Allah muhammed ya ali dedikleri halde muhammed'i saymadiklari idda edilen, benden olmayan kotudur mantigi tasiyan yavsaklar tarafindan surekli elestirilen, inanca saygi diye ortaligi birbirine katip aleviligi kotuleyen kisiler tarafindan anlasilmasi biraz zor bir olaydir.
sünni olmayı reddedenleri doğal olarak müslümanlığı da reddedip öteki dünyada poğaçalık görevi üstleneceklerdir. he yok imanını koruyorsa, allah 'ın rahmetinden sual olunmaz.
sünni olmak gibi bir amaçları yoktur. bundan dolayı da içleri rahattır. elmanın armut olmak gibi bir amacı olabilir mi?
dinde yanlışa düşmüş değillerdir. her mezhep dini farklı şekilde yorumlar. sünni olmamayı dinde yanlışa düşmüş olarak yorumlamak için salak olmak gerekir.
sakallarını nasıl kesmeleri gerektiğini özellikle sözlükteki 'sünni din alimleri'ne sormaları gerekir.
salak demiştik ya sözlükteki ulemalara.
beş on satırda bile salak olduğunu nasıl da kimileri dışa vururlar...
türkü, deyiş, nefes bunları ayrı ayrı öğrenmesi gereken salaklarla maalesef muhatap olmak kötü bir durum.
oruç, namaz konularında da aleviliğin öğretileri hakkında zerre bilmeyen bu geri zekâlılar sadece fazlalık.
salak demiştik ya sözlükteki ulemalara.
aleviliğe kendi atalarının yolundan giderek iftira atan, karalamaya çalışan bu geri zekâlılar
aynı zamanda 'biz sizden bin kere daha aleviyiz' diyerek ne komik ve ahmakça bir noktada olduklarını gözler önüne seriyorlar.
domuz da yiyormuşuz ya. vay be. beni ne üzer biliyor musun? yiyor olsam bile domuz yemek değil de, domuz karakterlilerle aynı ortamda yazıyor olmak!
öncelikle sünni filan değillerdir. tıpkı caferiyye, ismailiyye, mutezile, vehhabilik gibi 72 fırkanın 71 adedinden biridirler. bu ne demektir? dinde yanlışa düşülmüş demektir.
bidad ehli demektir. sakallar o biçim, türküler o biçim, zikir yok türkü var, oruç yok bilmem ne yok... bu nasıl iştir arkadaşım. biz sizden bin kerre daha aleviyiz. maksat hz ali efendimizi sevmek ise!
bu mesele şia 'dan çıkmıştır. sonra aleviler de aralarında ayrılmışlardır. bakınız bu kimselerin trakya 'daki köylerinde domuz da yenir, türlü saçmalıklara imza da atılır. bu hakaret değildir, bir mevzudur. daha anlatırım da ağır kaçar, sonra benim kulaklarımı çekerler filan...
sünnilerin hiç birşey bilmediğini sadece alevilerin düşünme yetisine sahip olduğunu düşünen yazılan şiirleri kendilerince yorumlayıp kendilerini namazdan, gusülden, oruçtan muaf tutan kimseciklerin inanışıdır.
yaşam felsefedir. eline, beline, diline hakim olmayı öğütleyen, her güzelliğin insanda olduğunu söyleyen, insana insan olduğu için değer veren bir felsefedir. anlamak her yiğidin harcı değildir. *
şiilik ile karıştırılmamalıdır. alevilik anadoluya özgüdür. türkiye de alevi olmak zordur. üç beş kıytırık insanın uydurma hikayeleri okumayan cahil halkın aklında yer etmiştir ve hala bunlar zırvalanır birileri tarafından. alevileri tanımak için içlerine girmek gerekir. cem evlerinde çay içmek gerek, sohbet etmek gerekir. kimseyi kovmazlar, terslemezler.
hurafeleri değil de insanları merkez alan bir din olduğu için tepki görmesi son derece normaldir. hep böyle olmamış mıdır zaten? hoşgörü değil de şiddete rağbet vardır (bkz: hoşgörü) dini islamda. bu adamlar "şiddet" kısmını almamışlar işte, aydın bu insanlar. neden tepki gösteriyorsunuz bu insanlara. bu insanlar yapılması gerekeni yapmışlar, inanmışlarsa bile "yorumlamışlar.". 1400 yıllık bir karanlıktan çok daha yeğdir.
