güvensiz, kişiliksiz, karaktersiz bünyelere has bir davranıştır. kendi kendine bak ben neyim diye kanıtlama çabası içine giren birey bu hareketiyle sadece kendini küçültür, bayağılaştırır.
bir kadının kalbi yalnızca bir kişidedir, hiç bir kadın, bir erkek gibi biyolojik nedenlerle aldatmaz, idare etmez. nasıl ki erkeğin doğasında başka dişilere bakma, farklı kadınlara sahip olma isteği varsa, kadın kalbinin de her geçen gün yeniden fethedilmeye ihtiyacı vardır. kadınlar erkeklerin bu yönelimlerini normal görmelidir,
erkek, karısını yuvasını sever, fakat çekici bir kadına da karşı koyamaz, bu onun doğasında vardır, engel olamaz, kadının da bu kadar tepki vermesini anlayamaz.
bunu büyütmenin anlamı yoktur. başkasına bakar, belki birlikte olur, ama evine döner, karısını sevmeye devam eder.
ancak erkeklerin de şunu kabullenmesi lazımdır. erkek kendini yenilemelidir, eşini/sevgilisini her geçen gün kendine yeniden hayran bırakmalıdır. onun ruhunu bulmalıdır, onun ne kadar hassas olduğu bilincini kaybetmeyip, sürekli ilgisini sürdürmelidir, ona, kendine güvenini kaybetmesine neden olacak monotonluğu yaşatmamalıdır. bu ilgiyi sadece cinsellik boyutunda tutarsa, bir zaman sonra malesef kadın, doğası gereği ihtiyaç duyduğu ilgiyi bulduğu ilk kişiye öncelikle kalbini, kendini güvende hissettiği anda da bedenini teslim edecektir.
kocasını aldatacaktır evet, ancak evine döndüğünde, * kendini onun kollarına bırakmayacaktır. buradan bile kadının sadık olduğu sonucunu çıkarabiliriz, ancak ne acıdır ki artık gerçek sevgiyi bulduğu kişiye duyacaktır bu sadakati.
kadın mecbur kalmadıkça aldatmaz.
erkek mecbur kalmadıkça aldatmaz.
bu her iki cinsin de doğasında vardır.
buna kimse engel olamaz.
yapılması gereken tek şey aşkları sürekli beslemektir.
ya da ortada bir sorun varsa bunu kökten çözmektir.
bu doğal süreçtir arkadaşlar.
bunlar gerçektir.
sevdiklerini veya insanları, yanıltmak, hîle ve oyuna getirmek, kandırmak, iğfâl etmek, dolandırmak, sözünde durmamaktır.
kur'an-ı kerim'de aldatma, münâfıklara yakışan çirkin bir huy olarak belirtilmiştir. münâfıkların en belirgin özellikleri allah'a inanmadıkları hâlde, "inandık", diyerek başkalarını kandırmalarıdır. allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışan münâfıklar aslında kendilerini aldatmışlardır. allah mutlaka onların hîle ve aldatmalarını boşa çıkarır.
insanlarla olan ilişkilerde de dürüst olmak gerekir. başta alış-veriş olmak üzere her konuda başkalarını aldatmak ahlâksızlıktır. dünyada insanları aldatmak mümkün olsa bile, cenâbı hakk her şeyi kuşatan ilmi ile yapılanları bilecek ve ahirette bunun hesabını hilekâr yalancılardan soracaktır. bunun için asıl aldananlar, geleceklerini düşünmeden başkalarını aldatmaya çalışanlardır.
bütün bunlar düşünülerek, insanları aldatmamak en güzel olanıdır.
kisiye dogumundan itibaren asilanan sadakat duygusunun aslinda insan dogasina aykiri olmasi gercegi dolayisiyla vuku bulan hadise aldatmak sadece bir partneri yaniltmak kandirmak degil, ayni zamanda herhangi bir kisiyi, kavrami ya da kendini kandirmaktir insan dogasi geregi cesitliligi seven bir varliktir ve sadakat ne kadar ulvi, ne kadar romantik ve erdem dolu bir hissiyat olursa olsun, rutinden nefret eden ya da rutine mecburen tolere eden insanoglu hep baska arayislar icindedir aldatmanin asil asagilik tarafi, bir baskayi arzulamak hissiyati degil, karsidakini kucuk dusurup kendi sigliginin icinde bogmaktir ...
bir gençkızsanız ve karşınızdaki insan evliyse geceleri kafanızı yastığa koyduğunuzda vicdan azabı ve beraberinde tuhaf bir mutluluk heyecan veren bir olaydır.
