapsam, hodri meydan diyorum ben yine... Sonuçta herkesçe bilinen bir söz. Eskiden erkekçe diye bi dergi vardı, o da herkesçe bilinmezdi...
Neyse bizim iki oğlan şimdi büyüdü... ikisi de üniversiteye gidiyor. Daha doğrusu, sabah üniversiteye diye evden çıkıyorlar ama genelde köşedeki liseye kadar devam edebiliyorlar. Orta birden terk etmek istediler... Bi vurdum, orda birden "törk" ettiler... Korktum... Sen korkmaz mısın? Korkmam diyen varsa buyursun Audrey Meydan... Bunun da okunuşu benziyo ama tutmaz evet...
Eeeeh her boku tutar tutmaz diye mi yapacağız... Audrey demek istiyosam Audrey derim... Fransa'da tutmuş, Audrey Tuttuou diye film bile var... Gidin görün kötüyse buyrun gelin beni bulun haydi mercan! (Bu da yeni.. Beğendiniz mi?.. Hayır mı?.. Hay ağzınızı kırayım ben sizin...)
Neyse bizim iki oğlan okumadı, verdik bi yere çalışmaya başladılar. Eti senin kemiği benim derken ikisini de yemişler iş yerinde... Canımız sıkıldı... Kafamız karıştı... Neşemiz yerine geldi...
iki tane kız çocukaldık, yeni... Onları çok sevdik... Çok akıllılar. isimleri de Audrey ile Mercan... Neden dersiniz? Hah hah hah... Evet doğru bildiniz!... Görüşmek üzere!!!............. S.ktir lan..."