çorum ve maraş olayları üzerinden fazla geçmedi kaç tane alevi vatandaş katledildi. hatta o kadar uzaklara gitmeyerek 2 temmuz 1993 madımak olayı sivas katliamına 37 kişinin ölümüne bir göz atıldığın da neden kimlikleri sakladıklarını görebiliriz.
belki yavuz sultan selim'in yaptıklarını araştırdığınız da neden bu zamana kimliklerini belirli yerler de ve zamanlar da saklanıldığını öğrenebilirsiniz.
ve şimdi seslerin çıkması radyo ve televizlar ve özgür dünşünce halk partileri ve dernekleri. dünya çapında 20 milyon civarı alevi vatandaşı vardır. bunun seslerin çıkması için bir sebep olduğunu da düşünebilirsiniz bir çok ülke nüfus undan çoktur.
müslümanlığın içerisine yerleştirilemeyecek olan, mezhepten ziyade bir yaşam formu olarak değerlendirilmesi gereken; içerisinde sadece müslümanlık değil şamanizm, zerdüştlük. budizm vs. gibi birçok toplumsal ve felsefcik formun yer aldıgı düşünsel sistem ve yaşam pratiğidir.
alevilikte sunnilik gibi islam dininin ve müslümanlığın bir parçasıdır. Hz. Muhammed (s.a.v) peygamber olarak kabul edilir Hz. Ali'nin yandaşı olmak demek onu peygamber saymak değildir.
müslümanlık ile bağdaştırılmaz çünki müslümanlardır. kutsal kitapları kurandır, peygamberleri hz. muhammed dir. sadece ali yandaşıdırlar bunun için aliden yana oldukarı için alici-alevi denilmişlerdir. bir kültür ve her insan bu kültüre sahip olamaz doğuştan olman o acacaktan gelmen gerekir.
hazreti muhammed'in peygamberi olduğu islam dininin; savaşcısı, halifesi hazreti Ali'nin önder kabul edildiği mezhep. tabi ki böyle köklü bir inanışı yargılamak belki benim haddim değil, ama müslümanlık ile bağdaştırılması çok hoş değil.
Türk Milleti şunu anlamalıdır ki Araplaşmamış Sünnisi, materyalistleşmemiş Alevisi, hemen hemen aynıdır. Yaşam şekilleri, inanışlarındaki felsefi birikim çok benzer.
Ne zaman ayrılık ortaya çıkar, Sunniler için şehirleşmedeki tarikatlaşma, Aleviler için şehirleşmedeki Materyalistleşme.
Bakınca ne tarikatçı cemaatçi Sünni Müslümandır çünkü ne de Materyalistleşmiş Alevi müslümandır.
Tarikatçı sünni binlerce yıllık Türk geleneği olan Düğün derneği bile kafirlik diye bir kenara koyup Kendi kafasına göre haremlik selamlık saçmasapan atraksiyonlara girişir, Materyalist Türk Alevisi de kandırılmışlıklarla yıllarca ötekileştirilmenin abartısını diğerlerini ötekileştirip azınlığa iterek daha beter hale getirir.
Ben şahsen Kendi Köyümle, Bir alevi köyünün geleneği göreneği arasında bir fark göremiyorum. Bizimkiler camiye gider onlar cem e.Bunu dert edene yanıt. Sana ne!
Keza Sunniliği ötekileştirerek tamamen arapçı ilan eden Aleviye de yanıt sana ne!
