vardır. yani vardır derken, şöyle var olabilir. aklının bir köşesinde, aldatmayan erkek, erkek midir düşüncesi değil, asıl aldatmayan erkek, adamdır düşüncesi sürekli var olursa, aldatmayı sığır bir düşünceyle, cesurluk sanmaz. bir erkek, karısını, sevgilisini çok severse , aldatmaması gerektiğini bilir, geriye kalan, çevreden gelen dürtülere karşı yenik düşmemektir. düşmemeye çalışmaktır.
mağara döneminden kalan ilkel içgüdülerle bu vebale giren bireyin, vicdanını rahatlatmak adına kurduğu tümce.
ahlak prensibinden yoksun, erkeğim ne yapayım hormonlar vesair gibi bir içgörüşle devam eder.
şu çağda aldatmak öylesine normalleştirildi ki matah bir hikaye minvalinde anlatılır oldu.
bilinmelidir ki aldatmak cinsiyetten ziyade kişilik, karakter meselesidir, öz saygı/özgüven sahibi herhangi bir bireyin iç dünyasında boşluklar yer almadığı için zihin bulmacası çözmez, çözdürmez tabiatı ile övgüye ihtiyacı olmadığı gibi hormonal olarak da vucüdu 'libido libido' diye çığlık atmaz.
ayrıca aldatmamak bir övünç meselesi değil, olması gerekendir sadece.
sevdiği kadının yüzüne bir ömür rahat bakmak isteyen pek çok adam tanıyorum.
O zaman aldatılmayan kadında yoktur. Her erkek her kadını aldatıyorsa her kadında masum değildir. Sağ eliyle mi aldatıyor hemcinsiyle mi aldatıyor. Aldatmak kavramı insana özgüdür arkadaşım. Cinsiyete yüklersen bunu bir sürü şey söylenebilir her iki cins içinde.
genel anlamda dogru bir önermedir. sadece cok sevdigi insani aldatarak ne kadar üzdügünü anladigi gün, bir daha hic aldatmaz erkek. zordur o da, gercekten büyük bir ask gerekir. onun disinda en masumundan en capkinina kadar her erkek ufak capli da olsa aldatmistir. aldatmadim diyen de toptur, ibnedir. erkeklerle aldatmistir. *