içinde nefret, sevgi, intikam ve bilimum aşka dair duyguyu barındıran haldir. aslında çokta uzatmamak gerekir ceketini alıp çıkarsın hiç bir şey yaşanmamış gibi. aslına bakarsan yaşanmamıştır da çünkü yaşanmış olsaydı ne aldatmak olurdu ne de aldanılmak.
özcan denizin kalp yarası isimli parçasında çok güzel anlatılmıştır...
-bir bölümünde nefesinde el oğlunun nefesi der...
-bir bölümünde gidip sıyırayım gördüğüm ilk entariyi öldürene kadar aldatayım, öyle olmuyor böyle de olmuyor sığmıyor bu benim meşrebime vesselam der...
eskiden sevgliliniz olan kişi -yani sizi aldatan- kişi aksini söylüyor, ama en yakın arkadaşlarınız dahi size aldatıldığınızı söylüyorsa çok daha fazla acı veren husus. olay yeni çünkü. inanmak istemiyorsun. sanki o sana "o bir erkek değil, domates o" dese "tamam aşkım" deyip ilişkinize devam edecekmişsiniz gibi geliyor. ama değil.
ne oluyor, sözde "ara verdik" lafları ardında hayatına devam ederken birgün; önce onu, ardından da eski sevgilisini görüyorsun. ne oluyor, arkadaşlarının garip bakışlarına salakça rağmen gülüp selam veriyorsun. ne oluyor, onca laf varken o sana sadece "hii!" diyip koşarak eski sevgilisiyle cafeye kaçıyor. ne oluyor, sen sokak ortasında dizlerinin üstüne çöküp eşşekler gibi ağlarken arkadaşların sana "senin sevdiğin kız o değil" diyorlar. ve ne oluyor biliyor musun? ne kadar kabul etmek istemesen de, daha önce ömründe kimseyi öyle sevmesen de...
daha pisi daha çirkini vardır efenim. (bkz: aldatmak). evet aldatılmak bir bakıma daha iyidir. acı çeken olursun belki *. ama sevdiğinin mutlu olduğunu bilmek dünyalara bedel değil midir? aldatınca bencillik yaptığını anlarsın. bu sefer o değil sen mutlusundur. sevmek onu değil onu sevmeyi alışkanlık haline getirmek değil midir?
Kalplerinizi, ruhlarınızı büyük umutlarla, aşklarla sundunuz bir yabancıya. O yabancı keşfe çıktı ve en merak edileni oldunuz bir anda. Mutlu geceler ve mutlu günlere hatta zamanla mutlu hayallere sahip oldunuz en pembe panjurlusundan. Doğmamış çocuklarınıza kaftan misali isimler biçtiniz.
Aşkınızı yaşadınız. Zamanla alışkanlıklarınız başladı. Hani hep derler ya yerini sevgi almaya başladı evet işte ondan oldu. Sevgi anlayışlarınızı tartışırken buldunuz kendinizi. Sevginiz anlayamadığınız bir şekilde pembeliğini yitirir oldu. Sanki biri ışıkları söndürdü ve asıl olan ortaya çıkmaya başladı.
Işık gitti. Özü gitti, heyecanı gitti. Varolan çıkıverdi. Sırayla pembeleşen sonra mavileşen ve sonra siyahlığını sunan bir şeydi. Pembeydi çünkü uçuştunuz. Binlerce kelebek oldunuz .Kim bilebilirdi o anda ömrünüzün kısa olacağını. Sonra inatla mavileştiniz. Hayallerle süsleyip durumu kurtarmaya çalıştınız.Hem de öyle bir mavileşti ki dur durak bilmedi. Giderek özüne döndü. Zirvedeyken mutluluk balonunuz söndü.
Sebep kimi zaman bir yabancı oldu. Beklenmedik bir misafir. Evinize çayınızı içmeye gelmedi. Canınızı almaya geldi sanki. Azrailden bile daha korkulu gibi geldi gözünüze.
Bu yabancı öyle biriydi ki nurunuzu söndüren o gibiydi. Daveti veren peki kimdi bilemediniz.