Şah ismail- yavuz çekişmesi de olaydan tamamen ayrı bir konudur aslında. iKisi de mehzepleşmeyi siyasi çıkarları uğruna kullanmış bastırmışlardır, Galip Yavuz Sultan selim olmuştur. 500 yıllık meseleyi bugüne taşıyıp kin nefret besleyerek iki taraftan da ayrılık Çıkarmak da Türk Milletini bölmekten başka işe yaramamaktadır.
Alevisi-SÜnnisi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği yolla TÜrk Olmaktan başka hiçbir şeyin gururunu ve ülküsünü yaşamamalıdırlar. Yoksa ALevilik fanatizmi, Sunnilik fanatizmi de aynı kapıdır Mehzepçiliktir.
Arapların islamın içine siyasetle etmesinden sonra Neden bunları bizim gibi yapmıyorlar diye eleştirilen müslüman Topluluk.
Hasan Hüseyine muamelesinden yezidi, Muaviye yi de Türk olarak emevi devletini kurduğundan günahım kadar sevmem, Ama siyasi olarak bakıldığında yezidin muaviyenin Arap devleti için yaptıkları aşikardır.
E ben Sünni değilim, Alevi de değilim şii de değilim ama müslümanım. Şimdi benim yezidi muaviyeyi takdir etmemin dini görüşümle bir alakası var mı yok?
Siyasi açıdan takdir ediyorum ama bu iki adamı arap devleti lehine yaptıklarından, Sonuçta bir kabile devletinden imparatorluk çıkarmışlardır.
E ben böyle düşünüyorum Aleviler de ehlibeytten siyasi olarak sevmedikleri olabilir, bunun dinle ne alakası var?
Namaz'a, niyaza gelince Alevilik hariç bütün mehzepler birbirine kafir gözüyle bakarlar ve hepsinin namaz niyaz konusunda yargıları farklıdır.
haklarında kendi görüşlerini genel geçer sorgulanamaz doğru sananlarca yanlış atfedilen kişilerin kültürü*.
güzellerim, binlerce kez söyledik ama yine de söyleyelim:
din gibi göreceli bir kavramı kendi merkezine yerleştirip oradan "mutlak doğru" denilen şeyi bulmaya çalışıyorsan, daha bin fırın ekmek yemelisin. unutma ki, senin gözünde senden olmayan insanlar nasıl kafirse, senin dinine inanmayan insanların gözünde de sen aynen öylesin. yani bir hristiyana veya museviye göre sen de bir kafirsin. sen istediğin kadar kendini parçala, yırt, dağıt... hiçbir zaman öyle olmadığını, mutlak doğruya biat ettiğini kanıtlayamazsın. ancak inanabilir ve kendini rahatlatabilirsin. elinden en fazla gelen/geleblecek olan budur zira. hala neden bunu anlayamıyor bazı insanlar, bu kadar mı kıt zekaları, bunu anlamış değilim.
ne olduğu hala tam olarak anlaşılamamış olandır. din desek olmuyor, semavi dinler üç tane. mezhep desek islami mezheplerde adı geçmiyor. en yakın olduğu yer caferilik mezhebi. hadi bunu kabul edelim. inançları islam dini üzere ise, oruçları ve namazları neden farklı eda ediliyor ? sonra islam dininin emri olan başörtüsüne karşılar. ehli beyt i seviyorlar ama hz.peygamberin en yakınında olan hz.ömer ve hz.osman a karşılar. cemel ve sıffın vakalarında hz.ali ye karşı olan sahabenin nakillerini kabul etmiyorlar. bunun gibi daha birçok ayrılık var.
çözebilen varsa açıklasın biz de kim nedir öğrenelim. işin özünde ben hem islam dini içinde varım hem de kendi bildiklerimi uygularım mantığı var. o zaman peygambere ve içtihatlarına ne gerek var.
nakşilik gibi tarikat kollarından birisidir..konya'dan olanlara konyevi, mekke'den olanlara mekki gibi nitelemeler kullanıldığından kendisini hz.Ali'den hissedenlere alevi denir..değiştirmeden dosdoğru yaşayanlar olduğu gibi, yozlaştırılmış değerle, bilgilerle ve ritüellerle yaşayanlar da vardır..