tasvip edilmeyen davranıslardan biridir. aldatılanın pek bir sey kaybettigi soylenemese de aldatan acısından oldukca zararlıdır. gecici sureyle kendine guven saglar, gecici sureyle aferimdir, nasıl da beceriyordur. ancak farkettiginiz gibi gecici surelidir tum sozde getirileri. gerisi tamamen ruh lekelemek, haysiyet kirletmekten öte bir sey degilir. heyecan yarattıgı soylense de heyecanı yaratan korkudan otesi degilidir ve garip bir sekilde insan denen mahluk bu korkudan kimi zaman gururla bahseder, "abi inanmazsın ama 3 bucuk atıyorum suan ve vuuuuuuu nasıl da heyecanlıyım olum anlatamam" demeye denk sacma gunah cıkarımlarıyla, pisaya yaptıgı yalanıyla kendini oyalar, aynı zamanda rezil eder, sonsuza dek eksiltir.
aldatmak caresizlik bahanesiyle gölgelere kacmak için bir yontem degildir.
aldatmak, kendi kişinin kendi rezalatinden kurtulmak için giriştigi, hazımsızlık sonrası kusma işlemidir. denilebilir ki; aldatan kişi eksiktir, kararsızdır, birey oldugunun farkına varamamıstır ve evet, eger insanlar arasında seviye ayrımı yapılabiliniyorsa bu oldukca gecerli bir kriterdir.
bu acıdan aldatılan kişinin bir sey kaybettigi soylenemez. hele ki farkına vardıysa asıl o zaman kaybetmekten kurtulmus demektir. aldatanı anlamalı* ve kendisini uzmeye fırsat vermeden kişiye yol vermelidir. cunku uzulebilinecek bir nokta varsa, kendi lanetini kendi içinde tasıyor olusundan, aldatanın ta kendisidir.
Aldatmak, Sevginin bitmesidir. Biri sizi aldatıyorsa size olan sevgisi bitmiş demektir. Aşk demiyorum bakın sevgi diyorum. Aşkın bir süresi vardır. elde edilene kadar sürer ama sevginin sınırı yoktur. Ölünceye kadar ve oldükten sonrada devam eder. Aldatmayı yapanlar bişi yaptıklarını sanırlar ama kendilerini kandırmaktan başka bişi yapmıyorlardır aslında.
mahmut o gece toplantıda olacağını hanımına söylemiştir.
lakin mahmut joesph erdem tarafından izlendiğini bilmemektedir.
ihanet avcıları ve eşi tarafından bir evde basılır.
-açarmısınız kapıyı.
+kim o?
-mahmut yanındaki hatun kim, duş mu alıyorsunuz?
+o benim iş arkadaşım...
can dündar'ın ifadesiyle aldatmak:
--spoiler--
ihanetler böyledir: ilki, bir yenisine gebedir; ikincisi daha az acı verir. ondan sonra dur durak yoktur: güvenilmez aşık, sevdikçe kıran, gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan biçare dervişe döner. artık acılara hapsolmuştur: buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin ahı tutup terk edildiğinde mukadder yalnızlığına kapanacaktır. *
--spoiler--
şöyle; öncelikle bir erkek bir kızla çıkarken her ne hikmetse kızların gözünde kıymete biner. kızın arkadaşları da dahil olmak üzere herkes adama yazar. adam da hayatında karşılaşmadığı bu durum karşısında yanıt verir.
lakin erkek seçenekleri kadar sadıktır.
ama kızdaysa durum değişir. çünkü bir kız biriyle çıkıyorsa, tabir-i caiz ise kısmetleri o dönemde kapanır. bir çok erkek de o kızla beraber olmak istemez. ama "single" durumu ortada ise, fazlasıyla ilgi alır.
ilk ilişki korkusu 'nun tavan yaptığı ülkemizde de, -genelde- erkek kadınıyla cinsellik yaşayamaz. yaşasa bile istediği kadar yaşamaz. bu durumda da bedenini tatmin etme arayışı içine girer.
kadının aldatmasındaysa da, erkek çuvallıyordur. yeteri kadar mutlu etmiyordur, yeteri kadar huzur vermiyordur, yeteri kadar güven vermiyordur. kadın da yanıtı başkasında arar.
ama erkek gibi arada bir düşüncesi birine gidip gelmez, bir kadın sevgisini silerse bir daha yerine gelmesi imkansıza yakındır.
kadın aldatmışsa, o ilişki zaten bitmiş, yeni seçenekleri değerlendirmektedir. erkek o kadının yeteri kadar "erkeği" olamamıştır.
erkek aldatmışsa, kız arkadaşı yeteri kadar "kadını" olamamıştır.