Aldatmak kimin doğasıydı kavrayamadınız. Kaşifinizin mi?O mu yapmıştı tüm bunları inanamadınız. Ne için üzmeye karar vermişti bir zamanlar en sevdiğini bu insanoğlu?
Neden haz alır bu duygudan diye çıktınız yola ve sorgularken buldunuz kendinizi neydi bende eksik olan
Birilerini gözü yaşlı bırakmak mı güzel olan bunu mu seçmişti diye yinelediniz;her toparlanmaya çalıştığınızda.
Zamanla kavramları karıştırdınız. Kim ne der korkusuna yenilip yenilip ayaklandınız ve kendinizi bulmaya çalıştınız. Tadilat nedeniyle kapanan kalbinizde kendi kaşifiniz kendiniz oldunuz. Doktorunuz ve aşığınız oldunuz. Hepsini kendiniz yaptınız onca bakışın altında. Kendi ışığınızı kendiniz açtınız. Bembeyaz ve biraz da yeşil serpiştirdiniz. Filizlensin diye. Kalbinizin attığını hissettiniz.
Aldatan aldanır bunu bilir bunu söylerim demeyi öğrendiniz.
Sadece sözler bitmişti her şeyin üstünde. ilahi bir şeyler eksilmişti soluksuz kalan göğsünüzde bunu hatırladınız. Kolu kanadı kırılmıştı sevdalı kuşlarınızın. içinizde uyanan Tanrıyı sorguladınız. Etrafınızda tavsiyeler, söylenenler; karşında acı olay ve içinde kanayan kalp. Bunlar çevrelerken ruhunuzu yinelediniz aldatan aldanır.
Ritmini bozar hayatın aldatılmak siz de bunu yaşadınız.
Aldatanı duyguları aldatır. En kötüsü de bu. Kendisinden başka kim yapabilirdi ki zaten bu kadar kötüsünü dediniz. Bir zamanlar kolunuzu kanadınızı kıran, bu güven ve bir çok şey. Size neler oldu anlayamadınız.
Adı yok aldatanın. Aldatanın ruhu yalancı. Aldatanın ruhu yok.
Aldatan çok kanattı.
Her ilişki gibi bu da böyle bitti. Elinizde çayınız, aklınızda düşünceler, mutfağınızda pişmeye hazır yeni aşklar. Yaşadığınızı fark ettiniz ve hep yaşayacaksınız.
burada kadınların kendi önyargılarının kurbanı olma durumu da vardır. aldatılmanın her türü aldatılmakdır, öyleyse tüm erkekler aynıdır deyip hepsini aynı sepete koyup içlerinden en kötülerini seçmesinden kaynaklanır. hem güzel, hem akıllılar ya!
öğrenildiği andan itibaren kendinizi başrollerini o'nunla senin paylaştığı romantik bir başlangıcı olan kısa filmin içinde bulursun.ilk karşına çıktığı gün ve şu ana kadar yaşanılan herşey en küçük ayrıntısına kadar vardır o filmin içinde.Hep kıyaslamalar yaparsın.Ve kendine sürekli aynı iki soruyı soru durursun.NEDEN? BRN BUNU HAKEDECEK NE YAPTIM..?acı sona yaklaştığınızda artık yaşanması gereken acılar ortaya çıkar.çözüm aramak saçma bence illet bir hastalık gibidir.çözümü yok hafifletici ilaçlar belki:)önemi olan bundan sonrsıdır artık.asla affetmem türünden cümleler saçmalıktır.yani bu insanın sewgisine ve karakterine bağlıdır.çok güçlüyse sewgisi gelir geçer bıraktığı izlerle birlikte bi bakmışsın izleri beraber tedavi etmeye çalışıyorsun.bu ölümlü dünya da ne olursa olsun yanında mutlu olduğun kişiyi kaybetmeye değmez.aldatan kişi zaten karşı tarafı seviyorsa eğer içinde yaşadığı vicdan azabı ve pişmanlık duygusu fazlasıyla ceza olucaktır ona.yani karşılığını almasını istemek falan saçmalıktır.
bilinçaltının tecavüze uğramasıdır . paranoya , güvensizlik , kin ve nefret duygularını beyine enjekte eder . nefret vücudu diri turar , paranoya belki bir parça daha delilik demektir ama güvensizlik hissi insanı kemirir .
ben bu gün aldatılmanın ve terkedilmenin birinci ayını kutlayan biri olarak diyorumki çok da abartılması gereken bir durum değil aldatılmak. sonuçta gözle bile aldatıyoruz sevdiğimizi belki günde kaç kere ama akşam onun yanına dönüyor yine çoğumuz, kötü olan dönülmeyenler, kötü olan sevilmediğini bilmek. 1 ay önce bana bitti dediği gün öğrendim, o arada bir dalgasını geçtiği garip saçlı kızla aldatıyormuş beni. 3 gün boyunca ölmeye teşebbüs tarzında ağlamalar yaşadıktan sonra 4. gün daha arınmış uyandım 5. gün aldatılmış biri olarak ilk defa sinemaya gittim ve çok güldüm 6. gün hiç ağlamadım.
16. gün beni aldattığı kızla olan bir resmi geçti elime ilginçtirki o garip saçlı kız bile daha tanıdıktı benim için aldatılmak güzel anıları kovmuştu hayatımdan.
bu gün ise 1 ay oldu aldatılalı o garip saçlı kız olmasaydı 32. ayımız olacaktı oysaki onlar bir yerlerde 1. aylarını kutluyorlar. aldatılmanın bendeki etkisi de bu olsa gerek yıldönümlerini bile hatırlamayan ben utanmasam gün gün sayacağım ondan uzaklaşmamı.
özetlemeye çalışırsak ki sanırım artık çok geç aldatılmak üzerine düzinelerce satır doldurabileceğin ama sende yarattığı boşluğu hemen dolduramayacağın yinede abartılmaması gereken bir durumdur.
Varmı şu dünyada erkek kadar yalan
Varmı erkek olupta aldatmamasına imkan
Sıksam yalan fışkırır etinden kemiğinden
Eğer aldatmıyorsa şüphe et erkekliğinden...
öyle bir şeydir ki bir kere müptalası oldunuz mu bırakamazsınız. bir kere geceleri kabuslar görmenize neden oldu mu işte o zaman siz kendinizi onda bulursunuz. sadece aldatılmakta. hele bir de aldatmışsanız işte o zaman aldatılmak farklı bir mazoşizme neden olur. öyle ki; her defasında:
bile bile konuşmazsınız.
bile bile serbest bırakırsınız.
bile bile beklersiniz.
o anı sonunda duyacağınız anı beklersiniz. bile bile her defasında sonuç sizin iliklerinize kadar titremenize sebep olur. bile bile bundan zevk alırsınız. bile bile dinlersiniz. nedir nasıldır. nasıl olmuş nasıl bitmiştir. ve yine bile bile uyayamazsınız. uyusanızda kabus görürsünüz. artık sizi hayatınızın bir parçası olmuştur. bir kere aldattıysanız ve ya aldatıldıysanız bile bile titrersiniz. bile bile...
aldatılmak aslında karşındakinin kullandığı eşyadan sıkılıp, yerine yeni bir eşya alması gibidir.bazen bu eşya kalıcı olur, bazen o eşyayı da sevmez, yerine yenisi alır, veya eskisini geri koyar.ama eski eşyayı yerine koymak istediğinde siz hala onu bekliyorsanız o zaman aldatılmak sizin için alışkanlık olacak demektir.
utanılacak bir şey asla değildir. aldatılmak, sadece, karşı tarafın kişiliksizliği, tatminsizliği, sütü bozukluğudur. yapmanız gereken asla aynı şekilde karşılık vermemek ve o şahısla bağlantılarınızı kesmektir.
(bkz: aldatan aldanır)
Aldatılmak hayata inanmaktır aslında , eğer bi tecrübesi yoksa insanın hayata dair ; hayat o insanla dalga geçmeye devam eder. Aslında o kadar basittir ki aldatmak 1 saniyeden kısa sürede ortaya çıkan düşüncelerin fiziksel anlamda hayat bulmasıdır. Eğer hayata inanırsanız aldatırsınız , aldatılırsınız.